Bakanlar Kurulu: Türk Ceza Kanunu ile Bazi Kanunlarda Degisiklik Yapilmasina Dair Kanun - 6545 (28.06.2014 t. 29044 s. R.G.)

small_resmi-gazete(27).bmp


GÜMRÜK HABER - UĞURLU GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ
Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun - 6545 (28.06.2014 t. 29044 s. R.G.)

 

Kanun No. 6545 Kabul Tarihi: 18/6/2014

MADDE 1 – 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı  Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin beşinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on  iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

“Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek  amacıyla kenevir ekimi yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası  ile cezalandırılır.”

MADDE 2 – 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun;

a) (1) sayılı Tarifesinin “A- Mahkeme Harçları” bölümünün “IV.  Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının (d) bendinde yer alan  “itirazen yapılacak başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (3) sayılı Tarifesinin “I- Başvurma harcı” kısmının (d) bendinde  yer alan “itirazen yapılan başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,  İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3- 1. Bölge idare mahkemeleri, başkanlık, başkanlar kurulu,  daireler, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden  oluşur.

2. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en  az iki daire bulunur. Gerekli hâllerde dairelerin sayısı, Adalet  Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca  artırılıp azaltılabilir.

3. Dairelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur.

4. Bölge idare mahkemesi başkan ve üyeliklerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca atama yapılır.”

MADDE 4 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/A maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemelerinin görevleri:

MADDE 3/A- Bölge idare mahkemelerinin görevleri şunlardır:

a) İstinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak.

b) Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev  ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak.

c) Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak.”

MADDE 5 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/B maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri:

MADDE 3/B- Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri şunlardır:

a) Mahkemeyi temsil etmek.

b) Bölge idare mahkemesi başkanlar kuruluna ve adalet komisyonuna  başkanlık etmek, alınan kararları yürütmek.

c) Bölge idare mahkemesi dairelerinden birine başkanlık etmek.

d) Mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlamak ve bu  yolda uygun göreceği önlemleri almak.

e) Bölge idare mahkemesinin genel yönetim işlerini yürütmek.

f) Bölge idare mahkemesi memurlarını denetlemek.

g) Dairelerin benzer olaylarda kesin olarak verdikleri kararlar  arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için başkanlar kuruluna başvurmak.

h) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 6 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/C maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu:

MADDE 3/C- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu, bölge idare  mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşur.

2. Bölge idare mahkemesi başkanının bulunmadığı hâllerde kurula daire  başkanlarından en kıdemli olan başkanlık eder.

3. Daire başkanının mazereti hâlinde, o dairenin en kıdemli üyesi  kurula katılır.

4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:

a) Gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak  ihtisaslaşmayı sağlamak amacıyla, bölge idare mahkemesi daireleri  arasındaki iş bölümünü belirlemek, daireler arasında çıkan iş bölümü  uyuşmazlıklarını karara bağlamak.

b) Hukuki veya fiili nedenlerle bir dairenin kendi üyeleriyle  toplanamadığı hâllerde ilgisine göre diğer dairelerden üye  görevlendirmek.

c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin  nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri  dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya  uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi  dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu  aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri  üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek  Danıştay Başkanlığına iletmek.

d) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

5. Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak talepler hakkında  6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39 uncu ve 40 ıncı  maddeleri uygulanır.

6. Başkanlar Kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.  Oyların eşitliği hâlinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış  sayılır.”

MADDE 7 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/D maddesi eklenmiştir.

“Dairelerin görevleri:

MADDE 3/D- Bölge idare mahkemesi dairelerinin görevleri şunlardır:

a) İlk derece mahkemelerince verilen ve istinaf yolu açık olan nihai  kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek karara  bağlamak.

b) İlk derece mahkemelerince yürütmenin durdurulması istemleri  hakkında verilen kararlara karşı yapılan itirazları inceleyerek karara  bağlamak.

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki  görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözmek.

d) Yargı çevresi içinde bulunan yetkili ilk derece mahkemesinin bir  davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin  yargı çevresi sınırlarında tereddüt edildiği veya iki mahkemenin de aynı  davaya bakmaya yetkili olduklarına karar verdikleri hâllerde; o davanın  bölge idare mahkemesi yargı çevresi içinde bulunan başka bir mahkemeye  nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek.

e) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 8 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/E maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanı, daire başkanları ve üyelerin  nitelikleri ve atanmaları:

MADDE 3/E- 1. Bölge idare mahkemesi başkanı ve daire başkanları  birinci sınıf olup birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri  yitirmemiş; daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup birinci  sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.

2. Danıştay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge idare mahkemesi başkanlığına veya daire  başkanlıklarına dört yıllığına atanabilirler. Başka bir bölge idare  mahkemesine yapılacak atamalarda da aynı usul uygulanır. Bu şekilde  atananların; Danıştay üyeliği sıfatı, kadrosu, aylık ve ödeneği ile her  türlü özlük hakları korunur; aylık ve ödenekleri ile her türlü mali ve  sosyal haklarının Danıştay bütçesinden ödenmesine devam olunur; disiplin  ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları Danıştay üyeleri hakkındaki  hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri süre Danıştay üyeliğinde  geçmiş sayılır. Bu kişiler; Danıştay üyeleri tarafından Danıştayda  yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu  üyeliği seçimleri hariç Danıştaydaki seçimlerde aday olamaz ve oy  kullanamazlar; istekleri üzerine Danıştaydaki görevlerine geri  dönerler.”

MADDE 9 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/F maddesi eklenmiştir.

“Toplantı ve karar:

MADDE 3/F- 1. Her daire, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla  toplanır. Görüşmeler gizli yapılır, kararlar çoğunlukla verilir.

2. Hukuki veya fiili nedenlerle bir daire toplanamazsa, başkanlar  kurulunun kararıyla diğer dairelerden; bu da mümkün olmazsa, Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca diğer bölge idare mahkemelerinden yetkili  olarak görevlendirilen üyelerle eksiklik tamamlanır.

3. Daire başkanının hukuki veya fiili nedenlerle bulunamaması hâlinde  dairenin en kıdemli üyesi daireye başkanlık yapar.”

MADDE 10 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/G maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu:

MADDE 3/G- 1. Her bölge idare mahkemesinde bir bölge idare mahkemesi  adalet komisyonu bulunur.

2. Komisyon, bölge idare mahkemesi başkanının başkanlığında, Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca daire başkanları arasından belirlenen iki  asıl üyeden oluşur. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ayrıca daire  başkan veya üyeleri arasından iki yedek üye belirler. Başkanın  yokluğunda asıl üye olan kıdemli daire başkanı, asıl üyelerin yokluğunda  ise kıdemine göre yedek üyeler komisyona katılır.

3. Komisyon eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.

4. Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu, 24/2/1983 tarihli ve 2802  sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 114 ve 115 inci maddelerinde  belirtilen görevler ile diğer kanunlarla verilen görevleri yerine  getirir.”

MADDE 11 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/H maddesi eklenmiştir.

“Müdürlükler:

MADDE 3/H- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlığında, dairelerinde ve  adalet komisyonunda yeterli sayıda yazı işleri müdürlüğü ve idari işler  müdürlüğü ile ihtiyaç duyulan diğer müdürlükler kurulur.

2. Her müdürlükte bir müdür ile yeterli sayıda memur bulunur.”

MADDE 12 – 2576 sayılı Kanunun 12 nci maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Müdürlükler ve mahkeme memurları:

MADDE 12- 1. Her mahkemede bir yazı işleri müdürlüğü kurulur.

2. Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde ayrıca idari, mali ve  teknik işlerle ilgili müdürlükler kurulur.

3. Her müdürlükte bir müdür ile yeteri kadar memur bulunur.”

MADDE 13 – 2576 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “onmilyon lirayı” ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde  değiştirilmiştir.

MADDE 14 – 2576 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 20- 1. Adalet Bakanlığı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği  tarihten itibaren üç ay içinde, Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesinde öngörülen bölge idare mahkemelerini kurar. Bölge idare  mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve  başlayacakları tarih, Resmî Gazete’de ilan edilir. Mevcut bölge idare  mahkemeleri, yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve  başlayacakları tarihe kadar faaliyetlerine devam ederler.

2. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlayacakları  tarih itibarıyla mevcut bölge idare mahkemelerinde bulunan dosyalar;  yargı çevreleri dikkate alınarak yeni kurulan bölge idare mahkemelerine  devredilir ve ilgili dairelere tevzi edilir.

3. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlama tarihinden  önce Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu mahkemelerin başkanları,  daire başkanları ve üyelerinin atamaları yapılır. Bölge idare  mahkemelerinde görev yapacak diğer personelin atamaları da aynı süre  içinde yapılır.

4. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin adalet komisyonları da bu  mahkemelerin göreve başlayacakları tarih itibarıyla oluşturulur.”

MADDE 15 – 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari  Yargılama Usulü Kanununun 15 inci  maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararın düzeltilmesi veya  temyiz yoluna; tek hâkim kararına karşı ise itiraz yoluna” ibaresi “ilgisine  göre istinaf ya da temyiz yoluna” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 16 – 2577 sayılı Kanunun 17 nci  maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “itirazlarda” ibaresi  “istinaflarda” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 17 – 2577 sayılı Kanunun 20 nci  maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri,  bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden  yapar.”

MADDE 18 – 2577 sayılı Kanuna 20 nci maddesinden  sonra gelmek üzere aşağıdaki 20/A  maddesi eklenmiştir.

“İvedi yargılama usulü:

MADDE 20/A- 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden  doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır:

a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri.

b) Acele kamulaştırma işlemleri.

c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.

d) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca  yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri.

e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari  yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan  kararlar.

f) 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların  Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararları.

2. İvedi yargılama usulünde:

a) Dava açma süresi otuz gündür.

b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.

c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri  tebliğe çıkarılır.

d) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün  olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün  uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin  geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır.

e) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek  kararlara itiraz edilemez.

f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde  karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da  duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.

g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş  gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

h) Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır.  Bu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri  kıyasen uygulanır.

ı) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür.

i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar  hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki  noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların  düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde  gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden  karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan  temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri  gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.

j) Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. Karar en geç  bir ay içinde tebliğe çıkarılır.”

MADDE 19 – 2577 sayılı Kanunun 45 inci  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İstinaf:

MADDE 45- 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka  kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı  çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz  gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk  lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere  karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince  verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna  konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında  dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare  mahkemesine gönderilir.

3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece  mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine  karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise  gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun  bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi  işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç  duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da  vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli  işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.

5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara  karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya  yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından  bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece  mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili  mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen  kararları kesindir.

6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncımaddeye göre temyize açık olmayan  kararları kesindir.

7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan  hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince  incelenmesinde bulunamaz.

8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna  başvurulamaz.”

MADDE 20 – 2577 sayılı Kanunun 46 ncı  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 46- Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare  mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar,  başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın  tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.

b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı  davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden  çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.

d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut  daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.

e) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma  işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama,  naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.

f) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.

g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını  Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983  tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

h) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli  sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan  davalar.

ı) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın  icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında  açılan davalar.

i) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım,  akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı  tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından  doğan davalar.

j) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin  Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun  uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile  Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile  Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan  davalar.

k) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun  uygulanmasından doğan davalar.

l) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı  Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

m) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları  piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan  davalar.”

MADDE 21 –2577 sayılı Kanunun  48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “mahkemece” ibareleri  “bölge idare mahkemesince” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “mahkemeye”  ibaresi “bölge idare mahkemesine”, “mahkeme” ibaresi “bölge idare mahkemesi”  şeklinde; dördüncü fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “bölge idare  mahkemesi” şeklinde; beşinci fıkrada yer alan “mahkemece” ibaresi “bölge  idare mahkemesince” şeklinde; altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  “mahkeme veya Danıştay daire başkanı” ibaresi “merci” ve “onbeş” ibaresi  “yedi” şeklinde; ikinci cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi  olarak davaya bakan Danıştay dairesi” ibaresi “ilgili merci” şeklinde;  üçüncü cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya  bakan Danıştay dairesi” ibaresi “merci” şeklinde; dördüncü cümlesinde yer  alan “Mahkemenin veya Danıştay dairesinin” ibaresi “İlgili merciin” şeklinde  değiştirilmiş; altıncı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “yapılması”  ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kesin bir karar hakkında olması”  ibaresi eklenmiş ve 7 numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş  olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin  kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun  anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar,  dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin  olarak verilir.”

MADDE 22 – 2577 sayılı Kanunun 49 uncu  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar:

MADDE 49- 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun  olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa,  kararı, gerekçesini değiştirerek onar.

b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi  hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı  düzelterek onar.

2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte  hata veya eksikliklerin bulunması,

sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde  kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.

4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen  incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen  uygulanır.

5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı  davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.”

MADDE 23 – 2577 sayılı Kanunun 50 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 50- 1. Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla  birlikte kararı veren mercie gönderilir. Bu karar, dosyanın geldiği  tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır.

2. Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili  merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini  tamamlayarak yeniden karar verir.

3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına  uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.

4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz  incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.

5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse,  ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari  veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır.  Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması  zorunludur.”

MADDE 24 –2577 sayılı Kanunun 51 inci  maddesinin başlığı “Kanun yararına temyiz:” şeklinde; birinci fıkrasında  yer alan “Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince  ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip” ibaresi “İdare ve vergi  mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile  istinaf veya” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “mahkeme veya Danıştay”  ibaresi “merci” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 25 – 2577 sayılı Kanunun 52 nci  maddesinin başlığında yer alan “itiraz” ibaresi “istinaf” şeklinde;  birinci fıkrasında yer alan “itiraz yoluna” ibaresi “istinaf yoluna”  şeklinde; “itirazı” ibaresi “istinaf başvurusunu” şeklinde ve son cümlesinde  yer alan “kararların temyizi” ibaresi “kararlara karşı temyiz ya da istinaf  yoluna başvurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 26 –2577 sayılı Kanunun 55 inci  maddesinin başlığı “Yargılamanın yenilenmesi usulü:” şeklinde, beşinci  fıkrasında yer alan “53, 54 ve bu” ibaresi “Bu madde ile 53 üncü” şeklinde  değiştirilmiş; üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “ve kararın  düzeltilmesi” ibareleri ile beşinci fıkrasında yer alan “ve kararın  düzeltilmesinde” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 27 – 2577 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici  madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- 1. Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin  getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve  başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu  tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte  yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.

2. Bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçme tarihine kadar idare ve  vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara yapılan itirazlarda bu  Kanunla düzenlenen istinaf kanun yolu için öngörülen harçlar alınır.”

MADDE 28 – 2577 sayılı Kanunun ek 1  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanunun 17 nci  maddesindeki” ibaresi “Kanunda öngörülen” şeklinde ve “onmilyon lirayı”  ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 29 – 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 5  inci maddesinde yer alan “yirmiüç hukuk, onbeş ceza dairesi” ibaresi “otuz  sekiz daire” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 30 – 2797 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan “dördü”  ibareleri “altısı”, “sekiz” ibaresi “on iki”, “ikisi” ibareleri “dördü” ve  “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 31 –2797 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci  fıkrasının başına aşağıdaki cümle eklenmiş; birinci fıkrasında yer alan  “arasındaki” ibaresi “hukuk veya ceza dairesi olarak belirlenmesi ile  aralarındaki” şeklinde ve “üçte” ibaresi “onda” şeklinde değiştirilmiş;  mevcut birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde yer alan  “işbölümü” ibareleri madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasının (a) bendi  ile üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Daireler, hukuk veya ceza dairesi olarak Yargıtay Büyük Genel Kurulu  tarafından belirlenir.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme de gözetilerek, temyizin kapsamı esas alınır.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise  iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas  alınır.”

MADDE 32 – 2797 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin ikinci  fıkrasında yer alan “lüzumunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yargıtayda  görev yapan birinci sınıfa ayrılmış” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 33 – 2797 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay Birinci Başkanı seçilebilmek için en az on yıl, Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcısı, Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcıvekili seçilebilmek için en az beş yıl, daire başkanı  seçilebilmek için en az üç yıl süreyle Yargıtay üyeliği yapmış olmak  zorunludur.”

MADDE 34 – 2797 sayılı Kanuna 30 uncu maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 30/A maddesi eklenmiştir.

“Genel Sekreterin nitelikleri, seçimi ve görev süresi:

MADDE 30/A- Genel Sekreter, en az beş yıl Yargıtay üyeliği yapmış  olanlar arasından Birinci Başkan tarafından seçilir.

Genel Sekreterin görev süresi iki yıldır. Ancak bu süre sona ermeden  Birinci Başkanın kararı üzerine veya Birinci Başkanın görevinin sona  ermesi hâlinde Genel Sekreterin görevi sona erer. Görevi sona eren Genel  Sekreter bir kere daha seçilebilir.”

MADDE 35 – 2797 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Her üye, ancak bir adaya oy verebilir.”

MADDE 36 – 2797 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “iki” ibareleri “üç”, “bir” ibareleri “iki” şeklinde  değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki  cümle eklenmiştir.

“Birinci Başkanlık Kuruluna üye seçilebilmek için üç yıl süreyle  Yargıtay üyeliğinde çalışmış olmak şarttır.”

MADDE 37 – 2797 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 13- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren;

a) Üç gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Genel  Sekreter ve genel sekreter yardımcıları yeniden belirlenir.

b) Yedi gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak  Birinci Başkanlık Kurulu yeniden belirlenir.

Belirlenen Birinci Başkanlık Kurulu on gün içinde, iş durumunu  dikkate alarak, ceza ve hukuk dairelerinin sayısı ile bu daireler  arasındaki iş bölümüne ilişkin karar tasarısını hazırlar ve Yargıtay  Büyük Genel Kurulunun onayına sunar.

Yargıtay Büyük Genel Kurulu, tasarıyı beş gün içinde karara bağlar.  Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin kararı  derhâl Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayım tarihinden itibaren on gün  sonra uygulanmaya başlanır.

Birinci Başkanlık Kurulu, iş bölümüne ilişkin kararın Resmî Gazete’de  yayımlanmasından itibaren on gün içinde, dairelerin iş durumunu ve  ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Yargıtayın daire başkanları,  üyeleri ve tetkik hâkimlerinin hangi dairelerde görev yapacağını yeniden  belirler.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin  kararı uygulanmaya başlayıncaya kadar bu Kanunla yapılan değişiklikten  önceki iş bölümüne ilişkin hükümler uygulanmaya devam olunur.

Daha önce başka dairelerde görülmekte olup da dairesi değiştirilen  dava dosyaları mevcut hâlleriyle ilgili daireye gönderilir.”

MADDE 38 – 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler  Kanununun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve benzeri  işaretleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen veya iltibasa mahal  verecek şekilde” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 39 – 2820 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi  parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve  rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya  kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet  Başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi parti tarafından doğrudan yazı  ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi başvuru tarihinden itibaren en geç  otuz gün içinde isim, amblem ve rumuzlarla ilgili olarak siyasi parti  siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede bu Kanunun 96  ncımaddesinin birinci fıkrasına aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden  isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden  terkinine karar verir.”

MADDE 40 – 2820 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi başlığıyla  birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gerçek dışı üye kaydı yapılması:

MADDE 114- Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya  mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı olarak üye kaydedenler hakkında  bir aydan üç aya kadar hapis ve elli günden iki yüz güne kadar adli para  cezasına hükmolunur.”

MADDE 41 – 2820 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Defter, sicil ve kayıtların tutulma usulü:

EK MADDE 7- Bu Kanuna göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar  elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde  tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına  numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar  kullanıldıktan sonra defter hâline getirilerek muhafaza edilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi parti sicillerine işlenmek  üzere elektronik ortamda veri aktarımı, ancak siyasi parti genel  merkezleri tarafından ve bu işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine  getirilir.”

MADDE 42 – 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının  Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde  yer alan “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “merkez ve taşra”,  “ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “adaylık,” ibareleri eklenmiş; (d)  bendinde yer alan “Eğitim” ibaresi “Personel eğitim merkezleri ile diğer  eğitim” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 43 – 2992 sayılı Kanuna 34 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 34/A maddesi eklenmiştir.

“Personel eğitim merkezleri:

MADDE 34/A- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri personeli eğitim  merkezlerinde eğitim gören personel hariç olmak üzere Adalet Bakanlığı  merkez ve taşra teşkilatı personelinin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet  içi eğitim programları, Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenir. Eğitim  programlarının uygulanması amacıyla Bakanlıkça uygun görülecek yerlerde  Eğitim Dairesi Başkanlığına bağlı personel eğitim merkezleri kurulur.

Bakanlık, bu programların uygulanması için eğitim ve öğretimle ilgili  her çeşit tedbiri alır ve ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla iş birliği  yapar.

Eğitime alınacak personelin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi  eğitimleri ile eğitim merkezlerinin sekretarya, insan kaynakları,  destek, program geliştirme, ölçme ve değerlendirme, sağlık ve güvenlik,  bilgi işlem, istatistik, arşiv ve dokümantasyon, strateji geliştirme,  dış ilişkiler, proje ve enformasyon gibi hizmetleri; bir müdür ve iki  müdür yardımcısının sorumluluğunda görev yapan yeteri kadar şube  müdürlüğü ve idari personel eliyle yürütülür.

Eğitim merkezi müdürü, birinci sınıfa ayrılmış adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları arasından; müdür yardımcıları ise hâkimlik ve  savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı  ile Bakanlık hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar  arasından muvafakatleri alınarak Adalet Bakanınca atanır.

Eğitim merkezleri şube müdürlüklerine; Bakanlık merkez ve taşra  teşkilatında görev yapan şube müdürleri, yazı işleri müdürleri, idari  işler müdürleri, bilgi işlem müdürleri ile bunlarla aynı düzeydeki  görevliler arasından Bakanlıkça atama yapılır.

Eğitim merkezlerinde Eğitim Dairesi Başkanının talebi üzerine yetkili  kurul ve organlarınca uygun görülen yeteri kadar Yargıtay ve Danıştay  üyesi, yükseköğretim kurumları öğretim elemanı, adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları, noterler, meslekte fiilen on yılını tamamlamış  avukatlar ile uzman psikolog, psikiyatr, pedagog, sosyal çalışmacılar ve  ihtiyaç duyulan diğer alanlarda konusunda uzman kişiler, Bakanlık  tarafından ders vermekle görevlendirilebilir. Uygun görme kararı;  Yargıtay üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, Danıştay  üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulu, noterler hakkında Türkiye  Noterler Birliği Yönetim Kurulu, adli ve idari yargı hâkim ve savcıları  hakkında Bakanlık tarafından verilir.

Eğitim merkezlerinde ders vermekle görevlendirilenlere, okuttukları  ders sayısına göre Adalet Bakanlığınca tespit edilen esaslar ve Bütçe  Kanunu hükümleri uyarınca, ders ve ek ders ücreti ödenir.

Eğitim merkezlerinde adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitime  alınacak personel, kapasite ve ihtiyaç durumuna göre Adalet Bakanlığınca  belirlenir.

Eğitim merkezlerinde yürütülecek eğitim ve öğretim faaliyetlerine  ilişkin temel ilkeleri belirlemek amacıyla Adalet Bakanının  başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Personel Genel Müdürü, Eğitim  Dairesi Başkanı, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ile Danıştay  Başkanlık Kurulunun kendi üyeleri arasından seçecekleri birer üye,  Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Başkanı, Yükseköğretim Kurulunun  Türkiye’deki hukuk fakültelerinin öğretim üyeleri arasından seçeceği bir  üye, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun en az on beş yıl fiilen  mesleği icra etmiş avukatlar arasından seçeceği bir üyeden oluşan Eğitim  Kurulu kurulur. Seçimle gelen üyelerin görev süresi dört yıl olup süresi  dolan üyeler tekrar seçilebilir. Kurul yılda en az bir kez toplanır.  Başkan gerekli gördüğü takdirde Kurulu toplantıya çağırabilir. Kurulun  sekretarya hizmetleri Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Adalet  Bakanının bulunmadığı durumlarda Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurula  başkanlık eder. 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu  hükümleri saklı kalmak kaydıyla Eğitim Kurulu üyelerine her toplantı  için (1000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile  çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur ücreti ve huzur hakkı ödenir.

Personel eğitim merkezlerinde hizmet öncesi eğitime alınanların resmî  kıyafet ve harçlıklarına ilişkin bölümü hariç, 29/7/2002 tarihli ve 4769  sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri  Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca işlem ve uygulama yapılır.

Eğitim merkezleri ve Eğitim Kurulunun kuruluş, görev ve yetkileri ile  çalışma usul ve esasları ve maddenin uygulanmasına ilişkin diğer  hususlar Adalet Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 44 – 23/7/2003 tarihli ve 4954 sayılı Türkiye Adalet  Akademisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eğitim”  ibaresinden sonra gelmek üzere “ile adli, idari ve askeri yargı hâkim ve  savcılarına yönelik meslek içi eğitim” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 45 – 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece  Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri  Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiş ve mülga üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden  düzenlenmiştir.

“Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir.”

“Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan  ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda  dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile  dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın  kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin  kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul  kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve  denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların  azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve  tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve  21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre  yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal  davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı  hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak  heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla  ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep  edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından  incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler  dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından  görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma  ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı  tarafından önceden tespit edilir.”

MADDE 46 – 5235 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “sulh ceza,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 47 – 5235 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında  yer alan “Sulh ceza ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 48 – 5235 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Sulh ceza hâkimliği

MADDE 10- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak  üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli  kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları  incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla sulh ceza  hâkimliği kurulabilir. Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri  numaralandırılır. Müstakilen sulh ceza hâkimliğinde görevlendirilen  hâkimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya  işlerde görevlendirilemez.

Sulh ceza hâkimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar  personel bulunur.

Sulh ceza hâkimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları  ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca  kurulur.

Sulh ceza hâkimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.

Sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve  ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde,  büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile  anılan sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına  bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca belirlenir.

Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir sulh ceza  hâkimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine,  Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kurulunca karar verilir.”

MADDE 49 – 5235 sayılı Kanunun 11 inci maddesine “sulh ceza”  ibaresinden sonra gelmek üzere “hâkimliği” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 50 – 5235 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 43- Bölge adliye mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup, birinci sınıfa  ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 51 – 5235 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 44- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  Cumhuriyet savcıları ise hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  sekiz yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile bölge adliye mahkemesinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunan adli yargı hâkim ve savcıları  arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 52 – 5235 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge adliye mahkemesi başkanlığına, daire  başkanlıklarına veya Cumhuriyet başsavcılığına dört yıllığına  atanabilirler. Başka bir bölge adliye mahkemesine yapılacak atamalarda  da aynı usul uygulanır. Bu şekilde atananların; Yargıtay üyeliği sıfatı,  kadrosu, aylık ve ödeneği ile her türlü özlük hakları korunur; aylık ve  ödenekleri ile her türlü mali ve sosyal haklarının Yargıtay bütçesinden  ödenmesine devam olunur; disiplin ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları  Yargıtay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri  süre Yargıtay üyeliğinde geçmiş sayılır. Bu kişiler; Yargıtay üyeleri  tarafından Yargıtayda yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimleri hariç Yargıtaydaki seçimlerde  aday olamaz ve oy kullanamazlar; istekleri üzerine Yargıtaydaki  görevlerine geri dönerler.”

MADDE 53 – 5235 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin üçüncü fıkrasında  yer alan “başkan ve üyeleri ile” ibaresi “başkanı, daire başkanları,  üyeleri,” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiştir.

“Daire kararlarına karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde  temyiz başvurusu yapılabilir.”

MADDE 54 – 5235 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci  fıkrasına “adalet komisyonlarının denetimleri,” ibaresinden sonra gelmek  üzere “ilgisine göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başmüfettişleri  veya” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 55 – 5235 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 5- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 5235 sayılı Kanunun 5  inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç  ay içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yetkilendirme  veya tayin işlemleri yapılır ve bu mahkemelerin heyet hâlinde çalışmaya  başlayacakları tarih belirlenerek Resmî Gazete’de ilan edilir. Bu  mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen ve  ilan edilen tarihe kadar tek hâkimle çalışmaya devam eder.”

MADDE 56 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk  Ceza Kanununun 12 nci  maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(5) Birinci fıkra kapsamına giren hâllerde rüşvet ve nüfuz ticareti  suçlarından dolayı yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlı  değildir.”

MADDE 57 –5237 sayılı Kanunun 18 inci  maddesinin birinci fıkrasına “ceza” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturması ya da”, “talep üzerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturma ya da” ibaresi; üçüncü fıkrasına “nedeniyle” ibaresinden sonra  gelmek üzere “soruşturulacağına ya da” ibaresi eklenmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” ibaresi “Ceza  Muhakemesi Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 58 – 5237 sayılı Kanunun 102 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 102- (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut  dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan  on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis  cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle  gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis  cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma  ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan  kişiye karşı,

b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz  kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat  edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 59 – 5237 sayılı Kanunun 103  üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 103- (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan  on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis  cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması  hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya  vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin  hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara  karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi  etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel  davranışlar,

anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması  suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak  üzere hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya  evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye  kullanılmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara  karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah  kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara  göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 60 – 5237 sayılı Kanunun 104  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki” ibaresi  “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  yeniden düzenlenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından  işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar  hapis cezasına hükmolunur.”

“(3) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını  üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve  gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet  aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.”

MADDE 61 – 5237 sayılı Kanunun 105  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hükmolunur” ibaresi “,  fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis  cezasına hükmolunur” şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“(2) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin  sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak  suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan  faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya  ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az  olamaz.”

MADDE 62 –5237 sayılı Kanunun 142 nci  maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı  fıkrada yer alan “iki yıldan beş” ibaresi “üç yıldan yedi” şeklinde  değiştirilmiş, ikinci fıkrasının (d) bendine “kilit açmak” ibaresinden sonra  gelmek üzere “veya kilitlenmesini engellemek” ibaresi eklenmiş, (g) bendinde  yer alan “Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan” ibaresi  madde metninden çıkarılmış, aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, fıkrada  yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş ve  maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek  suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış  olan eşya hakkında,”

“(5) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da  demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa  aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza  yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 63 – 5237 sayılı Kanunun 143  üncü maddesinde yer alan “üçte birine kadar” ibaresi “yarı oranında”  şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 64 – 5237 sayılı Kanunun 149  uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların  eklentilerinde,”

MADDE 65 – 5237 sayılı Kanunun 152 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört”, ikinci  fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “bir” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye  aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji  ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de  olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek  ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 66 –5237 sayılı Kanunun 188  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on yıldan az olmamak üzere”  ibaresi “yirmi yıldan otuz yıla kadar” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü  fıkrasında yer alan “beş yıldan onbeşyıla kadar” ibaresi “on yıldan az  olmamak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

“Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin  çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on  beş yıldan az olamaz.”

“(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla  kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında,  suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde  işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

MADDE 67 – 5237 sayılı Kanunun 190  ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “iki yıldan beş”  ibareleri “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 68 – 5237 sayılı Kanunun 191  inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul  etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak

MADDE 191- (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın  alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile  cezalandırılır.

(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında  4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci  maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının  açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda  şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere  uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi  bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle  denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının  kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir.  Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi  hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin  gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması,  kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,

hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu  veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da  uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal  nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci  fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan  soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının  ertelenmesi kararı verilemez.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen  yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde,  hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

(8) Bu Kanunun;

a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal  ve ticareti,

b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanılmasını kolaylaştırma,

suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu  madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde  hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı  verilir.

(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi  Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci  maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci  maddesi hükümleri uygulanır.”

MADDE 69 – 5237 sayılı Kanunun 277 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “veya yapılmakta olan bir  soruşturmada,” ve “şüpheli veya” ibareleri madde metninden çıkarılmış ve  fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı  aydan iki yıla kadardır.”

MADDE 70 – 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 141  inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya  kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk  hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının  verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları  ancak Devlet aleyhine açılabilir.

(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı  hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet  savcılarına bir yıl içinde rücu eder.”

MADDE 71 –5271 sayılı Kanunun 173  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en  yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu  yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde;  dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği”  şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesinin” ibaresi  “sulh ceza hâkimliğinin” şeklinde değiştirilmiştir.

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın  genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o  yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının  açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak  reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet  savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye  bildirir.”

MADDE 72 – 5271 sayılı Kanunun 231  inci maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir  daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.”

MADDE 73 – 5271 sayılı Kanunun 260  ıncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza  mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye  mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin  kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.”

MADDE 74 – 5271 sayılı Kanunun 268  inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“a) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi,  o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara  olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir  numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh  ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın  ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

b) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen  tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul  uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği,  tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez.”

MADDE 75 – 5271 sayılı Kanunun 273  üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları,  mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin  hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş  tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.”

MADDE 76 – 5271 sayılı Kanunun 279  uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu kararlar itiraza tabidir.”

MADDE 77 –5271 sayılı Kanunun 280  inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “303 üncü maddenin  birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin  varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan  reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin  kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki  fıkra eklenmiştir.

“(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu  esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden  hüküm kurar.”

MADDE 78 – 5271 sayılı Kanunun 286 ncı  maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini  değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer  alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde  metninden çıkarılmış ve aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri aşağıdaki  şekilde değiştirilmiştir.

“c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı  iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve  bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye  mahkemesi kararları,”

“e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına  ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf  başvurusunun esastan reddine dair kararları,”

“g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik  tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge  adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun  esastan reddine dair kararlar,”

MADDE 79 – 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik  Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncımaddesinin altıncı fıkrasında  yer alan “bakımından” ibaresinden sonra gelmek üzere “ağır ve somut” ibaresi  eklenmiştir.

MADDE 80 – 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin dördüncü fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen  hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.”

MADDE 81 – 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü ve  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve on birinci fıkrasına  “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı  işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir.

“(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli  para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma  karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki  saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte  çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve  en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce  belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli  serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması  hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın  tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.”

“(8) Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı  günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten  çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer.”

MADDE 82 – 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin başlığında yer  alan “Mükerrirlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bazı suç faillerine”  ibaresi ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(7) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi  içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve  yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile  disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az  ve üç aydan fazla olamaz.

(8) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet  hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci  fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.

(9) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli  ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında  tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan  çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve  üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188  inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve  ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da  uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis  cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu  salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya  yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar  verilir:

a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak

b) Tedavi amaçlı programlara katılmak

c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet  etmekten yasaklanmak

d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan  yasaklanmak

f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren  faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(10) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

(11) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve  esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı  tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 83 – 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi  Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde  eklenmiştir.

“EK MADDE 1- (1) Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza  hâkimine yapılan atıflardan,

a) İdari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, yürütülen  soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli karar ve işlemlere ve  kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen  karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hâkimine,

b) Yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine,

yapılmış sayılır.”

MADDE 84 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 6- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza  mahkemeleri kaldırılmıştır.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde  sulh ceza hâkimlikleri kurulur.

(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde  görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza  mahkemelerine devredilir.

(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, kaldırılan sulh ceza  mahkemelerinde görülmekte olan işlerden, sulh ceza hâkimliğince  bakılması gerekenler, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren  on beş gün içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine devredilir.

(5) Kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimler Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından  itibaren on beş gün içinde müktesepleri dikkate alınarak uygun görülecek  bir göreve atanır veya yetkilendirilirler.

(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerince  verilen kararlardan Yargıtay incelemesinde olanlar hakkında sadece görev  nedeniyle bozma kararı verilemez.

(7) Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza  mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan  sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve  kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve  dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek  mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem  ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya  karara bağlanır.”

MADDE 85 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla  Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle  yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya  tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci  maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam  olunur.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan  kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün  açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup  da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.”

MADDE 86 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç  soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya  alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk  mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin  dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası  incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir.  Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci  ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara  bağlanır.”

MADDE 87 – 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin  Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat

MADDE 9/A- (1) Bu Kanun ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin  Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında  yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat  Kanununun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin  usullere bağlı olmaksızın, elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve  tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Bu şekilde  yapılan tebligatlar karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılır.

(2) Başkanlık, elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her  türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya,  tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik  ortamda verilmesi zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ  yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve  esasları belirlemeye yetkilidir.”

MADDE 88 – 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası  yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş,  aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar  eklenmiş ve mevcut beşinci fıkrası yedinci fıkra olarak teselsül  ettirilmiştir.

“(4) Bu Kanunun 9/A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata  ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum  veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için on bin Türk  lirası idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde  uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı iki yüz elli bin Türk  lirasını geçemez.”

“(5) Maddenin ilk üç fıkrası kapsamında uygulanacak idari para  cezasının toplam tutarı; her bir yükümlülük için, ihlalin yapıldığı yıl  itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak  yükümlüler için on milyon Türk lirasını, bunlar dışında kalan yükümlüler  için bir milyon Türk lirasını aşamaz. Üst tutardan ceza uygulanan  yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali  olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanır.

(6) Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten  sonra idari para cezası verilemez.”

İlgili olarak bakınız:

MADDE 89 – 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı  Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü  maddesinin; ikinci fıkrasında yer alan “sahte belge kullanmak suretiyle”  ibaresi “aldatıcı işlem ve davranışlarla” şeklinde; “bir yıldan” ibaresi  “iki yıldan” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla”  ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “sahte belgeyle yurt dışına çıkarmış gibi  işlem yapan kişi, altı aydan üç yıla” ibaresi “hile ile yurt dışına çıkarmış  gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla” şeklinde; beşinci  fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla”  şeklinde; altıncı  fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”  şeklinde; sekizinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan  üç yıla” şeklinde; dokuzuncu fıkrasında yer alan “İhracat gerçekleşmediği halde  gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre  teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız  çıkar sağlayan” ibaresi “İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon  veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği hâlde  gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren” şeklinde; onuncu  fıkrasında yer alan “kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla  kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır”  ibaresi “yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına  kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç  yıldan az olamaz” şeklinde; on  birinci ve on  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, on  dokuzuncu ve yirminci fıkralar yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(11) Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası  Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren  veya hiç içermeyen akaryakıtı;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi  geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(18) Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya  benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket,  hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri,  etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol,  metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(22) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan  eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir  katına kadar artırılır.”

MADDE 90 – 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinin  başına “Teftiş Kurulu Başkanını, Teftiş Kurulu başkan yardımcılarını,”  ibaresi eklenmiştir.

MADDE 91 – 6087 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Genel Kurul, yukarıdaki esaslara göre üyelerin hangi dairede  asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına, seçimle karar verir.

(3) Genel Kurul, her dairenin kendi üyeleri arasından bir üyeyi, o  dairenin başkanı olarak seçer. Adalet Bakanlığı Müsteşarı daire başkanı  seçilemez.”

MADDE 92 – 6087 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Tetkik hâkimliğine, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul hizmetlerinde yararlı  olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak, Genel  Kurul tarafından, geçici veya sürekli çalıştırılmak üzere atama  yapılır.”

MADDE 93 – 6087 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(5) Kurulda görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi personel, Genel  Sekreterin teklifi ve Başkanın uygun görmesi üzerine, mükteseplerine  uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı  kadrolarına atanabilirler.”

MADDE 94 – 6087 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin üçüncü  fıkrasında yer alan “Başkana” ibaresi “Kurula” ve dördüncü fıkrasının (c)  bendinde yer alan “Başkan” ibaresi “Kurul” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 95 – 6087 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcıları, birinci sınıf hâkim  ve savcılar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından,”

“(2) Kurul müfettişleri, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul müfettişliği hizmetinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak  Genel Kurul tarafından atanır.”

MADDE 96 – 6087 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci  fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“e) Kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya ilgili daire  başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak veya yaptırmak.”

MADDE 97 – 6087 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel  kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üye, birinci sınıf adli  ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için  her hâkim ve savcı; kendi aralarından seçilecek asıl ve yedek üyelerin  toplam sayısı kadar aday için oy kullanabilir; daha fazla sayıda aday  için oy verilmesi durumunda oy pusulası geçersiz sayılır. En fazla oy  alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.”

MADDE 98 – 6087 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Başkan, gereken hâllerde Genel Kurulu olağanüstü toplantıya  çağırabilir. Üye tam sayısının salt çoğunluğunun, görüşülecek konuyu da  belirten yazılı talebi üzerine Başkan, Genel Kurulu olağanüstü  toplantıya çağırır.”

MADDE 99 – 6087 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin, disiplin suçu oluşturan  eylemleri sebebiyle, haklarında yürütülecek disiplin soruşturması ve  kovuşturması, bu Kanun hükümleri uyarınca Genel Kurul tarafından  yapılır.”

“(3) Başkan, ihbar veya şikâyeti doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan  sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda; soruşturma  açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilir.  Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler arasından, gizli  oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir. Soruşturma kuruluna, en  yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise yaşça büyük olan başkanlık  eder.”

MADDE 100 – 6087 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci ve  üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin görevleriyle ilgili suçları ile  kişisel suçları hakkındaki soruşturma ve kovuşturma izni işlemleri Genel  Kurul tarafından, kovuşturma açılması kararı ve kovuşturma mercilerinin  belirlenmesi ise gösterilen yetkili merciler tarafından bu Kanun  hükümleri uyarınca yapılır.”

“(3) Başkan suç ihbar veya şikâyetini doğrudan ya da inceleme  yaptırdıktan sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda;  soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar  verilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler  arasından, gizli oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir.  Soruşturma kuruluna, en yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise  yaşça büyük olan başkanlık eder.”

MADDE 101 – (1) Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan  kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne  eklenmiştir.

(2) Birinci fıkrada ihdas edilen kadrolar için yapılacak atamalarda  2014 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan sınırlamalar  uygulanmaz.

(3) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin  Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın  Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi  Hakkında Kanunun 104 üncü maddesiyle değişik 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümü taşra  teşkilatı kadrolarından 12 nci dereceli serbest bulunan 400 adet memur  unvanlı kadronun yardımcı hizmetler (YH) sınıfı, genel idare hizmetleri  (GİH) sınıfı olarak değiştirilmiştir.

MADDE 102 – 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası  Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- Manisa’da taş kömürü madenciliği ve linyit  madenciliği alanında faaliyet gösteren;

a) Eynez maden ocağı işletmesinde 13/5/2014 tarihi itibarıyla,  31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık  Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi  kapsamında sigortalı olanlara veya bunların 5510 sayılı Kanunun 34 üncü  maddesinde sayılan hak sahiplerine aynı maddede belirtilen oranlarda,  son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanınca belirlenen sürede Fondan aylık ödeme yapılır. Bu ödemelerden  herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.

b) Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde l3/5/2014  tarihi itibarıyla, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanlara; işyerinin kapalı  olduğu dönemle sınırlı olmak üzere, 6331 sayılı Kanunun 25 inci  maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtilen ve işveren tarafından ödenmeyen  ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca belirlenen süre ile  aylık olarak Fondan ödenir ve yapılan bu ödemeler yasal faiz uygulanmak  suretiyle işverenden tahsil edilir.”

MADDE 103 – Aşağıdaki hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

a) 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare  Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddeleri.

b) 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 47  nci ve 54 üncü maddeleri.

c) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1) 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası,

2) 188 inci maddesinin ikinci fıkrası,

3) 238 inci maddesinin dördüncü fıkrası.

ç) 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun  Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesi.

MADDE 104 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 105 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

27/6/2014


 

(1) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI      
TEŞKİLATI TAŞRA      
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
SINIFI UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM

GIH

Şube Müdürü

1

8

8

GIH

Şube Müdürü

2

8

8

GIH

Şube Müdürü

3

8

8

GIH

Şube Müdürü

4

10

10

GİH

Şube Müdürü

5

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

3

10

10

GIH

Bilgisayar İşletmeni

5

14

14

GIH

Bilgisayar İşletmeni

7

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

10

10

10

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

3

70

70

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

5

80

80

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

7

30

30

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

10

30

30

GIH

Memur

5

10

10

GIH

Memur

7

14

14

GIH

Memur

9

8

8

GİH

Memur

10

10

10

GİH

Santral Memuru

7

2

2

GİH

Santral Memuru

10

5

5

GİH

Şoför

7

10

10

GİH

Şoför

10

11

11

GİH

Sekreter

7

10

10

GİH

Sekreter

10

11

11

SH

Psikolog

4

11

11

SH

Psikolog

5

10

10

SH

Sosyal Çalışmacı

4

11

11

SH

Sosyal Çalışmacı

5

10

10

SH

Pedagog

4

11

11

SH

Pedagog

5

10

10

TH

Tekniker

3

3

3

TH

Tekniker

5

2

2

TH

Tekniker

7

2

2

TH

Teknisyen

3

7

7

TH

Teknisyen

5

7

7

TH

Teknisyen

7

7

7

YH

Aşçı

7

7

7

YH

Aşçı

10

7

7

YH

Aşçı

12

7

7

YH

Kaloriferci

8

1

1

YH

Kaloriferci

10

2

2

YH

Kaloriferci

12

4

4

YH

Hizmetli

10

21

21

YH

Hizmetli

11

21

21

YH

Hizmetli

12

21

21

TOPLAM

567

567

 

 

 

(2) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI
TEŞKİLATI TAŞRA
İHDAS EDİLEN KADROLARIN (MESLEK  MENSUPLARI)
  UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM
  Personel Eğitim Merkezi Müdürü 1 7 7
  Personel Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı 5 14 14
TOPLAM 21 21

 

GÜMRÜK HABER - UĞURLU GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ
Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun - 6545 (28.06.2014 t. 29044 s. R.G.)

 

Kanun No. 6545 Kabul Tarihi: 18/6/2014

MADDE 1 – 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı  Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin beşinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on  iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

“Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek  amacıyla kenevir ekimi yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası  ile cezalandırılır.”

MADDE 2 – 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun;

a) (1) sayılı Tarifesinin “A- Mahkeme Harçları” bölümünün “IV.  Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının (d) bendinde yer alan  “itirazen yapılacak başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (3) sayılı Tarifesinin “I- Başvurma harcı” kısmının (d) bendinde  yer alan “itirazen yapılan başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,  İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3- 1. Bölge idare mahkemeleri, başkanlık, başkanlar kurulu,  daireler, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden  oluşur.

2. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en  az iki daire bulunur. Gerekli hâllerde dairelerin sayısı, Adalet  Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca  artırılıp azaltılabilir.

3. Dairelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur.

4. Bölge idare mahkemesi başkan ve üyeliklerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca atama yapılır.”

MADDE 4 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/A maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemelerinin görevleri:

MADDE 3/A- Bölge idare mahkemelerinin görevleri şunlardır:

a) İstinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak.

b) Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev  ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak.

c) Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak.”

MADDE 5 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/B maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri:

MADDE 3/B- Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri şunlardır:

a) Mahkemeyi temsil etmek.

b) Bölge idare mahkemesi başkanlar kuruluna ve adalet komisyonuna  başkanlık etmek, alınan kararları yürütmek.

c) Bölge idare mahkemesi dairelerinden birine başkanlık etmek.

d) Mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlamak ve bu  yolda uygun göreceği önlemleri almak.

e) Bölge idare mahkemesinin genel yönetim işlerini yürütmek.

f) Bölge idare mahkemesi memurlarını denetlemek.

g) Dairelerin benzer olaylarda kesin olarak verdikleri kararlar  arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için başkanlar kuruluna başvurmak.

h) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 6 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/C maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu:

MADDE 3/C- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu, bölge idare  mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşur.

2. Bölge idare mahkemesi başkanının bulunmadığı hâllerde kurula daire  başkanlarından en kıdemli olan başkanlık eder.

3. Daire başkanının mazereti hâlinde, o dairenin en kıdemli üyesi  kurula katılır.

4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:

a) Gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak  ihtisaslaşmayı sağlamak amacıyla, bölge idare mahkemesi daireleri  arasındaki iş bölümünü belirlemek, daireler arasında çıkan iş bölümü  uyuşmazlıklarını karara bağlamak.

b) Hukuki veya fiili nedenlerle bir dairenin kendi üyeleriyle  toplanamadığı hâllerde ilgisine göre diğer dairelerden üye  görevlendirmek.

c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin  nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri  dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya  uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi  dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu  aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri  üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek  Danıştay Başkanlığına iletmek.

d) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

5. Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak talepler hakkında  6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39 uncu ve 40 ıncı  maddeleri uygulanır.

6. Başkanlar Kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.  Oyların eşitliği hâlinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış  sayılır.”

MADDE 7 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/D maddesi eklenmiştir.

“Dairelerin görevleri:

MADDE 3/D- Bölge idare mahkemesi dairelerinin görevleri şunlardır:

a) İlk derece mahkemelerince verilen ve istinaf yolu açık olan nihai  kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek karara  bağlamak.

b) İlk derece mahkemelerince yürütmenin durdurulması istemleri  hakkında verilen kararlara karşı yapılan itirazları inceleyerek karara  bağlamak.

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki  görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözmek.

d) Yargı çevresi içinde bulunan yetkili ilk derece mahkemesinin bir  davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin  yargı çevresi sınırlarında tereddüt edildiği veya iki mahkemenin de aynı  davaya bakmaya yetkili olduklarına karar verdikleri hâllerde; o davanın  bölge idare mahkemesi yargı çevresi içinde bulunan başka bir mahkemeye  nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek.

e) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 8 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/E maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanı, daire başkanları ve üyelerin  nitelikleri ve atanmaları:

MADDE 3/E- 1. Bölge idare mahkemesi başkanı ve daire başkanları  birinci sınıf olup birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri  yitirmemiş; daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup birinci  sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.

2. Danıştay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge idare mahkemesi başkanlığına veya daire  başkanlıklarına dört yıllığına atanabilirler. Başka bir bölge idare  mahkemesine yapılacak atamalarda da aynı usul uygulanır. Bu şekilde  atananların; Danıştay üyeliği sıfatı, kadrosu, aylık ve ödeneği ile her  türlü özlük hakları korunur; aylık ve ödenekleri ile her türlü mali ve  sosyal haklarının Danıştay bütçesinden ödenmesine devam olunur; disiplin  ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları Danıştay üyeleri hakkındaki  hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri süre Danıştay üyeliğinde  geçmiş sayılır. Bu kişiler; Danıştay üyeleri tarafından Danıştayda  yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu  üyeliği seçimleri hariç Danıştaydaki seçimlerde aday olamaz ve oy  kullanamazlar; istekleri üzerine Danıştaydaki görevlerine geri  dönerler.”

MADDE 9 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/F maddesi eklenmiştir.

“Toplantı ve karar:

MADDE 3/F- 1. Her daire, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla  toplanır. Görüşmeler gizli yapılır, kararlar çoğunlukla verilir.

2. Hukuki veya fiili nedenlerle bir daire toplanamazsa, başkanlar  kurulunun kararıyla diğer dairelerden; bu da mümkün olmazsa, Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca diğer bölge idare mahkemelerinden yetkili  olarak görevlendirilen üyelerle eksiklik tamamlanır.

3. Daire başkanının hukuki veya fiili nedenlerle bulunamaması hâlinde  dairenin en kıdemli üyesi daireye başkanlık yapar.”

MADDE 10 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/G maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu:

MADDE 3/G- 1. Her bölge idare mahkemesinde bir bölge idare mahkemesi  adalet komisyonu bulunur.

2. Komisyon, bölge idare mahkemesi başkanının başkanlığında, Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca daire başkanları arasından belirlenen iki  asıl üyeden oluşur. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ayrıca daire  başkan veya üyeleri arasından iki yedek üye belirler. Başkanın  yokluğunda asıl üye olan kıdemli daire başkanı, asıl üyelerin yokluğunda  ise kıdemine göre yedek üyeler komisyona katılır.

3. Komisyon eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.

4. Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu, 24/2/1983 tarihli ve 2802  sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 114 ve 115 inci maddelerinde  belirtilen görevler ile diğer kanunlarla verilen görevleri yerine  getirir.”

MADDE 11 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/H maddesi eklenmiştir.

“Müdürlükler:

MADDE 3/H- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlığında, dairelerinde ve  adalet komisyonunda yeterli sayıda yazı işleri müdürlüğü ve idari işler  müdürlüğü ile ihtiyaç duyulan diğer müdürlükler kurulur.

2. Her müdürlükte bir müdür ile yeterli sayıda memur bulunur.”

MADDE 12 – 2576 sayılı Kanunun 12 nci maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Müdürlükler ve mahkeme memurları:

MADDE 12- 1. Her mahkemede bir yazı işleri müdürlüğü kurulur.

2. Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde ayrıca idari, mali ve  teknik işlerle ilgili müdürlükler kurulur.

3. Her müdürlükte bir müdür ile yeteri kadar memur bulunur.”

MADDE 13 – 2576 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “onmilyon lirayı” ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde  değiştirilmiştir.

MADDE 14 – 2576 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 20- 1. Adalet Bakanlığı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği  tarihten itibaren üç ay içinde, Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesinde öngörülen bölge idare mahkemelerini kurar. Bölge idare  mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve  başlayacakları tarih, Resmî Gazete’de ilan edilir. Mevcut bölge idare  mahkemeleri, yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve  başlayacakları tarihe kadar faaliyetlerine devam ederler.

2. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlayacakları  tarih itibarıyla mevcut bölge idare mahkemelerinde bulunan dosyalar;  yargı çevreleri dikkate alınarak yeni kurulan bölge idare mahkemelerine  devredilir ve ilgili dairelere tevzi edilir.

3. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlama tarihinden  önce Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu mahkemelerin başkanları,  daire başkanları ve üyelerinin atamaları yapılır. Bölge idare  mahkemelerinde görev yapacak diğer personelin atamaları da aynı süre  içinde yapılır.

4. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin adalet komisyonları da bu  mahkemelerin göreve başlayacakları tarih itibarıyla oluşturulur.”

MADDE 15 – 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari  Yargılama Usulü Kanununun 15 inci  maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararın düzeltilmesi veya  temyiz yoluna; tek hâkim kararına karşı ise itiraz yoluna” ibaresi “ilgisine  göre istinaf ya da temyiz yoluna” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 16 – 2577 sayılı Kanunun 17 nci  maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “itirazlarda” ibaresi  “istinaflarda” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 17 – 2577 sayılı Kanunun 20 nci  maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri,  bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden  yapar.”

MADDE 18 – 2577 sayılı Kanuna 20 nci maddesinden  sonra gelmek üzere aşağıdaki 20/A  maddesi eklenmiştir.

“İvedi yargılama usulü:

MADDE 20/A- 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden  doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır:

a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri.

b) Acele kamulaştırma işlemleri.

c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.

d) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca  yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri.

e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari  yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan  kararlar.

f) 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların  Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararları.

2. İvedi yargılama usulünde:

a) Dava açma süresi otuz gündür.

b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.

c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri  tebliğe çıkarılır.

d) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün  olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün  uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin  geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır.

e) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek  kararlara itiraz edilemez.

f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde  karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da  duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.

g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş  gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

h) Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır.  Bu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri  kıyasen uygulanır.

ı) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür.

i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar  hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki  noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların  düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde  gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden  karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan  temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri  gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.

j) Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. Karar en geç  bir ay içinde tebliğe çıkarılır.”

MADDE 19 – 2577 sayılı Kanunun 45 inci  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İstinaf:

MADDE 45- 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka  kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı  çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz  gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk  lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere  karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince  verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna  konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında  dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare  mahkemesine gönderilir.

3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece  mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine  karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise  gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun  bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi  işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç  duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da  vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli  işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.

5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara  karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya  yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından  bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece  mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili  mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen  kararları kesindir.

6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncımaddeye göre temyize açık olmayan  kararları kesindir.

7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan  hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince  incelenmesinde bulunamaz.

8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna  başvurulamaz.”

MADDE 20 – 2577 sayılı Kanunun 46 ncı  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 46- Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare  mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar,  başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın  tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.

b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı  davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden  çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.

d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut  daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.

e) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma  işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama,  naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.

f) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.

g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını  Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983  tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

h) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli  sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan  davalar.

ı) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın  icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında  açılan davalar.

i) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım,  akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı  tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından  doğan davalar.

j) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin  Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun  uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile  Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile  Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan  davalar.

k) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun  uygulanmasından doğan davalar.

l) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı  Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

m) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları  piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan  davalar.”

MADDE 21 –2577 sayılı Kanunun  48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “mahkemece” ibareleri  “bölge idare mahkemesince” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “mahkemeye”  ibaresi “bölge idare mahkemesine”, “mahkeme” ibaresi “bölge idare mahkemesi”  şeklinde; dördüncü fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “bölge idare  mahkemesi” şeklinde; beşinci fıkrada yer alan “mahkemece” ibaresi “bölge  idare mahkemesince” şeklinde; altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  “mahkeme veya Danıştay daire başkanı” ibaresi “merci” ve “onbeş” ibaresi  “yedi” şeklinde; ikinci cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi  olarak davaya bakan Danıştay dairesi” ibaresi “ilgili merci” şeklinde;  üçüncü cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya  bakan Danıştay dairesi” ibaresi “merci” şeklinde; dördüncü cümlesinde yer  alan “Mahkemenin veya Danıştay dairesinin” ibaresi “İlgili merciin” şeklinde  değiştirilmiş; altıncı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “yapılması”  ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kesin bir karar hakkında olması”  ibaresi eklenmiş ve 7 numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş  olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin  kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun  anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar,  dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin  olarak verilir.”

MADDE 22 – 2577 sayılı Kanunun 49 uncu  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar:

MADDE 49- 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun  olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa,  kararı, gerekçesini değiştirerek onar.

b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi  hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı  düzelterek onar.

2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte  hata veya eksikliklerin bulunması,

sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde  kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.

4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen  incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen  uygulanır.

5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı  davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.”

MADDE 23 – 2577 sayılı Kanunun 50 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 50- 1. Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla  birlikte kararı veren mercie gönderilir. Bu karar, dosyanın geldiği  tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır.

2. Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili  merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini  tamamlayarak yeniden karar verir.

3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına  uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.

4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz  incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.

5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse,  ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari  veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır.  Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması  zorunludur.”

MADDE 24 –2577 sayılı Kanunun 51 inci  maddesinin başlığı “Kanun yararına temyiz:” şeklinde; birinci fıkrasında  yer alan “Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince  ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip” ibaresi “İdare ve vergi  mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile  istinaf veya” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “mahkeme veya Danıştay”  ibaresi “merci” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 25 – 2577 sayılı Kanunun 52 nci  maddesinin başlığında yer alan “itiraz” ibaresi “istinaf” şeklinde;  birinci fıkrasında yer alan “itiraz yoluna” ibaresi “istinaf yoluna”  şeklinde; “itirazı” ibaresi “istinaf başvurusunu” şeklinde ve son cümlesinde  yer alan “kararların temyizi” ibaresi “kararlara karşı temyiz ya da istinaf  yoluna başvurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 26 –2577 sayılı Kanunun 55 inci  maddesinin başlığı “Yargılamanın yenilenmesi usulü:” şeklinde, beşinci  fıkrasında yer alan “53, 54 ve bu” ibaresi “Bu madde ile 53 üncü” şeklinde  değiştirilmiş; üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “ve kararın  düzeltilmesi” ibareleri ile beşinci fıkrasında yer alan “ve kararın  düzeltilmesinde” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 27 – 2577 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici  madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- 1. Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin  getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve  başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu  tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte  yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.

2. Bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçme tarihine kadar idare ve  vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara yapılan itirazlarda bu  Kanunla düzenlenen istinaf kanun yolu için öngörülen harçlar alınır.”

MADDE 28 – 2577 sayılı Kanunun ek 1  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanunun 17 nci  maddesindeki” ibaresi “Kanunda öngörülen” şeklinde ve “onmilyon lirayı”  ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 29 – 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 5  inci maddesinde yer alan “yirmiüç hukuk, onbeş ceza dairesi” ibaresi “otuz  sekiz daire” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 30 – 2797 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan “dördü”  ibareleri “altısı”, “sekiz” ibaresi “on iki”, “ikisi” ibareleri “dördü” ve  “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 31 –2797 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci  fıkrasının başına aşağıdaki cümle eklenmiş; birinci fıkrasında yer alan  “arasındaki” ibaresi “hukuk veya ceza dairesi olarak belirlenmesi ile  aralarındaki” şeklinde ve “üçte” ibaresi “onda” şeklinde değiştirilmiş;  mevcut birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde yer alan  “işbölümü” ibareleri madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasının (a) bendi  ile üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Daireler, hukuk veya ceza dairesi olarak Yargıtay Büyük Genel Kurulu  tarafından belirlenir.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme de gözetilerek, temyizin kapsamı esas alınır.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise  iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas  alınır.”

MADDE 32 – 2797 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin ikinci  fıkrasında yer alan “lüzumunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yargıtayda  görev yapan birinci sınıfa ayrılmış” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 33 – 2797 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay Birinci Başkanı seçilebilmek için en az on yıl, Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcısı, Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcıvekili seçilebilmek için en az beş yıl, daire başkanı  seçilebilmek için en az üç yıl süreyle Yargıtay üyeliği yapmış olmak  zorunludur.”

MADDE 34 – 2797 sayılı Kanuna 30 uncu maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 30/A maddesi eklenmiştir.

“Genel Sekreterin nitelikleri, seçimi ve görev süresi:

MADDE 30/A- Genel Sekreter, en az beş yıl Yargıtay üyeliği yapmış  olanlar arasından Birinci Başkan tarafından seçilir.

Genel Sekreterin görev süresi iki yıldır. Ancak bu süre sona ermeden  Birinci Başkanın kararı üzerine veya Birinci Başkanın görevinin sona  ermesi hâlinde Genel Sekreterin görevi sona erer. Görevi sona eren Genel  Sekreter bir kere daha seçilebilir.”

MADDE 35 – 2797 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Her üye, ancak bir adaya oy verebilir.”

MADDE 36 – 2797 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “iki” ibareleri “üç”, “bir” ibareleri “iki” şeklinde  değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki  cümle eklenmiştir.

“Birinci Başkanlık Kuruluna üye seçilebilmek için üç yıl süreyle  Yargıtay üyeliğinde çalışmış olmak şarttır.”

MADDE 37 – 2797 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 13- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren;

a) Üç gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Genel  Sekreter ve genel sekreter yardımcıları yeniden belirlenir.

b) Yedi gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak  Birinci Başkanlık Kurulu yeniden belirlenir.

Belirlenen Birinci Başkanlık Kurulu on gün içinde, iş durumunu  dikkate alarak, ceza ve hukuk dairelerinin sayısı ile bu daireler  arasındaki iş bölümüne ilişkin karar tasarısını hazırlar ve Yargıtay  Büyük Genel Kurulunun onayına sunar.

Yargıtay Büyük Genel Kurulu, tasarıyı beş gün içinde karara bağlar.  Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin kararı  derhâl Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayım tarihinden itibaren on gün  sonra uygulanmaya başlanır.

Birinci Başkanlık Kurulu, iş bölümüne ilişkin kararın Resmî Gazete’de  yayımlanmasından itibaren on gün içinde, dairelerin iş durumunu ve  ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Yargıtayın daire başkanları,  üyeleri ve tetkik hâkimlerinin hangi dairelerde görev yapacağını yeniden  belirler.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin  kararı uygulanmaya başlayıncaya kadar bu Kanunla yapılan değişiklikten  önceki iş bölümüne ilişkin hükümler uygulanmaya devam olunur.

Daha önce başka dairelerde görülmekte olup da dairesi değiştirilen  dava dosyaları mevcut hâlleriyle ilgili daireye gönderilir.”

MADDE 38 – 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler  Kanununun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve benzeri  işaretleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen veya iltibasa mahal  verecek şekilde” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 39 – 2820 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi  parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve  rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya  kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet  Başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi parti tarafından doğrudan yazı  ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi başvuru tarihinden itibaren en geç  otuz gün içinde isim, amblem ve rumuzlarla ilgili olarak siyasi parti  siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede bu Kanunun 96  ncımaddesinin birinci fıkrasına aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden  isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden  terkinine karar verir.”

MADDE 40 – 2820 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi başlığıyla  birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gerçek dışı üye kaydı yapılması:

MADDE 114- Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya  mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı olarak üye kaydedenler hakkında  bir aydan üç aya kadar hapis ve elli günden iki yüz güne kadar adli para  cezasına hükmolunur.”

MADDE 41 – 2820 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Defter, sicil ve kayıtların tutulma usulü:

EK MADDE 7- Bu Kanuna göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar  elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde  tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına  numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar  kullanıldıktan sonra defter hâline getirilerek muhafaza edilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi parti sicillerine işlenmek  üzere elektronik ortamda veri aktarımı, ancak siyasi parti genel  merkezleri tarafından ve bu işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine  getirilir.”

MADDE 42 – 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının  Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde  yer alan “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “merkez ve taşra”,  “ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “adaylık,” ibareleri eklenmiş; (d)  bendinde yer alan “Eğitim” ibaresi “Personel eğitim merkezleri ile diğer  eğitim” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 43 – 2992 sayılı Kanuna 34 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 34/A maddesi eklenmiştir.

“Personel eğitim merkezleri:

MADDE 34/A- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri personeli eğitim  merkezlerinde eğitim gören personel hariç olmak üzere Adalet Bakanlığı  merkez ve taşra teşkilatı personelinin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet  içi eğitim programları, Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenir. Eğitim  programlarının uygulanması amacıyla Bakanlıkça uygun görülecek yerlerde  Eğitim Dairesi Başkanlığına bağlı personel eğitim merkezleri kurulur.

Bakanlık, bu programların uygulanması için eğitim ve öğretimle ilgili  her çeşit tedbiri alır ve ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla iş birliği  yapar.

Eğitime alınacak personelin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi  eğitimleri ile eğitim merkezlerinin sekretarya, insan kaynakları,  destek, program geliştirme, ölçme ve değerlendirme, sağlık ve güvenlik,  bilgi işlem, istatistik, arşiv ve dokümantasyon, strateji geliştirme,  dış ilişkiler, proje ve enformasyon gibi hizmetleri; bir müdür ve iki  müdür yardımcısının sorumluluğunda görev yapan yeteri kadar şube  müdürlüğü ve idari personel eliyle yürütülür.

Eğitim merkezi müdürü, birinci sınıfa ayrılmış adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları arasından; müdür yardımcıları ise hâkimlik ve  savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı  ile Bakanlık hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar  arasından muvafakatleri alınarak Adalet Bakanınca atanır.

Eğitim merkezleri şube müdürlüklerine; Bakanlık merkez ve taşra  teşkilatında görev yapan şube müdürleri, yazı işleri müdürleri, idari  işler müdürleri, bilgi işlem müdürleri ile bunlarla aynı düzeydeki  görevliler arasından Bakanlıkça atama yapılır.

Eğitim merkezlerinde Eğitim Dairesi Başkanının talebi üzerine yetkili  kurul ve organlarınca uygun görülen yeteri kadar Yargıtay ve Danıştay  üyesi, yükseköğretim kurumları öğretim elemanı, adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları, noterler, meslekte fiilen on yılını tamamlamış  avukatlar ile uzman psikolog, psikiyatr, pedagog, sosyal çalışmacılar ve  ihtiyaç duyulan diğer alanlarda konusunda uzman kişiler, Bakanlık  tarafından ders vermekle görevlendirilebilir. Uygun görme kararı;  Yargıtay üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, Danıştay  üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulu, noterler hakkında Türkiye  Noterler Birliği Yönetim Kurulu, adli ve idari yargı hâkim ve savcıları  hakkında Bakanlık tarafından verilir.

Eğitim merkezlerinde ders vermekle görevlendirilenlere, okuttukları  ders sayısına göre Adalet Bakanlığınca tespit edilen esaslar ve Bütçe  Kanunu hükümleri uyarınca, ders ve ek ders ücreti ödenir.

Eğitim merkezlerinde adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitime  alınacak personel, kapasite ve ihtiyaç durumuna göre Adalet Bakanlığınca  belirlenir.

Eğitim merkezlerinde yürütülecek eğitim ve öğretim faaliyetlerine  ilişkin temel ilkeleri belirlemek amacıyla Adalet Bakanının  başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Personel Genel Müdürü, Eğitim  Dairesi Başkanı, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ile Danıştay  Başkanlık Kurulunun kendi üyeleri arasından seçecekleri birer üye,  Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Başkanı, Yükseköğretim Kurulunun  Türkiye’deki hukuk fakültelerinin öğretim üyeleri arasından seçeceği bir  üye, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun en az on beş yıl fiilen  mesleği icra etmiş avukatlar arasından seçeceği bir üyeden oluşan Eğitim  Kurulu kurulur. Seçimle gelen üyelerin görev süresi dört yıl olup süresi  dolan üyeler tekrar seçilebilir. Kurul yılda en az bir kez toplanır.  Başkan gerekli gördüğü takdirde Kurulu toplantıya çağırabilir. Kurulun  sekretarya hizmetleri Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Adalet  Bakanının bulunmadığı durumlarda Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurula  başkanlık eder. 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu  hükümleri saklı kalmak kaydıyla Eğitim Kurulu üyelerine her toplantı  için (1000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile  çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur ücreti ve huzur hakkı ödenir.

Personel eğitim merkezlerinde hizmet öncesi eğitime alınanların resmî  kıyafet ve harçlıklarına ilişkin bölümü hariç, 29/7/2002 tarihli ve 4769  sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri  Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca işlem ve uygulama yapılır.

Eğitim merkezleri ve Eğitim Kurulunun kuruluş, görev ve yetkileri ile  çalışma usul ve esasları ve maddenin uygulanmasına ilişkin diğer  hususlar Adalet Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 44 – 23/7/2003 tarihli ve 4954 sayılı Türkiye Adalet  Akademisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eğitim”  ibaresinden sonra gelmek üzere “ile adli, idari ve askeri yargı hâkim ve  savcılarına yönelik meslek içi eğitim” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 45 – 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece  Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri  Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiş ve mülga üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden  düzenlenmiştir.

“Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir.”

“Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan  ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda  dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile  dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın  kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin  kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul  kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve  denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların  azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve  tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve  21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre  yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal  davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı  hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak  heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla  ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep  edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından  incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler  dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından  görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma  ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı  tarafından önceden tespit edilir.”

MADDE 46 – 5235 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “sulh ceza,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 47 – 5235 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında  yer alan “Sulh ceza ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 48 – 5235 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Sulh ceza hâkimliği

MADDE 10- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak  üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli  kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları  incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla sulh ceza  hâkimliği kurulabilir. Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri  numaralandırılır. Müstakilen sulh ceza hâkimliğinde görevlendirilen  hâkimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya  işlerde görevlendirilemez.

Sulh ceza hâkimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar  personel bulunur.

Sulh ceza hâkimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları  ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca  kurulur.

Sulh ceza hâkimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.

Sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve  ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde,  büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile  anılan sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına  bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca belirlenir.

Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir sulh ceza  hâkimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine,  Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kurulunca karar verilir.”

MADDE 49 – 5235 sayılı Kanunun 11 inci maddesine “sulh ceza”  ibaresinden sonra gelmek üzere “hâkimliği” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 50 – 5235 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 43- Bölge adliye mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup, birinci sınıfa  ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 51 – 5235 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 44- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  Cumhuriyet savcıları ise hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  sekiz yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile bölge adliye mahkemesinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunan adli yargı hâkim ve savcıları  arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 52 – 5235 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge adliye mahkemesi başkanlığına, daire  başkanlıklarına veya Cumhuriyet başsavcılığına dört yıllığına  atanabilirler. Başka bir bölge adliye mahkemesine yapılacak atamalarda  da aynı usul uygulanır. Bu şekilde atananların; Yargıtay üyeliği sıfatı,  kadrosu, aylık ve ödeneği ile her türlü özlük hakları korunur; aylık ve  ödenekleri ile her türlü mali ve sosyal haklarının Yargıtay bütçesinden  ödenmesine devam olunur; disiplin ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları  Yargıtay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri  süre Yargıtay üyeliğinde geçmiş sayılır. Bu kişiler; Yargıtay üyeleri  tarafından Yargıtayda yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimleri hariç Yargıtaydaki seçimlerde  aday olamaz ve oy kullanamazlar; istekleri üzerine Yargıtaydaki  görevlerine geri dönerler.”

MADDE 53 – 5235 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin üçüncü fıkrasında  yer alan “başkan ve üyeleri ile” ibaresi “başkanı, daire başkanları,  üyeleri,” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiştir.

“Daire kararlarına karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde  temyiz başvurusu yapılabilir.”

MADDE 54 – 5235 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci  fıkrasına “adalet komisyonlarının denetimleri,” ibaresinden sonra gelmek  üzere “ilgisine göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başmüfettişleri  veya” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 55 – 5235 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 5- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 5235 sayılı Kanunun 5  inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç  ay içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yetkilendirme  veya tayin işlemleri yapılır ve bu mahkemelerin heyet hâlinde çalışmaya  başlayacakları tarih belirlenerek Resmî Gazete’de ilan edilir. Bu  mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen ve  ilan edilen tarihe kadar tek hâkimle çalışmaya devam eder.”

MADDE 56 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk  Ceza Kanununun 12 nci  maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(5) Birinci fıkra kapsamına giren hâllerde rüşvet ve nüfuz ticareti  suçlarından dolayı yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlı  değildir.”

MADDE 57 –5237 sayılı Kanunun 18 inci  maddesinin birinci fıkrasına “ceza” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturması ya da”, “talep üzerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturma ya da” ibaresi; üçüncü fıkrasına “nedeniyle” ibaresinden sonra  gelmek üzere “soruşturulacağına ya da” ibaresi eklenmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” ibaresi “Ceza  Muhakemesi Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 58 – 5237 sayılı Kanunun 102 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 102- (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut  dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan  on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis  cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle  gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis  cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma  ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan  kişiye karşı,

b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz  kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat  edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 59 – 5237 sayılı Kanunun 103  üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 103- (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan  on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis  cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması  hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya  vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin  hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara  karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi  etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel  davranışlar,

anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması  suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak  üzere hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya  evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye  kullanılmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara  karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah  kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara  göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 60 – 5237 sayılı Kanunun 104  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki” ibaresi  “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  yeniden düzenlenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından  işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar  hapis cezasına hükmolunur.”

“(3) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını  üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve  gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet  aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.”

MADDE 61 – 5237 sayılı Kanunun 105  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hükmolunur” ibaresi “,  fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis  cezasına hükmolunur” şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“(2) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin  sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak  suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan  faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya  ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az  olamaz.”

MADDE 62 –5237 sayılı Kanunun 142 nci  maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı  fıkrada yer alan “iki yıldan beş” ibaresi “üç yıldan yedi” şeklinde  değiştirilmiş, ikinci fıkrasının (d) bendine “kilit açmak” ibaresinden sonra  gelmek üzere “veya kilitlenmesini engellemek” ibaresi eklenmiş, (g) bendinde  yer alan “Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan” ibaresi  madde metninden çıkarılmış, aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, fıkrada  yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş ve  maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek  suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış  olan eşya hakkında,”

“(5) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da  demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa  aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza  yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 63 – 5237 sayılı Kanunun 143  üncü maddesinde yer alan “üçte birine kadar” ibaresi “yarı oranında”  şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 64 – 5237 sayılı Kanunun 149  uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların  eklentilerinde,”

MADDE 65 – 5237 sayılı Kanunun 152 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört”, ikinci  fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “bir” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye  aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji  ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de  olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek  ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 66 –5237 sayılı Kanunun 188  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on yıldan az olmamak üzere”  ibaresi “yirmi yıldan otuz yıla kadar” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü  fıkrasında yer alan “beş yıldan onbeşyıla kadar” ibaresi “on yıldan az  olmamak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

“Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin  çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on  beş yıldan az olamaz.”

“(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla  kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında,  suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde  işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

MADDE 67 – 5237 sayılı Kanunun 190  ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “iki yıldan beş”  ibareleri “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 68 – 5237 sayılı Kanunun 191  inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul  etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak

MADDE 191- (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın  alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile  cezalandırılır.

(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında  4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci  maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının  açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda  şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere  uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi  bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle  denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının  kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir.  Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi  hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin  gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması,  kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,

hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu  veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da  uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal  nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci  fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan  soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının  ertelenmesi kararı verilemez.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen  yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde,  hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

(8) Bu Kanunun;

a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal  ve ticareti,

b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanılmasını kolaylaştırma,

suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu  madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde  hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı  verilir.

(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi  Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci  maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci  maddesi hükümleri uygulanır.”

MADDE 69 – 5237 sayılı Kanunun 277 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “veya yapılmakta olan bir  soruşturmada,” ve “şüpheli veya” ibareleri madde metninden çıkarılmış ve  fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı  aydan iki yıla kadardır.”

MADDE 70 – 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 141  inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya  kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk  hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının  verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları  ancak Devlet aleyhine açılabilir.

(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı  hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet  savcılarına bir yıl içinde rücu eder.”

MADDE 71 –5271 sayılı Kanunun 173  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en  yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu  yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde;  dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği”  şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesinin” ibaresi  “sulh ceza hâkimliğinin” şeklinde değiştirilmiştir.

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın  genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o  yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının  açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak  reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet  savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye  bildirir.”

MADDE 72 – 5271 sayılı Kanunun 231  inci maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir  daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.”

MADDE 73 – 5271 sayılı Kanunun 260  ıncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza  mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye  mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin  kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.”

MADDE 74 – 5271 sayılı Kanunun 268  inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“a) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi,  o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara  olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir  numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh  ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın  ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

b) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen  tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul  uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği,  tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez.”

MADDE 75 – 5271 sayılı Kanunun 273  üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları,  mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin  hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş  tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.”

MADDE 76 – 5271 sayılı Kanunun 279  uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu kararlar itiraza tabidir.”

MADDE 77 –5271 sayılı Kanunun 280  inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “303 üncü maddenin  birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin  varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan  reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin  kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki  fıkra eklenmiştir.

“(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu  esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden  hüküm kurar.”

MADDE 78 – 5271 sayılı Kanunun 286 ncı  maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini  değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer  alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde  metninden çıkarılmış ve aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri aşağıdaki  şekilde değiştirilmiştir.

“c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı  iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve  bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye  mahkemesi kararları,”

“e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına  ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf  başvurusunun esastan reddine dair kararları,”

“g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik  tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge  adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun  esastan reddine dair kararlar,”

MADDE 79 – 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik  Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncımaddesinin altıncı fıkrasında  yer alan “bakımından” ibaresinden sonra gelmek üzere “ağır ve somut” ibaresi  eklenmiştir.

MADDE 80 – 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin dördüncü fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen  hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.”

MADDE 81 – 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü ve  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve on birinci fıkrasına  “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı  işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir.

“(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli  para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma  karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki  saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte  çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve  en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce  belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli  serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması  hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın  tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.”

“(8) Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı  günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten  çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer.”

MADDE 82 – 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin başlığında yer  alan “Mükerrirlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bazı suç faillerine”  ibaresi ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(7) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi  içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve  yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile  disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az  ve üç aydan fazla olamaz.

(8) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet  hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci  fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.

(9) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli  ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında  tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan  çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve  üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188  inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve  ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da  uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis  cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu  salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya  yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar  verilir:

a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak

b) Tedavi amaçlı programlara katılmak

c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet  etmekten yasaklanmak

d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan  yasaklanmak

f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren  faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(10) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

(11) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve  esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı  tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 83 – 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi  Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde  eklenmiştir.

“EK MADDE 1- (1) Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza  hâkimine yapılan atıflardan,

a) İdari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, yürütülen  soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli karar ve işlemlere ve  kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen  karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hâkimine,

b) Yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine,

yapılmış sayılır.”

MADDE 84 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 6- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza  mahkemeleri kaldırılmıştır.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde  sulh ceza hâkimlikleri kurulur.

(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde  görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza  mahkemelerine devredilir.

(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, kaldırılan sulh ceza  mahkemelerinde görülmekte olan işlerden, sulh ceza hâkimliğince  bakılması gerekenler, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren  on beş gün içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine devredilir.

(5) Kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimler Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından  itibaren on beş gün içinde müktesepleri dikkate alınarak uygun görülecek  bir göreve atanır veya yetkilendirilirler.

(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerince  verilen kararlardan Yargıtay incelemesinde olanlar hakkında sadece görev  nedeniyle bozma kararı verilemez.

(7) Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza  mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan  sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve  kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve  dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek  mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem  ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya  karara bağlanır.”

MADDE 85 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla  Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle  yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya  tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci  maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam  olunur.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan  kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün  açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup  da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.”

MADDE 86 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç  soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya  alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk  mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin  dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası  incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir.  Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci  ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara  bağlanır.”

MADDE 87 – 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin  Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat

MADDE 9/A- (1) Bu Kanun ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin  Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında  yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat  Kanununun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin  usullere bağlı olmaksızın, elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve  tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Bu şekilde  yapılan tebligatlar karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılır.

(2) Başkanlık, elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her  türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya,  tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik  ortamda verilmesi zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ  yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve  esasları belirlemeye yetkilidir.”

MADDE 88 – 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası  yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş,  aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar  eklenmiş ve mevcut beşinci fıkrası yedinci fıkra olarak teselsül  ettirilmiştir.

“(4) Bu Kanunun 9/A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata  ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum  veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için on bin Türk  lirası idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde  uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı iki yüz elli bin Türk  lirasını geçemez.”

“(5) Maddenin ilk üç fıkrası kapsamında uygulanacak idari para  cezasının toplam tutarı; her bir yükümlülük için, ihlalin yapıldığı yıl  itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak  yükümlüler için on milyon Türk lirasını, bunlar dışında kalan yükümlüler  için bir milyon Türk lirasını aşamaz. Üst tutardan ceza uygulanan  yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali  olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanır.

(6) Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten  sonra idari para cezası verilemez.”

İlgili olarak bakınız:

MADDE 89 – 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı  Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü  maddesinin; ikinci fıkrasında yer alan “sahte belge kullanmak suretiyle”  ibaresi “aldatıcı işlem ve davranışlarla” şeklinde; “bir yıldan” ibaresi  “iki yıldan” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla”  ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “sahte belgeyle yurt dışına çıkarmış gibi  işlem yapan kişi, altı aydan üç yıla” ibaresi “hile ile yurt dışına çıkarmış  gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla” şeklinde; beşinci  fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla”  şeklinde; altıncı  fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”  şeklinde; sekizinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan  üç yıla” şeklinde; dokuzuncu fıkrasında yer alan “İhracat gerçekleşmediği halde  gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre  teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız  çıkar sağlayan” ibaresi “İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon  veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği hâlde  gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren” şeklinde; onuncu  fıkrasında yer alan “kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla  kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır”  ibaresi “yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına  kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç  yıldan az olamaz” şeklinde; on  birinci ve on  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, on  dokuzuncu ve yirminci fıkralar yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(11) Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası  Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren  veya hiç içermeyen akaryakıtı;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi  geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(18) Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya  benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket,  hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri,  etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol,  metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(22) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan  eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir  katına kadar artırılır.”

MADDE 90 – 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinin  başına “Teftiş Kurulu Başkanını, Teftiş Kurulu başkan yardımcılarını,”  ibaresi eklenmiştir.

MADDE 91 – 6087 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Genel Kurul, yukarıdaki esaslara göre üyelerin hangi dairede  asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına, seçimle karar verir.

(3) Genel Kurul, her dairenin kendi üyeleri arasından bir üyeyi, o  dairenin başkanı olarak seçer. Adalet Bakanlığı Müsteşarı daire başkanı  seçilemez.”

MADDE 92 – 6087 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Tetkik hâkimliğine, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul hizmetlerinde yararlı  olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak, Genel  Kurul tarafından, geçici veya sürekli çalıştırılmak üzere atama  yapılır.”

MADDE 93 – 6087 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(5) Kurulda görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi personel, Genel  Sekreterin teklifi ve Başkanın uygun görmesi üzerine, mükteseplerine  uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı  kadrolarına atanabilirler.”

MADDE 94 – 6087 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin üçüncü  fıkrasında yer alan “Başkana” ibaresi “Kurula” ve dördüncü fıkrasının (c)  bendinde yer alan “Başkan” ibaresi “Kurul” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 95 – 6087 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcıları, birinci sınıf hâkim  ve savcılar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından,”

“(2) Kurul müfettişleri, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul müfettişliği hizmetinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak  Genel Kurul tarafından atanır.”

MADDE 96 – 6087 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci  fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“e) Kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya ilgili daire  başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak veya yaptırmak.”

MADDE 97 – 6087 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel  kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üye, birinci sınıf adli  ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için  her hâkim ve savcı; kendi aralarından seçilecek asıl ve yedek üyelerin  toplam sayısı kadar aday için oy kullanabilir; daha fazla sayıda aday  için oy verilmesi durumunda oy pusulası geçersiz sayılır. En fazla oy  alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.”

MADDE 98 – 6087 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Başkan, gereken hâllerde Genel Kurulu olağanüstü toplantıya  çağırabilir. Üye tam sayısının salt çoğunluğunun, görüşülecek konuyu da  belirten yazılı talebi üzerine Başkan, Genel Kurulu olağanüstü  toplantıya çağırır.”

MADDE 99 – 6087 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin, disiplin suçu oluşturan  eylemleri sebebiyle, haklarında yürütülecek disiplin soruşturması ve  kovuşturması, bu Kanun hükümleri uyarınca Genel Kurul tarafından  yapılır.”

“(3) Başkan, ihbar veya şikâyeti doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan  sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda; soruşturma  açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilir.  Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler arasından, gizli  oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir. Soruşturma kuruluna, en  yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise yaşça büyük olan başkanlık  eder.”

MADDE 100 – 6087 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci ve  üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin görevleriyle ilgili suçları ile  kişisel suçları hakkındaki soruşturma ve kovuşturma izni işlemleri Genel  Kurul tarafından, kovuşturma açılması kararı ve kovuşturma mercilerinin  belirlenmesi ise gösterilen yetkili merciler tarafından bu Kanun  hükümleri uyarınca yapılır.”

“(3) Başkan suç ihbar veya şikâyetini doğrudan ya da inceleme  yaptırdıktan sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda;  soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar  verilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler  arasından, gizli oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir.  Soruşturma kuruluna, en yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise  yaşça büyük olan başkanlık eder.”

MADDE 101 – (1) Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan  kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne  eklenmiştir.

(2) Birinci fıkrada ihdas edilen kadrolar için yapılacak atamalarda  2014 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan sınırlamalar  uygulanmaz.

(3) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin  Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın  Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi  Hakkında Kanunun 104 üncü maddesiyle değişik 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümü taşra  teşkilatı kadrolarından 12 nci dereceli serbest bulunan 400 adet memur  unvanlı kadronun yardımcı hizmetler (YH) sınıfı, genel idare hizmetleri  (GİH) sınıfı olarak değiştirilmiştir.

MADDE 102 – 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası  Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- Manisa’da taş kömürü madenciliği ve linyit  madenciliği alanında faaliyet gösteren;

a) Eynez maden ocağı işletmesinde 13/5/2014 tarihi itibarıyla,  31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık  Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi  kapsamında sigortalı olanlara veya bunların 5510 sayılı Kanunun 34 üncü  maddesinde sayılan hak sahiplerine aynı maddede belirtilen oranlarda,  son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanınca belirlenen sürede Fondan aylık ödeme yapılır. Bu ödemelerden  herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.

b) Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde l3/5/2014  tarihi itibarıyla, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanlara; işyerinin kapalı  olduğu dönemle sınırlı olmak üzere, 6331 sayılı Kanunun 25 inci  maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtilen ve işveren tarafından ödenmeyen  ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca belirlenen süre ile  aylık olarak Fondan ödenir ve yapılan bu ödemeler yasal faiz uygulanmak  suretiyle işverenden tahsil edilir.”

MADDE 103 – Aşağıdaki hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

a) 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare  Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddeleri.

b) 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 47  nci ve 54 üncü maddeleri.

c) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1) 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası,

2) 188 inci maddesinin ikinci fıkrası,

3) 238 inci maddesinin dördüncü fıkrası.

ç) 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun  Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesi.

MADDE 104 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 105 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

27/6/2014


 

(1) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI      
TEŞKİLATI TAŞRA      
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
SINIFI UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM

GIH

Şube Müdürü

1

8

8

GIH

Şube Müdürü

2

8

8

GIH

Şube Müdürü

3

8

8

GIH

Şube Müdürü

4

10

10

GİH

Şube Müdürü

5

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

3

10

10

GIH

Bilgisayar İşletmeni

5

14

14

GIH

Bilgisayar İşletmeni

7

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

10

10

10

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

3

70

70

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

5

80

80

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

7

30

30

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

10

30

30

GIH

Memur

5

10

10

GIH

Memur

7

14

14

GIH

Memur

9

8

8

GİH

Memur

10

10

10

GİH

Santral Memuru

7

2

2

GİH

Santral Memuru

10

5

5

GİH

Şoför

7

10

10

GİH

Şoför

10

11

11

GİH

Sekreter

7

10

10

GİH

Sekreter

10

11

11

SH

Psikolog

4

11

11

SH

Psikolog

5

10

10

SH

Sosyal Çalışmacı

4

11

11

SH

Sosyal Çalışmacı

5

10

10

SH

Pedagog

4

11

11

SH

Pedagog

5

10

10

TH

Tekniker

3

3

3

TH

Tekniker

5

2

2

TH

Tekniker

7

2

2

TH

Teknisyen

3

7

7

TH

Teknisyen

5

7

7

TH

Teknisyen

7

7

7

YH

Aşçı

7

7

7

YH

Aşçı

10

7

7

YH

Aşçı

12

7

7

YH

Kaloriferci

8

1

1

YH

Kaloriferci

10

2

2

YH

Kaloriferci

12

4

4

YH

Hizmetli

10

21

21

YH

Hizmetli

11

21

21

YH

Hizmetli

12

21

21

TOPLAM

567

567

 

 

 

(2) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI
TEŞKİLATI TAŞRA
İHDAS EDİLEN KADROLARIN (MESLEK  MENSUPLARI)
  UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM
  Personel Eğitim Merkezi Müdürü 1 7 7
  Personel Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı 5 14 14
TOPLAM 21 21

 

GÜMRÜK HABER - UĞURLU GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ
Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun - 6545 (28.06.2014 t. 29044 s. R.G.)

 

Kanun No. 6545 Kabul Tarihi: 18/6/2014

MADDE 1 – 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı  Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin beşinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on  iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

“Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek  amacıyla kenevir ekimi yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası  ile cezalandırılır.”

MADDE 2 – 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun;

a) (1) sayılı Tarifesinin “A- Mahkeme Harçları” bölümünün “IV.  Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının (d) bendinde yer alan  “itirazen yapılacak başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (3) sayılı Tarifesinin “I- Başvurma harcı” kısmının (d) bendinde  yer alan “itirazen yapılan başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,  İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3- 1. Bölge idare mahkemeleri, başkanlık, başkanlar kurulu,  daireler, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden  oluşur.

2. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en  az iki daire bulunur. Gerekli hâllerde dairelerin sayısı, Adalet  Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca  artırılıp azaltılabilir.

3. Dairelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur.

4. Bölge idare mahkemesi başkan ve üyeliklerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca atama yapılır.”

MADDE 4 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/A maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemelerinin görevleri:

MADDE 3/A- Bölge idare mahkemelerinin görevleri şunlardır:

a) İstinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak.

b) Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev  ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak.

c) Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak.”

MADDE 5 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/B maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri:

MADDE 3/B- Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri şunlardır:

a) Mahkemeyi temsil etmek.

b) Bölge idare mahkemesi başkanlar kuruluna ve adalet komisyonuna  başkanlık etmek, alınan kararları yürütmek.

c) Bölge idare mahkemesi dairelerinden birine başkanlık etmek.

d) Mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlamak ve bu  yolda uygun göreceği önlemleri almak.

e) Bölge idare mahkemesinin genel yönetim işlerini yürütmek.

f) Bölge idare mahkemesi memurlarını denetlemek.

g) Dairelerin benzer olaylarda kesin olarak verdikleri kararlar  arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için başkanlar kuruluna başvurmak.

h) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 6 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/C maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu:

MADDE 3/C- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu, bölge idare  mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşur.

2. Bölge idare mahkemesi başkanının bulunmadığı hâllerde kurula daire  başkanlarından en kıdemli olan başkanlık eder.

3. Daire başkanının mazereti hâlinde, o dairenin en kıdemli üyesi  kurula katılır.

4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:

a) Gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak  ihtisaslaşmayı sağlamak amacıyla, bölge idare mahkemesi daireleri  arasındaki iş bölümünü belirlemek, daireler arasında çıkan iş bölümü  uyuşmazlıklarını karara bağlamak.

b) Hukuki veya fiili nedenlerle bir dairenin kendi üyeleriyle  toplanamadığı hâllerde ilgisine göre diğer dairelerden üye  görevlendirmek.

c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin  nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri  dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya  uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi  dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu  aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri  üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek  Danıştay Başkanlığına iletmek.

d) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

5. Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak talepler hakkında  6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39 uncu ve 40 ıncı  maddeleri uygulanır.

6. Başkanlar Kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.  Oyların eşitliği hâlinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış  sayılır.”

MADDE 7 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/D maddesi eklenmiştir.

“Dairelerin görevleri:

MADDE 3/D- Bölge idare mahkemesi dairelerinin görevleri şunlardır:

a) İlk derece mahkemelerince verilen ve istinaf yolu açık olan nihai  kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek karara  bağlamak.

b) İlk derece mahkemelerince yürütmenin durdurulması istemleri  hakkında verilen kararlara karşı yapılan itirazları inceleyerek karara  bağlamak.

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki  görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözmek.

d) Yargı çevresi içinde bulunan yetkili ilk derece mahkemesinin bir  davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin  yargı çevresi sınırlarında tereddüt edildiği veya iki mahkemenin de aynı  davaya bakmaya yetkili olduklarına karar verdikleri hâllerde; o davanın  bölge idare mahkemesi yargı çevresi içinde bulunan başka bir mahkemeye  nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek.

e) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 8 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/E maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanı, daire başkanları ve üyelerin  nitelikleri ve atanmaları:

MADDE 3/E- 1. Bölge idare mahkemesi başkanı ve daire başkanları  birinci sınıf olup birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri  yitirmemiş; daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup birinci  sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.

2. Danıştay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge idare mahkemesi başkanlığına veya daire  başkanlıklarına dört yıllığına atanabilirler. Başka bir bölge idare  mahkemesine yapılacak atamalarda da aynı usul uygulanır. Bu şekilde  atananların; Danıştay üyeliği sıfatı, kadrosu, aylık ve ödeneği ile her  türlü özlük hakları korunur; aylık ve ödenekleri ile her türlü mali ve  sosyal haklarının Danıştay bütçesinden ödenmesine devam olunur; disiplin  ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları Danıştay üyeleri hakkındaki  hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri süre Danıştay üyeliğinde  geçmiş sayılır. Bu kişiler; Danıştay üyeleri tarafından Danıştayda  yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu  üyeliği seçimleri hariç Danıştaydaki seçimlerde aday olamaz ve oy  kullanamazlar; istekleri üzerine Danıştaydaki görevlerine geri  dönerler.”

MADDE 9 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/F maddesi eklenmiştir.

“Toplantı ve karar:

MADDE 3/F- 1. Her daire, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla  toplanır. Görüşmeler gizli yapılır, kararlar çoğunlukla verilir.

2. Hukuki veya fiili nedenlerle bir daire toplanamazsa, başkanlar  kurulunun kararıyla diğer dairelerden; bu da mümkün olmazsa, Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca diğer bölge idare mahkemelerinden yetkili  olarak görevlendirilen üyelerle eksiklik tamamlanır.

3. Daire başkanının hukuki veya fiili nedenlerle bulunamaması hâlinde  dairenin en kıdemli üyesi daireye başkanlık yapar.”

MADDE 10 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/G maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu:

MADDE 3/G- 1. Her bölge idare mahkemesinde bir bölge idare mahkemesi  adalet komisyonu bulunur.

2. Komisyon, bölge idare mahkemesi başkanının başkanlığında, Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca daire başkanları arasından belirlenen iki  asıl üyeden oluşur. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ayrıca daire  başkan veya üyeleri arasından iki yedek üye belirler. Başkanın  yokluğunda asıl üye olan kıdemli daire başkanı, asıl üyelerin yokluğunda  ise kıdemine göre yedek üyeler komisyona katılır.

3. Komisyon eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.

4. Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu, 24/2/1983 tarihli ve 2802  sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 114 ve 115 inci maddelerinde  belirtilen görevler ile diğer kanunlarla verilen görevleri yerine  getirir.”

MADDE 11 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/H maddesi eklenmiştir.

“Müdürlükler:

MADDE 3/H- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlığında, dairelerinde ve  adalet komisyonunda yeterli sayıda yazı işleri müdürlüğü ve idari işler  müdürlüğü ile ihtiyaç duyulan diğer müdürlükler kurulur.

2. Her müdürlükte bir müdür ile yeterli sayıda memur bulunur.”

MADDE 12 – 2576 sayılı Kanunun 12 nci maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Müdürlükler ve mahkeme memurları:

MADDE 12- 1. Her mahkemede bir yazı işleri müdürlüğü kurulur.

2. Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde ayrıca idari, mali ve  teknik işlerle ilgili müdürlükler kurulur.

3. Her müdürlükte bir müdür ile yeteri kadar memur bulunur.”

MADDE 13 – 2576 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “onmilyon lirayı” ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde  değiştirilmiştir.

MADDE 14 – 2576 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 20- 1. Adalet Bakanlığı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği  tarihten itibaren üç ay içinde, Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesinde öngörülen bölge idare mahkemelerini kurar. Bölge idare  mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve  başlayacakları tarih, Resmî Gazete’de ilan edilir. Mevcut bölge idare  mahkemeleri, yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve  başlayacakları tarihe kadar faaliyetlerine devam ederler.

2. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlayacakları  tarih itibarıyla mevcut bölge idare mahkemelerinde bulunan dosyalar;  yargı çevreleri dikkate alınarak yeni kurulan bölge idare mahkemelerine  devredilir ve ilgili dairelere tevzi edilir.

3. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlama tarihinden  önce Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu mahkemelerin başkanları,  daire başkanları ve üyelerinin atamaları yapılır. Bölge idare  mahkemelerinde görev yapacak diğer personelin atamaları da aynı süre  içinde yapılır.

4. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin adalet komisyonları da bu  mahkemelerin göreve başlayacakları tarih itibarıyla oluşturulur.”

MADDE 15 – 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari  Yargılama Usulü Kanununun 15 inci  maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararın düzeltilmesi veya  temyiz yoluna; tek hâkim kararına karşı ise itiraz yoluna” ibaresi “ilgisine  göre istinaf ya da temyiz yoluna” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 16 – 2577 sayılı Kanunun 17 nci  maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “itirazlarda” ibaresi  “istinaflarda” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 17 – 2577 sayılı Kanunun 20 nci  maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri,  bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden  yapar.”

MADDE 18 – 2577 sayılı Kanuna 20 nci maddesinden  sonra gelmek üzere aşağıdaki 20/A  maddesi eklenmiştir.

“İvedi yargılama usulü:

MADDE 20/A- 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden  doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır:

a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri.

b) Acele kamulaştırma işlemleri.

c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.

d) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca  yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri.

e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari  yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan  kararlar.

f) 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların  Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararları.

2. İvedi yargılama usulünde:

a) Dava açma süresi otuz gündür.

b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.

c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri  tebliğe çıkarılır.

d) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün  olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün  uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin  geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır.

e) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek  kararlara itiraz edilemez.

f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde  karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da  duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.

g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş  gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

h) Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır.  Bu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri  kıyasen uygulanır.

ı) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür.

i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar  hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki  noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların  düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde  gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden  karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan  temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri  gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.

j) Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. Karar en geç  bir ay içinde tebliğe çıkarılır.”

MADDE 19 – 2577 sayılı Kanunun 45 inci  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İstinaf:

MADDE 45- 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka  kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı  çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz  gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk  lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere  karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince  verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna  konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında  dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare  mahkemesine gönderilir.

3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece  mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine  karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise  gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun  bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi  işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç  duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da  vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli  işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.

5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara  karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya  yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından  bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece  mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili  mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen  kararları kesindir.

6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncımaddeye göre temyize açık olmayan  kararları kesindir.

7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan  hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince  incelenmesinde bulunamaz.

8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna  başvurulamaz.”

MADDE 20 – 2577 sayılı Kanunun 46 ncı  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 46- Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare  mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar,  başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın  tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.

b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı  davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden  çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.

d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut  daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.

e) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma  işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama,  naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.

f) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.

g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını  Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983  tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

h) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli  sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan  davalar.

ı) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın  icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında  açılan davalar.

i) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım,  akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı  tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından  doğan davalar.

j) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin  Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun  uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile  Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile  Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan  davalar.

k) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun  uygulanmasından doğan davalar.

l) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı  Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

m) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları  piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan  davalar.”

MADDE 21 –2577 sayılı Kanunun  48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “mahkemece” ibareleri  “bölge idare mahkemesince” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “mahkemeye”  ibaresi “bölge idare mahkemesine”, “mahkeme” ibaresi “bölge idare mahkemesi”  şeklinde; dördüncü fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “bölge idare  mahkemesi” şeklinde; beşinci fıkrada yer alan “mahkemece” ibaresi “bölge  idare mahkemesince” şeklinde; altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  “mahkeme veya Danıştay daire başkanı” ibaresi “merci” ve “onbeş” ibaresi  “yedi” şeklinde; ikinci cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi  olarak davaya bakan Danıştay dairesi” ibaresi “ilgili merci” şeklinde;  üçüncü cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya  bakan Danıştay dairesi” ibaresi “merci” şeklinde; dördüncü cümlesinde yer  alan “Mahkemenin veya Danıştay dairesinin” ibaresi “İlgili merciin” şeklinde  değiştirilmiş; altıncı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “yapılması”  ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kesin bir karar hakkında olması”  ibaresi eklenmiş ve 7 numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş  olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin  kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun  anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar,  dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin  olarak verilir.”

MADDE 22 – 2577 sayılı Kanunun 49 uncu  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar:

MADDE 49- 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun  olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa,  kararı, gerekçesini değiştirerek onar.

b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi  hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı  düzelterek onar.

2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte  hata veya eksikliklerin bulunması,

sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde  kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.

4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen  incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen  uygulanır.

5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı  davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.”

MADDE 23 – 2577 sayılı Kanunun 50 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 50- 1. Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla  birlikte kararı veren mercie gönderilir. Bu karar, dosyanın geldiği  tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır.

2. Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili  merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini  tamamlayarak yeniden karar verir.

3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına  uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.

4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz  incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.

5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse,  ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari  veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır.  Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması  zorunludur.”

MADDE 24 –2577 sayılı Kanunun 51 inci  maddesinin başlığı “Kanun yararına temyiz:” şeklinde; birinci fıkrasında  yer alan “Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince  ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip” ibaresi “İdare ve vergi  mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile  istinaf veya” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “mahkeme veya Danıştay”  ibaresi “merci” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 25 – 2577 sayılı Kanunun 52 nci  maddesinin başlığında yer alan “itiraz” ibaresi “istinaf” şeklinde;  birinci fıkrasında yer alan “itiraz yoluna” ibaresi “istinaf yoluna”  şeklinde; “itirazı” ibaresi “istinaf başvurusunu” şeklinde ve son cümlesinde  yer alan “kararların temyizi” ibaresi “kararlara karşı temyiz ya da istinaf  yoluna başvurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 26 –2577 sayılı Kanunun 55 inci  maddesinin başlığı “Yargılamanın yenilenmesi usulü:” şeklinde, beşinci  fıkrasında yer alan “53, 54 ve bu” ibaresi “Bu madde ile 53 üncü” şeklinde  değiştirilmiş; üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “ve kararın  düzeltilmesi” ibareleri ile beşinci fıkrasında yer alan “ve kararın  düzeltilmesinde” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 27 – 2577 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici  madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- 1. Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin  getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve  başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu  tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte  yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.

2. Bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçme tarihine kadar idare ve  vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara yapılan itirazlarda bu  Kanunla düzenlenen istinaf kanun yolu için öngörülen harçlar alınır.”

MADDE 28 – 2577 sayılı Kanunun ek 1  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanunun 17 nci  maddesindeki” ibaresi “Kanunda öngörülen” şeklinde ve “onmilyon lirayı”  ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 29 – 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 5  inci maddesinde yer alan “yirmiüç hukuk, onbeş ceza dairesi” ibaresi “otuz  sekiz daire” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 30 – 2797 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan “dördü”  ibareleri “altısı”, “sekiz” ibaresi “on iki”, “ikisi” ibareleri “dördü” ve  “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 31 –2797 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci  fıkrasının başına aşağıdaki cümle eklenmiş; birinci fıkrasında yer alan  “arasındaki” ibaresi “hukuk veya ceza dairesi olarak belirlenmesi ile  aralarındaki” şeklinde ve “üçte” ibaresi “onda” şeklinde değiştirilmiş;  mevcut birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde yer alan  “işbölümü” ibareleri madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasının (a) bendi  ile üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Daireler, hukuk veya ceza dairesi olarak Yargıtay Büyük Genel Kurulu  tarafından belirlenir.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme de gözetilerek, temyizin kapsamı esas alınır.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise  iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas  alınır.”

MADDE 32 – 2797 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin ikinci  fıkrasında yer alan “lüzumunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yargıtayda  görev yapan birinci sınıfa ayrılmış” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 33 – 2797 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay Birinci Başkanı seçilebilmek için en az on yıl, Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcısı, Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcıvekili seçilebilmek için en az beş yıl, daire başkanı  seçilebilmek için en az üç yıl süreyle Yargıtay üyeliği yapmış olmak  zorunludur.”

MADDE 34 – 2797 sayılı Kanuna 30 uncu maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 30/A maddesi eklenmiştir.

“Genel Sekreterin nitelikleri, seçimi ve görev süresi:

MADDE 30/A- Genel Sekreter, en az beş yıl Yargıtay üyeliği yapmış  olanlar arasından Birinci Başkan tarafından seçilir.

Genel Sekreterin görev süresi iki yıldır. Ancak bu süre sona ermeden  Birinci Başkanın kararı üzerine veya Birinci Başkanın görevinin sona  ermesi hâlinde Genel Sekreterin görevi sona erer. Görevi sona eren Genel  Sekreter bir kere daha seçilebilir.”

MADDE 35 – 2797 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Her üye, ancak bir adaya oy verebilir.”

MADDE 36 – 2797 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “iki” ibareleri “üç”, “bir” ibareleri “iki” şeklinde  değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki  cümle eklenmiştir.

“Birinci Başkanlık Kuruluna üye seçilebilmek için üç yıl süreyle  Yargıtay üyeliğinde çalışmış olmak şarttır.”

MADDE 37 – 2797 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 13- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren;

a) Üç gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Genel  Sekreter ve genel sekreter yardımcıları yeniden belirlenir.

b) Yedi gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak  Birinci Başkanlık Kurulu yeniden belirlenir.

Belirlenen Birinci Başkanlık Kurulu on gün içinde, iş durumunu  dikkate alarak, ceza ve hukuk dairelerinin sayısı ile bu daireler  arasındaki iş bölümüne ilişkin karar tasarısını hazırlar ve Yargıtay  Büyük Genel Kurulunun onayına sunar.

Yargıtay Büyük Genel Kurulu, tasarıyı beş gün içinde karara bağlar.  Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin kararı  derhâl Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayım tarihinden itibaren on gün  sonra uygulanmaya başlanır.

Birinci Başkanlık Kurulu, iş bölümüne ilişkin kararın Resmî Gazete’de  yayımlanmasından itibaren on gün içinde, dairelerin iş durumunu ve  ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Yargıtayın daire başkanları,  üyeleri ve tetkik hâkimlerinin hangi dairelerde görev yapacağını yeniden  belirler.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin  kararı uygulanmaya başlayıncaya kadar bu Kanunla yapılan değişiklikten  önceki iş bölümüne ilişkin hükümler uygulanmaya devam olunur.

Daha önce başka dairelerde görülmekte olup da dairesi değiştirilen  dava dosyaları mevcut hâlleriyle ilgili daireye gönderilir.”

MADDE 38 – 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler  Kanununun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve benzeri  işaretleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen veya iltibasa mahal  verecek şekilde” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 39 – 2820 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi  parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve  rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya  kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet  Başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi parti tarafından doğrudan yazı  ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi başvuru tarihinden itibaren en geç  otuz gün içinde isim, amblem ve rumuzlarla ilgili olarak siyasi parti  siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede bu Kanunun 96  ncımaddesinin birinci fıkrasına aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden  isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden  terkinine karar verir.”

MADDE 40 – 2820 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi başlığıyla  birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gerçek dışı üye kaydı yapılması:

MADDE 114- Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya  mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı olarak üye kaydedenler hakkında  bir aydan üç aya kadar hapis ve elli günden iki yüz güne kadar adli para  cezasına hükmolunur.”

MADDE 41 – 2820 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Defter, sicil ve kayıtların tutulma usulü:

EK MADDE 7- Bu Kanuna göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar  elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde  tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına  numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar  kullanıldıktan sonra defter hâline getirilerek muhafaza edilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi parti sicillerine işlenmek  üzere elektronik ortamda veri aktarımı, ancak siyasi parti genel  merkezleri tarafından ve bu işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine  getirilir.”

MADDE 42 – 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının  Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde  yer alan “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “merkez ve taşra”,  “ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “adaylık,” ibareleri eklenmiş; (d)  bendinde yer alan “Eğitim” ibaresi “Personel eğitim merkezleri ile diğer  eğitim” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 43 – 2992 sayılı Kanuna 34 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 34/A maddesi eklenmiştir.

“Personel eğitim merkezleri:

MADDE 34/A- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri personeli eğitim  merkezlerinde eğitim gören personel hariç olmak üzere Adalet Bakanlığı  merkez ve taşra teşkilatı personelinin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet  içi eğitim programları, Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenir. Eğitim  programlarının uygulanması amacıyla Bakanlıkça uygun görülecek yerlerde  Eğitim Dairesi Başkanlığına bağlı personel eğitim merkezleri kurulur.

Bakanlık, bu programların uygulanması için eğitim ve öğretimle ilgili  her çeşit tedbiri alır ve ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla iş birliği  yapar.

Eğitime alınacak personelin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi  eğitimleri ile eğitim merkezlerinin sekretarya, insan kaynakları,  destek, program geliştirme, ölçme ve değerlendirme, sağlık ve güvenlik,  bilgi işlem, istatistik, arşiv ve dokümantasyon, strateji geliştirme,  dış ilişkiler, proje ve enformasyon gibi hizmetleri; bir müdür ve iki  müdür yardımcısının sorumluluğunda görev yapan yeteri kadar şube  müdürlüğü ve idari personel eliyle yürütülür.

Eğitim merkezi müdürü, birinci sınıfa ayrılmış adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları arasından; müdür yardımcıları ise hâkimlik ve  savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı  ile Bakanlık hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar  arasından muvafakatleri alınarak Adalet Bakanınca atanır.

Eğitim merkezleri şube müdürlüklerine; Bakanlık merkez ve taşra  teşkilatında görev yapan şube müdürleri, yazı işleri müdürleri, idari  işler müdürleri, bilgi işlem müdürleri ile bunlarla aynı düzeydeki  görevliler arasından Bakanlıkça atama yapılır.

Eğitim merkezlerinde Eğitim Dairesi Başkanının talebi üzerine yetkili  kurul ve organlarınca uygun görülen yeteri kadar Yargıtay ve Danıştay  üyesi, yükseköğretim kurumları öğretim elemanı, adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları, noterler, meslekte fiilen on yılını tamamlamış  avukatlar ile uzman psikolog, psikiyatr, pedagog, sosyal çalışmacılar ve  ihtiyaç duyulan diğer alanlarda konusunda uzman kişiler, Bakanlık  tarafından ders vermekle görevlendirilebilir. Uygun görme kararı;  Yargıtay üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, Danıştay  üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulu, noterler hakkında Türkiye  Noterler Birliği Yönetim Kurulu, adli ve idari yargı hâkim ve savcıları  hakkında Bakanlık tarafından verilir.

Eğitim merkezlerinde ders vermekle görevlendirilenlere, okuttukları  ders sayısına göre Adalet Bakanlığınca tespit edilen esaslar ve Bütçe  Kanunu hükümleri uyarınca, ders ve ek ders ücreti ödenir.

Eğitim merkezlerinde adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitime  alınacak personel, kapasite ve ihtiyaç durumuna göre Adalet Bakanlığınca  belirlenir.

Eğitim merkezlerinde yürütülecek eğitim ve öğretim faaliyetlerine  ilişkin temel ilkeleri belirlemek amacıyla Adalet Bakanının  başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Personel Genel Müdürü, Eğitim  Dairesi Başkanı, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ile Danıştay  Başkanlık Kurulunun kendi üyeleri arasından seçecekleri birer üye,  Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Başkanı, Yükseköğretim Kurulunun  Türkiye’deki hukuk fakültelerinin öğretim üyeleri arasından seçeceği bir  üye, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun en az on beş yıl fiilen  mesleği icra etmiş avukatlar arasından seçeceği bir üyeden oluşan Eğitim  Kurulu kurulur. Seçimle gelen üyelerin görev süresi dört yıl olup süresi  dolan üyeler tekrar seçilebilir. Kurul yılda en az bir kez toplanır.  Başkan gerekli gördüğü takdirde Kurulu toplantıya çağırabilir. Kurulun  sekretarya hizmetleri Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Adalet  Bakanının bulunmadığı durumlarda Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurula  başkanlık eder. 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu  hükümleri saklı kalmak kaydıyla Eğitim Kurulu üyelerine her toplantı  için (1000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile  çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur ücreti ve huzur hakkı ödenir.

Personel eğitim merkezlerinde hizmet öncesi eğitime alınanların resmî  kıyafet ve harçlıklarına ilişkin bölümü hariç, 29/7/2002 tarihli ve 4769  sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri  Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca işlem ve uygulama yapılır.

Eğitim merkezleri ve Eğitim Kurulunun kuruluş, görev ve yetkileri ile  çalışma usul ve esasları ve maddenin uygulanmasına ilişkin diğer  hususlar Adalet Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 44 – 23/7/2003 tarihli ve 4954 sayılı Türkiye Adalet  Akademisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eğitim”  ibaresinden sonra gelmek üzere “ile adli, idari ve askeri yargı hâkim ve  savcılarına yönelik meslek içi eğitim” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 45 – 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece  Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri  Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiş ve mülga üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden  düzenlenmiştir.

“Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir.”

“Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan  ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda  dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile  dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın  kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin  kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul  kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve  denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların  azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve  tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve  21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre  yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal  davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı  hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak  heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla  ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep  edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından  incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler  dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından  görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma  ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı  tarafından önceden tespit edilir.”

MADDE 46 – 5235 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “sulh ceza,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 47 – 5235 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında  yer alan “Sulh ceza ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 48 – 5235 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Sulh ceza hâkimliği

MADDE 10- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak  üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli  kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları  incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla sulh ceza  hâkimliği kurulabilir. Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri  numaralandırılır. Müstakilen sulh ceza hâkimliğinde görevlendirilen  hâkimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya  işlerde görevlendirilemez.

Sulh ceza hâkimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar  personel bulunur.

Sulh ceza hâkimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları  ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca  kurulur.

Sulh ceza hâkimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.

Sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve  ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde,  büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile  anılan sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına  bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca belirlenir.

Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir sulh ceza  hâkimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine,  Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kurulunca karar verilir.”

MADDE 49 – 5235 sayılı Kanunun 11 inci maddesine “sulh ceza”  ibaresinden sonra gelmek üzere “hâkimliği” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 50 – 5235 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 43- Bölge adliye mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup, birinci sınıfa  ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 51 – 5235 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 44- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  Cumhuriyet savcıları ise hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  sekiz yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile bölge adliye mahkemesinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunan adli yargı hâkim ve savcıları  arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 52 – 5235 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge adliye mahkemesi başkanlığına, daire  başkanlıklarına veya Cumhuriyet başsavcılığına dört yıllığına  atanabilirler. Başka bir bölge adliye mahkemesine yapılacak atamalarda  da aynı usul uygulanır. Bu şekilde atananların; Yargıtay üyeliği sıfatı,  kadrosu, aylık ve ödeneği ile her türlü özlük hakları korunur; aylık ve  ödenekleri ile her türlü mali ve sosyal haklarının Yargıtay bütçesinden  ödenmesine devam olunur; disiplin ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları  Yargıtay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri  süre Yargıtay üyeliğinde geçmiş sayılır. Bu kişiler; Yargıtay üyeleri  tarafından Yargıtayda yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimleri hariç Yargıtaydaki seçimlerde  aday olamaz ve oy kullanamazlar; istekleri üzerine Yargıtaydaki  görevlerine geri dönerler.”

MADDE 53 – 5235 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin üçüncü fıkrasında  yer alan “başkan ve üyeleri ile” ibaresi “başkanı, daire başkanları,  üyeleri,” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiştir.

“Daire kararlarına karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde  temyiz başvurusu yapılabilir.”

MADDE 54 – 5235 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci  fıkrasına “adalet komisyonlarının denetimleri,” ibaresinden sonra gelmek  üzere “ilgisine göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başmüfettişleri  veya” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 55 – 5235 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 5- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 5235 sayılı Kanunun 5  inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç  ay içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yetkilendirme  veya tayin işlemleri yapılır ve bu mahkemelerin heyet hâlinde çalışmaya  başlayacakları tarih belirlenerek Resmî Gazete’de ilan edilir. Bu  mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen ve  ilan edilen tarihe kadar tek hâkimle çalışmaya devam eder.”

MADDE 56 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk  Ceza Kanununun 12 nci  maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(5) Birinci fıkra kapsamına giren hâllerde rüşvet ve nüfuz ticareti  suçlarından dolayı yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlı  değildir.”

MADDE 57 –5237 sayılı Kanunun 18 inci  maddesinin birinci fıkrasına “ceza” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturması ya da”, “talep üzerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturma ya da” ibaresi; üçüncü fıkrasına “nedeniyle” ibaresinden sonra  gelmek üzere “soruşturulacağına ya da” ibaresi eklenmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” ibaresi “Ceza  Muhakemesi Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 58 – 5237 sayılı Kanunun 102 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 102- (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut  dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan  on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis  cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle  gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis  cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma  ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan  kişiye karşı,

b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz  kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat  edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 59 – 5237 sayılı Kanunun 103  üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 103- (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan  on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis  cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması  hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya  vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin  hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara  karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi  etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel  davranışlar,

anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması  suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak  üzere hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya  evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye  kullanılmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara  karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah  kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara  göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 60 – 5237 sayılı Kanunun 104  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki” ibaresi  “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  yeniden düzenlenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından  işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar  hapis cezasına hükmolunur.”

“(3) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını  üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve  gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet  aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.”

MADDE 61 – 5237 sayılı Kanunun 105  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hükmolunur” ibaresi “,  fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis  cezasına hükmolunur” şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“(2) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin  sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak  suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan  faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya  ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az  olamaz.”

MADDE 62 –5237 sayılı Kanunun 142 nci  maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı  fıkrada yer alan “iki yıldan beş” ibaresi “üç yıldan yedi” şeklinde  değiştirilmiş, ikinci fıkrasının (d) bendine “kilit açmak” ibaresinden sonra  gelmek üzere “veya kilitlenmesini engellemek” ibaresi eklenmiş, (g) bendinde  yer alan “Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan” ibaresi  madde metninden çıkarılmış, aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, fıkrada  yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş ve  maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek  suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış  olan eşya hakkında,”

“(5) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da  demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa  aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza  yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 63 – 5237 sayılı Kanunun 143  üncü maddesinde yer alan “üçte birine kadar” ibaresi “yarı oranında”  şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 64 – 5237 sayılı Kanunun 149  uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların  eklentilerinde,”

MADDE 65 – 5237 sayılı Kanunun 152 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört”, ikinci  fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “bir” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye  aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji  ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de  olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek  ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 66 –5237 sayılı Kanunun 188  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on yıldan az olmamak üzere”  ibaresi “yirmi yıldan otuz yıla kadar” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü  fıkrasında yer alan “beş yıldan onbeşyıla kadar” ibaresi “on yıldan az  olmamak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

“Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin  çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on  beş yıldan az olamaz.”

“(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla  kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında,  suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde  işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

MADDE 67 – 5237 sayılı Kanunun 190  ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “iki yıldan beş”  ibareleri “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 68 – 5237 sayılı Kanunun 191  inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul  etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak

MADDE 191- (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın  alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile  cezalandırılır.

(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında  4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci  maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının  açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda  şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere  uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi  bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle  denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının  kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir.  Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi  hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin  gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması,  kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,

hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu  veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da  uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal  nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci  fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan  soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının  ertelenmesi kararı verilemez.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen  yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde,  hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

(8) Bu Kanunun;

a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal  ve ticareti,

b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanılmasını kolaylaştırma,

suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu  madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde  hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı  verilir.

(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi  Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci  maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci  maddesi hükümleri uygulanır.”

MADDE 69 – 5237 sayılı Kanunun 277 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “veya yapılmakta olan bir  soruşturmada,” ve “şüpheli veya” ibareleri madde metninden çıkarılmış ve  fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı  aydan iki yıla kadardır.”

MADDE 70 – 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 141  inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya  kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk  hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının  verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları  ancak Devlet aleyhine açılabilir.

(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı  hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet  savcılarına bir yıl içinde rücu eder.”

MADDE 71 –5271 sayılı Kanunun 173  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en  yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu  yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde;  dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği”  şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesinin” ibaresi  “sulh ceza hâkimliğinin” şeklinde değiştirilmiştir.

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın  genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o  yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının  açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak  reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet  savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye  bildirir.”

MADDE 72 – 5271 sayılı Kanunun 231  inci maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir  daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.”

MADDE 73 – 5271 sayılı Kanunun 260  ıncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza  mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye  mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin  kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.”

MADDE 74 – 5271 sayılı Kanunun 268  inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“a) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi,  o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara  olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir  numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh  ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın  ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

b) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen  tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul  uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği,  tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez.”

MADDE 75 – 5271 sayılı Kanunun 273  üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları,  mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin  hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş  tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.”

MADDE 76 – 5271 sayılı Kanunun 279  uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu kararlar itiraza tabidir.”

MADDE 77 –5271 sayılı Kanunun 280  inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “303 üncü maddenin  birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin  varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan  reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin  kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki  fıkra eklenmiştir.

“(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu  esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden  hüküm kurar.”

MADDE 78 – 5271 sayılı Kanunun 286 ncı  maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini  değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer  alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde  metninden çıkarılmış ve aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri aşağıdaki  şekilde değiştirilmiştir.

“c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı  iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve  bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye  mahkemesi kararları,”

“e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına  ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf  başvurusunun esastan reddine dair kararları,”

“g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik  tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge  adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun  esastan reddine dair kararlar,”

MADDE 79 – 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik  Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncımaddesinin altıncı fıkrasında  yer alan “bakımından” ibaresinden sonra gelmek üzere “ağır ve somut” ibaresi  eklenmiştir.

MADDE 80 – 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin dördüncü fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen  hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.”

MADDE 81 – 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü ve  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve on birinci fıkrasına  “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı  işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir.

“(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli  para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma  karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki  saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte  çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve  en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce  belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli  serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması  hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın  tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.”

“(8) Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı  günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten  çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer.”

MADDE 82 – 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin başlığında yer  alan “Mükerrirlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bazı suç faillerine”  ibaresi ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(7) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi  içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve  yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile  disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az  ve üç aydan fazla olamaz.

(8) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet  hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci  fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.

(9) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli  ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında  tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan  çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve  üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188  inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve  ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da  uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis  cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu  salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya  yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar  verilir:

a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak

b) Tedavi amaçlı programlara katılmak

c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet  etmekten yasaklanmak

d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan  yasaklanmak

f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren  faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(10) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

(11) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve  esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı  tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 83 – 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi  Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde  eklenmiştir.

“EK MADDE 1- (1) Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza  hâkimine yapılan atıflardan,

a) İdari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, yürütülen  soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli karar ve işlemlere ve  kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen  karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hâkimine,

b) Yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine,

yapılmış sayılır.”

MADDE 84 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 6- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza  mahkemeleri kaldırılmıştır.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde  sulh ceza hâkimlikleri kurulur.

(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde  görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza  mahkemelerine devredilir.

(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, kaldırılan sulh ceza  mahkemelerinde görülmekte olan işlerden, sulh ceza hâkimliğince  bakılması gerekenler, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren  on beş gün içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine devredilir.

(5) Kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimler Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından  itibaren on beş gün içinde müktesepleri dikkate alınarak uygun görülecek  bir göreve atanır veya yetkilendirilirler.

(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerince  verilen kararlardan Yargıtay incelemesinde olanlar hakkında sadece görev  nedeniyle bozma kararı verilemez.

(7) Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza  mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan  sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve  kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve  dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek  mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem  ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya  karara bağlanır.”

MADDE 85 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla  Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle  yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya  tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci  maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam  olunur.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan  kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün  açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup  da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.”

MADDE 86 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç  soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya  alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk  mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin  dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası  incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir.  Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci  ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara  bağlanır.”

MADDE 87 – 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin  Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat

MADDE 9/A- (1) Bu Kanun ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin  Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında  yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat  Kanununun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin  usullere bağlı olmaksızın, elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve  tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Bu şekilde  yapılan tebligatlar karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılır.

(2) Başkanlık, elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her  türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya,  tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik  ortamda verilmesi zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ  yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve  esasları belirlemeye yetkilidir.”

MADDE 88 – 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası  yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş,  aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar  eklenmiş ve mevcut beşinci fıkrası yedinci fıkra olarak teselsül  ettirilmiştir.

“(4) Bu Kanunun 9/A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata  ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum  veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için on bin Türk  lirası idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde  uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı iki yüz elli bin Türk  lirasını geçemez.”

“(5) Maddenin ilk üç fıkrası kapsamında uygulanacak idari para  cezasının toplam tutarı; her bir yükümlülük için, ihlalin yapıldığı yıl  itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak  yükümlüler için on milyon Türk lirasını, bunlar dışında kalan yükümlüler  için bir milyon Türk lirasını aşamaz. Üst tutardan ceza uygulanan  yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali  olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanır.

(6) Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten  sonra idari para cezası verilemez.”

İlgili olarak bakınız:

MADDE 89 – 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı  Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü  maddesinin; ikinci fıkrasında yer alan “sahte belge kullanmak suretiyle”  ibaresi “aldatıcı işlem ve davranışlarla” şeklinde; “bir yıldan” ibaresi  “iki yıldan” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla”  ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “sahte belgeyle yurt dışına çıkarmış gibi  işlem yapan kişi, altı aydan üç yıla” ibaresi “hile ile yurt dışına çıkarmış  gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla” şeklinde; beşinci  fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla”  şeklinde; altıncı  fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”  şeklinde; sekizinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan  üç yıla” şeklinde; dokuzuncu fıkrasında yer alan “İhracat gerçekleşmediği halde  gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre  teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız  çıkar sağlayan” ibaresi “İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon  veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği hâlde  gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren” şeklinde; onuncu  fıkrasında yer alan “kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla  kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır”  ibaresi “yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına  kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç  yıldan az olamaz” şeklinde; on  birinci ve on  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, on  dokuzuncu ve yirminci fıkralar yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(11) Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası  Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren  veya hiç içermeyen akaryakıtı;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi  geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(18) Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya  benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket,  hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri,  etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol,  metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(22) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan  eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir  katına kadar artırılır.”

MADDE 90 – 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinin  başına “Teftiş Kurulu Başkanını, Teftiş Kurulu başkan yardımcılarını,”  ibaresi eklenmiştir.

MADDE 91 – 6087 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Genel Kurul, yukarıdaki esaslara göre üyelerin hangi dairede  asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına, seçimle karar verir.

(3) Genel Kurul, her dairenin kendi üyeleri arasından bir üyeyi, o  dairenin başkanı olarak seçer. Adalet Bakanlığı Müsteşarı daire başkanı  seçilemez.”

MADDE 92 – 6087 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Tetkik hâkimliğine, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul hizmetlerinde yararlı  olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak, Genel  Kurul tarafından, geçici veya sürekli çalıştırılmak üzere atama  yapılır.”

MADDE 93 – 6087 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(5) Kurulda görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi personel, Genel  Sekreterin teklifi ve Başkanın uygun görmesi üzerine, mükteseplerine  uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı  kadrolarına atanabilirler.”

MADDE 94 – 6087 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin üçüncü  fıkrasında yer alan “Başkana” ibaresi “Kurula” ve dördüncü fıkrasının (c)  bendinde yer alan “Başkan” ibaresi “Kurul” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 95 – 6087 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcıları, birinci sınıf hâkim  ve savcılar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından,”

“(2) Kurul müfettişleri, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul müfettişliği hizmetinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak  Genel Kurul tarafından atanır.”

MADDE 96 – 6087 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci  fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“e) Kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya ilgili daire  başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak veya yaptırmak.”

MADDE 97 – 6087 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel  kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üye, birinci sınıf adli  ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için  her hâkim ve savcı; kendi aralarından seçilecek asıl ve yedek üyelerin  toplam sayısı kadar aday için oy kullanabilir; daha fazla sayıda aday  için oy verilmesi durumunda oy pusulası geçersiz sayılır. En fazla oy  alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.”

MADDE 98 – 6087 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Başkan, gereken hâllerde Genel Kurulu olağanüstü toplantıya  çağırabilir. Üye tam sayısının salt çoğunluğunun, görüşülecek konuyu da  belirten yazılı talebi üzerine Başkan, Genel Kurulu olağanüstü  toplantıya çağırır.”

MADDE 99 – 6087 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin, disiplin suçu oluşturan  eylemleri sebebiyle, haklarında yürütülecek disiplin soruşturması ve  kovuşturması, bu Kanun hükümleri uyarınca Genel Kurul tarafından  yapılır.”

“(3) Başkan, ihbar veya şikâyeti doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan  sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda; soruşturma  açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilir.  Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler arasından, gizli  oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir. Soruşturma kuruluna, en  yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise yaşça büyük olan başkanlık  eder.”

MADDE 100 – 6087 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci ve  üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin görevleriyle ilgili suçları ile  kişisel suçları hakkındaki soruşturma ve kovuşturma izni işlemleri Genel  Kurul tarafından, kovuşturma açılması kararı ve kovuşturma mercilerinin  belirlenmesi ise gösterilen yetkili merciler tarafından bu Kanun  hükümleri uyarınca yapılır.”

“(3) Başkan suç ihbar veya şikâyetini doğrudan ya da inceleme  yaptırdıktan sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda;  soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar  verilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler  arasından, gizli oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir.  Soruşturma kuruluna, en yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise  yaşça büyük olan başkanlık eder.”

MADDE 101 – (1) Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan  kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne  eklenmiştir.

(2) Birinci fıkrada ihdas edilen kadrolar için yapılacak atamalarda  2014 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan sınırlamalar  uygulanmaz.

(3) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin  Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın  Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi  Hakkında Kanunun 104 üncü maddesiyle değişik 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümü taşra  teşkilatı kadrolarından 12 nci dereceli serbest bulunan 400 adet memur  unvanlı kadronun yardımcı hizmetler (YH) sınıfı, genel idare hizmetleri  (GİH) sınıfı olarak değiştirilmiştir.

MADDE 102 – 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası  Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- Manisa’da taş kömürü madenciliği ve linyit  madenciliği alanında faaliyet gösteren;

a) Eynez maden ocağı işletmesinde 13/5/2014 tarihi itibarıyla,  31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık  Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi  kapsamında sigortalı olanlara veya bunların 5510 sayılı Kanunun 34 üncü  maddesinde sayılan hak sahiplerine aynı maddede belirtilen oranlarda,  son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanınca belirlenen sürede Fondan aylık ödeme yapılır. Bu ödemelerden  herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.

b) Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde l3/5/2014  tarihi itibarıyla, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanlara; işyerinin kapalı  olduğu dönemle sınırlı olmak üzere, 6331 sayılı Kanunun 25 inci  maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtilen ve işveren tarafından ödenmeyen  ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca belirlenen süre ile  aylık olarak Fondan ödenir ve yapılan bu ödemeler yasal faiz uygulanmak  suretiyle işverenden tahsil edilir.”

MADDE 103 – Aşağıdaki hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

a) 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare  Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddeleri.

b) 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 47  nci ve 54 üncü maddeleri.

c) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1) 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası,

2) 188 inci maddesinin ikinci fıkrası,

3) 238 inci maddesinin dördüncü fıkrası.

ç) 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun  Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesi.

MADDE 104 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 105 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

27/6/2014


 

(1) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI      
TEŞKİLATI TAŞRA      
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
SINIFI UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM

GIH

Şube Müdürü

1

8

8

GIH

Şube Müdürü

2

8

8

GIH

Şube Müdürü

3

8

8

GIH

Şube Müdürü

4

10

10

GİH

Şube Müdürü

5

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

3

10

10

GIH

Bilgisayar İşletmeni

5

14

14

GIH

Bilgisayar İşletmeni

7

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

10

10

10

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

3

70

70

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

5

80

80

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

7

30

30

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

10

30

30

GIH

Memur

5

10

10

GIH

Memur

7

14

14

GIH

Memur

9

8

8

GİH

Memur

10

10

10

GİH

Santral Memuru

7

2

2

GİH

Santral Memuru

10

5

5

GİH

Şoför

7

10

10

GİH

Şoför

10

11

11

GİH

Sekreter

7

10

10

GİH

Sekreter

10

11

11

SH

Psikolog

4

11

11

SH

Psikolog

5

10

10

SH

Sosyal Çalışmacı

4

11

11

SH

Sosyal Çalışmacı

5

10

10

SH

Pedagog

4

11

11

SH

Pedagog

5

10

10

TH

Tekniker

3

3

3

TH

Tekniker

5

2

2

TH

Tekniker

7

2

2

TH

Teknisyen

3

7

7

TH

Teknisyen

5

7

7

TH

Teknisyen

7

7

7

YH

Aşçı

7

7

7

YH

Aşçı

10

7

7

YH

Aşçı

12

7

7

YH

Kaloriferci

8

1

1

YH

Kaloriferci

10

2

2

YH

Kaloriferci

12

4

4

YH

Hizmetli

10

21

21

YH

Hizmetli

11

21

21

YH

Hizmetli

12

21

21

TOPLAM

567

567

 

 

 

(2) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI
TEŞKİLATI TAŞRA
İHDAS EDİLEN KADROLARIN (MESLEK  MENSUPLARI)
  UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM
  Personel Eğitim Merkezi Müdürü 1 7 7
  Personel Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı 5 14 14
TOPLAM 21 21

 

GÜMRÜK HABER - UĞURLU GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ
Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun - 6545 (28.06.2014 t. 29044 s. R.G.)

 

Kanun No. 6545 Kabul Tarihi: 18/6/2014

MADDE 1 – 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı  Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin beşinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on  iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

“Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek  amacıyla kenevir ekimi yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası  ile cezalandırılır.”

MADDE 2 – 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun;

a) (1) sayılı Tarifesinin “A- Mahkeme Harçları” bölümünün “IV.  Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının (d) bendinde yer alan  “itirazen yapılacak başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (3) sayılı Tarifesinin “I- Başvurma harcı” kısmının (d) bendinde  yer alan “itirazen yapılan başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,  İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3- 1. Bölge idare mahkemeleri, başkanlık, başkanlar kurulu,  daireler, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden  oluşur.

2. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en  az iki daire bulunur. Gerekli hâllerde dairelerin sayısı, Adalet  Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca  artırılıp azaltılabilir.

3. Dairelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur.

4. Bölge idare mahkemesi başkan ve üyeliklerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca atama yapılır.”

MADDE 4 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/A maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemelerinin görevleri:

MADDE 3/A- Bölge idare mahkemelerinin görevleri şunlardır:

a) İstinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak.

b) Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev  ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak.

c) Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak.”

MADDE 5 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/B maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri:

MADDE 3/B- Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri şunlardır:

a) Mahkemeyi temsil etmek.

b) Bölge idare mahkemesi başkanlar kuruluna ve adalet komisyonuna  başkanlık etmek, alınan kararları yürütmek.

c) Bölge idare mahkemesi dairelerinden birine başkanlık etmek.

d) Mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlamak ve bu  yolda uygun göreceği önlemleri almak.

e) Bölge idare mahkemesinin genel yönetim işlerini yürütmek.

f) Bölge idare mahkemesi memurlarını denetlemek.

g) Dairelerin benzer olaylarda kesin olarak verdikleri kararlar  arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için başkanlar kuruluna başvurmak.

h) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 6 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/C maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu:

MADDE 3/C- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu, bölge idare  mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşur.

2. Bölge idare mahkemesi başkanının bulunmadığı hâllerde kurula daire  başkanlarından en kıdemli olan başkanlık eder.

3. Daire başkanının mazereti hâlinde, o dairenin en kıdemli üyesi  kurula katılır.

4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:

a) Gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak  ihtisaslaşmayı sağlamak amacıyla, bölge idare mahkemesi daireleri  arasındaki iş bölümünü belirlemek, daireler arasında çıkan iş bölümü  uyuşmazlıklarını karara bağlamak.

b) Hukuki veya fiili nedenlerle bir dairenin kendi üyeleriyle  toplanamadığı hâllerde ilgisine göre diğer dairelerden üye  görevlendirmek.

c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin  nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri  dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya  uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi  dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu  aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri  üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek  Danıştay Başkanlığına iletmek.

d) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

5. Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak talepler hakkında  6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39 uncu ve 40 ıncı  maddeleri uygulanır.

6. Başkanlar Kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.  Oyların eşitliği hâlinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış  sayılır.”

MADDE 7 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/D maddesi eklenmiştir.

“Dairelerin görevleri:

MADDE 3/D- Bölge idare mahkemesi dairelerinin görevleri şunlardır:

a) İlk derece mahkemelerince verilen ve istinaf yolu açık olan nihai  kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek karara  bağlamak.

b) İlk derece mahkemelerince yürütmenin durdurulması istemleri  hakkında verilen kararlara karşı yapılan itirazları inceleyerek karara  bağlamak.

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki  görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözmek.

d) Yargı çevresi içinde bulunan yetkili ilk derece mahkemesinin bir  davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin  yargı çevresi sınırlarında tereddüt edildiği veya iki mahkemenin de aynı  davaya bakmaya yetkili olduklarına karar verdikleri hâllerde; o davanın  bölge idare mahkemesi yargı çevresi içinde bulunan başka bir mahkemeye  nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek.

e) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 8 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/E maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanı, daire başkanları ve üyelerin  nitelikleri ve atanmaları:

MADDE 3/E- 1. Bölge idare mahkemesi başkanı ve daire başkanları  birinci sınıf olup birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri  yitirmemiş; daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup birinci  sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.

2. Danıştay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge idare mahkemesi başkanlığına veya daire  başkanlıklarına dört yıllığına atanabilirler. Başka bir bölge idare  mahkemesine yapılacak atamalarda da aynı usul uygulanır. Bu şekilde  atananların; Danıştay üyeliği sıfatı, kadrosu, aylık ve ödeneği ile her  türlü özlük hakları korunur; aylık ve ödenekleri ile her türlü mali ve  sosyal haklarının Danıştay bütçesinden ödenmesine devam olunur; disiplin  ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları Danıştay üyeleri hakkındaki  hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri süre Danıştay üyeliğinde  geçmiş sayılır. Bu kişiler; Danıştay üyeleri tarafından Danıştayda  yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu  üyeliği seçimleri hariç Danıştaydaki seçimlerde aday olamaz ve oy  kullanamazlar; istekleri üzerine Danıştaydaki görevlerine geri  dönerler.”

MADDE 9 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/F maddesi eklenmiştir.

“Toplantı ve karar:

MADDE 3/F- 1. Her daire, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla  toplanır. Görüşmeler gizli yapılır, kararlar çoğunlukla verilir.

2. Hukuki veya fiili nedenlerle bir daire toplanamazsa, başkanlar  kurulunun kararıyla diğer dairelerden; bu da mümkün olmazsa, Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca diğer bölge idare mahkemelerinden yetkili  olarak görevlendirilen üyelerle eksiklik tamamlanır.

3. Daire başkanının hukuki veya fiili nedenlerle bulunamaması hâlinde  dairenin en kıdemli üyesi daireye başkanlık yapar.”

MADDE 10 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/G maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu:

MADDE 3/G- 1. Her bölge idare mahkemesinde bir bölge idare mahkemesi  adalet komisyonu bulunur.

2. Komisyon, bölge idare mahkemesi başkanının başkanlığında, Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca daire başkanları arasından belirlenen iki  asıl üyeden oluşur. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ayrıca daire  başkan veya üyeleri arasından iki yedek üye belirler. Başkanın  yokluğunda asıl üye olan kıdemli daire başkanı, asıl üyelerin yokluğunda  ise kıdemine göre yedek üyeler komisyona katılır.

3. Komisyon eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.

4. Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu, 24/2/1983 tarihli ve 2802  sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 114 ve 115 inci maddelerinde  belirtilen görevler ile diğer kanunlarla verilen görevleri yerine  getirir.”

MADDE 11 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/H maddesi eklenmiştir.

“Müdürlükler:

MADDE 3/H- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlığında, dairelerinde ve  adalet komisyonunda yeterli sayıda yazı işleri müdürlüğü ve idari işler  müdürlüğü ile ihtiyaç duyulan diğer müdürlükler kurulur.

2. Her müdürlükte bir müdür ile yeterli sayıda memur bulunur.”

MADDE 12 – 2576 sayılı Kanunun 12 nci maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Müdürlükler ve mahkeme memurları:

MADDE 12- 1. Her mahkemede bir yazı işleri müdürlüğü kurulur.

2. Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde ayrıca idari, mali ve  teknik işlerle ilgili müdürlükler kurulur.

3. Her müdürlükte bir müdür ile yeteri kadar memur bulunur.”

MADDE 13 – 2576 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “onmilyon lirayı” ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde  değiştirilmiştir.

MADDE 14 – 2576 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 20- 1. Adalet Bakanlığı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği  tarihten itibaren üç ay içinde, Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesinde öngörülen bölge idare mahkemelerini kurar. Bölge idare  mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve  başlayacakları tarih, Resmî Gazete’de ilan edilir. Mevcut bölge idare  mahkemeleri, yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve  başlayacakları tarihe kadar faaliyetlerine devam ederler.

2. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlayacakları  tarih itibarıyla mevcut bölge idare mahkemelerinde bulunan dosyalar;  yargı çevreleri dikkate alınarak yeni kurulan bölge idare mahkemelerine  devredilir ve ilgili dairelere tevzi edilir.

3. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlama tarihinden  önce Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu mahkemelerin başkanları,  daire başkanları ve üyelerinin atamaları yapılır. Bölge idare  mahkemelerinde görev yapacak diğer personelin atamaları da aynı süre  içinde yapılır.

4. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin adalet komisyonları da bu  mahkemelerin göreve başlayacakları tarih itibarıyla oluşturulur.”

MADDE 15 – 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari  Yargılama Usulü Kanununun 15 inci  maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararın düzeltilmesi veya  temyiz yoluna; tek hâkim kararına karşı ise itiraz yoluna” ibaresi “ilgisine  göre istinaf ya da temyiz yoluna” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 16 – 2577 sayılı Kanunun 17 nci  maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “itirazlarda” ibaresi  “istinaflarda” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 17 – 2577 sayılı Kanunun 20 nci  maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri,  bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden  yapar.”

MADDE 18 – 2577 sayılı Kanuna 20 nci maddesinden  sonra gelmek üzere aşağıdaki 20/A  maddesi eklenmiştir.

“İvedi yargılama usulü:

MADDE 20/A- 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden  doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır:

a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri.

b) Acele kamulaştırma işlemleri.

c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.

d) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca  yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri.

e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari  yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan  kararlar.

f) 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların  Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararları.

2. İvedi yargılama usulünde:

a) Dava açma süresi otuz gündür.

b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.

c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri  tebliğe çıkarılır.

d) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün  olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün  uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin  geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır.

e) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek  kararlara itiraz edilemez.

f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde  karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da  duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.

g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş  gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

h) Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır.  Bu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri  kıyasen uygulanır.

ı) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür.

i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar  hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki  noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların  düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde  gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden  karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan  temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri  gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.

j) Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. Karar en geç  bir ay içinde tebliğe çıkarılır.”

MADDE 19 – 2577 sayılı Kanunun 45 inci  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İstinaf:

MADDE 45- 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka  kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı  çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz  gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk  lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere  karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince  verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna  konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında  dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare  mahkemesine gönderilir.

3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece  mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine  karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise  gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun  bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi  işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç  duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da  vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli  işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.

5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara  karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya  yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından  bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece  mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili  mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen  kararları kesindir.

6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncımaddeye göre temyize açık olmayan  kararları kesindir.

7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan  hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince  incelenmesinde bulunamaz.

8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna  başvurulamaz.”

MADDE 20 – 2577 sayılı Kanunun 46 ncı  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 46- Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare  mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar,  başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın  tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.

b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı  davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden  çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.

d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut  daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.

e) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma  işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama,  naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.

f) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.

g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını  Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983  tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

h) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli  sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan  davalar.

ı) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın  icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında  açılan davalar.

i) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım,  akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı  tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından  doğan davalar.

j) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin  Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun  uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile  Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile  Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan  davalar.

k) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun  uygulanmasından doğan davalar.

l) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı  Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

m) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları  piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan  davalar.”

MADDE 21 –2577 sayılı Kanunun  48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “mahkemece” ibareleri  “bölge idare mahkemesince” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “mahkemeye”  ibaresi “bölge idare mahkemesine”, “mahkeme” ibaresi “bölge idare mahkemesi”  şeklinde; dördüncü fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “bölge idare  mahkemesi” şeklinde; beşinci fıkrada yer alan “mahkemece” ibaresi “bölge  idare mahkemesince” şeklinde; altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  “mahkeme veya Danıştay daire başkanı” ibaresi “merci” ve “onbeş” ibaresi  “yedi” şeklinde; ikinci cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi  olarak davaya bakan Danıştay dairesi” ibaresi “ilgili merci” şeklinde;  üçüncü cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya  bakan Danıştay dairesi” ibaresi “merci” şeklinde; dördüncü cümlesinde yer  alan “Mahkemenin veya Danıştay dairesinin” ibaresi “İlgili merciin” şeklinde  değiştirilmiş; altıncı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “yapılması”  ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kesin bir karar hakkında olması”  ibaresi eklenmiş ve 7 numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş  olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin  kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun  anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar,  dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin  olarak verilir.”

MADDE 22 – 2577 sayılı Kanunun 49 uncu  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar:

MADDE 49- 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun  olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa,  kararı, gerekçesini değiştirerek onar.

b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi  hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı  düzelterek onar.

2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte  hata veya eksikliklerin bulunması,

sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde  kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.

4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen  incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen  uygulanır.

5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı  davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.”

MADDE 23 – 2577 sayılı Kanunun 50 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 50- 1. Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla  birlikte kararı veren mercie gönderilir. Bu karar, dosyanın geldiği  tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır.

2. Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili  merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini  tamamlayarak yeniden karar verir.

3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına  uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.

4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz  incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.

5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse,  ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari  veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır.  Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması  zorunludur.”

MADDE 24 –2577 sayılı Kanunun 51 inci  maddesinin başlığı “Kanun yararına temyiz:” şeklinde; birinci fıkrasında  yer alan “Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince  ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip” ibaresi “İdare ve vergi  mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile  istinaf veya” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “mahkeme veya Danıştay”  ibaresi “merci” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 25 – 2577 sayılı Kanunun 52 nci  maddesinin başlığında yer alan “itiraz” ibaresi “istinaf” şeklinde;  birinci fıkrasında yer alan “itiraz yoluna” ibaresi “istinaf yoluna”  şeklinde; “itirazı” ibaresi “istinaf başvurusunu” şeklinde ve son cümlesinde  yer alan “kararların temyizi” ibaresi “kararlara karşı temyiz ya da istinaf  yoluna başvurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 26 –2577 sayılı Kanunun 55 inci  maddesinin başlığı “Yargılamanın yenilenmesi usulü:” şeklinde, beşinci  fıkrasında yer alan “53, 54 ve bu” ibaresi “Bu madde ile 53 üncü” şeklinde  değiştirilmiş; üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “ve kararın  düzeltilmesi” ibareleri ile beşinci fıkrasında yer alan “ve kararın  düzeltilmesinde” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 27 – 2577 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici  madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- 1. Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin  getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve  başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu  tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte  yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.

2. Bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçme tarihine kadar idare ve  vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara yapılan itirazlarda bu  Kanunla düzenlenen istinaf kanun yolu için öngörülen harçlar alınır.”

MADDE 28 – 2577 sayılı Kanunun ek 1  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanunun 17 nci  maddesindeki” ibaresi “Kanunda öngörülen” şeklinde ve “onmilyon lirayı”  ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 29 – 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 5  inci maddesinde yer alan “yirmiüç hukuk, onbeş ceza dairesi” ibaresi “otuz  sekiz daire” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 30 – 2797 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan “dördü”  ibareleri “altısı”, “sekiz” ibaresi “on iki”, “ikisi” ibareleri “dördü” ve  “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 31 –2797 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci  fıkrasının başına aşağıdaki cümle eklenmiş; birinci fıkrasında yer alan  “arasındaki” ibaresi “hukuk veya ceza dairesi olarak belirlenmesi ile  aralarındaki” şeklinde ve “üçte” ibaresi “onda” şeklinde değiştirilmiş;  mevcut birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde yer alan  “işbölümü” ibareleri madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasının (a) bendi  ile üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Daireler, hukuk veya ceza dairesi olarak Yargıtay Büyük Genel Kurulu  tarafından belirlenir.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme de gözetilerek, temyizin kapsamı esas alınır.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise  iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas  alınır.”

MADDE 32 – 2797 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin ikinci  fıkrasında yer alan “lüzumunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yargıtayda  görev yapan birinci sınıfa ayrılmış” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 33 – 2797 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay Birinci Başkanı seçilebilmek için en az on yıl, Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcısı, Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcıvekili seçilebilmek için en az beş yıl, daire başkanı  seçilebilmek için en az üç yıl süreyle Yargıtay üyeliği yapmış olmak  zorunludur.”

MADDE 34 – 2797 sayılı Kanuna 30 uncu maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 30/A maddesi eklenmiştir.

“Genel Sekreterin nitelikleri, seçimi ve görev süresi:

MADDE 30/A- Genel Sekreter, en az beş yıl Yargıtay üyeliği yapmış  olanlar arasından Birinci Başkan tarafından seçilir.

Genel Sekreterin görev süresi iki yıldır. Ancak bu süre sona ermeden  Birinci Başkanın kararı üzerine veya Birinci Başkanın görevinin sona  ermesi hâlinde Genel Sekreterin görevi sona erer. Görevi sona eren Genel  Sekreter bir kere daha seçilebilir.”

MADDE 35 – 2797 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Her üye, ancak bir adaya oy verebilir.”

MADDE 36 – 2797 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “iki” ibareleri “üç”, “bir” ibareleri “iki” şeklinde  değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki  cümle eklenmiştir.

“Birinci Başkanlık Kuruluna üye seçilebilmek için üç yıl süreyle  Yargıtay üyeliğinde çalışmış olmak şarttır.”

MADDE 37 – 2797 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 13- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren;

a) Üç gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Genel  Sekreter ve genel sekreter yardımcıları yeniden belirlenir.

b) Yedi gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak  Birinci Başkanlık Kurulu yeniden belirlenir.

Belirlenen Birinci Başkanlık Kurulu on gün içinde, iş durumunu  dikkate alarak, ceza ve hukuk dairelerinin sayısı ile bu daireler  arasındaki iş bölümüne ilişkin karar tasarısını hazırlar ve Yargıtay  Büyük Genel Kurulunun onayına sunar.

Yargıtay Büyük Genel Kurulu, tasarıyı beş gün içinde karara bağlar.  Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin kararı  derhâl Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayım tarihinden itibaren on gün  sonra uygulanmaya başlanır.

Birinci Başkanlık Kurulu, iş bölümüne ilişkin kararın Resmî Gazete’de  yayımlanmasından itibaren on gün içinde, dairelerin iş durumunu ve  ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Yargıtayın daire başkanları,  üyeleri ve tetkik hâkimlerinin hangi dairelerde görev yapacağını yeniden  belirler.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin  kararı uygulanmaya başlayıncaya kadar bu Kanunla yapılan değişiklikten  önceki iş bölümüne ilişkin hükümler uygulanmaya devam olunur.

Daha önce başka dairelerde görülmekte olup da dairesi değiştirilen  dava dosyaları mevcut hâlleriyle ilgili daireye gönderilir.”

MADDE 38 – 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler  Kanununun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve benzeri  işaretleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen veya iltibasa mahal  verecek şekilde” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 39 – 2820 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi  parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve  rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya  kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet  Başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi parti tarafından doğrudan yazı  ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi başvuru tarihinden itibaren en geç  otuz gün içinde isim, amblem ve rumuzlarla ilgili olarak siyasi parti  siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede bu Kanunun 96  ncımaddesinin birinci fıkrasına aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden  isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden  terkinine karar verir.”

MADDE 40 – 2820 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi başlığıyla  birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gerçek dışı üye kaydı yapılması:

MADDE 114- Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya  mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı olarak üye kaydedenler hakkında  bir aydan üç aya kadar hapis ve elli günden iki yüz güne kadar adli para  cezasına hükmolunur.”

MADDE 41 – 2820 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Defter, sicil ve kayıtların tutulma usulü:

EK MADDE 7- Bu Kanuna göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar  elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde  tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına  numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar  kullanıldıktan sonra defter hâline getirilerek muhafaza edilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi parti sicillerine işlenmek  üzere elektronik ortamda veri aktarımı, ancak siyasi parti genel  merkezleri tarafından ve bu işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine  getirilir.”

MADDE 42 – 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının  Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde  yer alan “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “merkez ve taşra”,  “ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “adaylık,” ibareleri eklenmiş; (d)  bendinde yer alan “Eğitim” ibaresi “Personel eğitim merkezleri ile diğer  eğitim” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 43 – 2992 sayılı Kanuna 34 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 34/A maddesi eklenmiştir.

“Personel eğitim merkezleri:

MADDE 34/A- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri personeli eğitim  merkezlerinde eğitim gören personel hariç olmak üzere Adalet Bakanlığı  merkez ve taşra teşkilatı personelinin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet  içi eğitim programları, Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenir. Eğitim  programlarının uygulanması amacıyla Bakanlıkça uygun görülecek yerlerde  Eğitim Dairesi Başkanlığına bağlı personel eğitim merkezleri kurulur.

Bakanlık, bu programların uygulanması için eğitim ve öğretimle ilgili  her çeşit tedbiri alır ve ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla iş birliği  yapar.

Eğitime alınacak personelin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi  eğitimleri ile eğitim merkezlerinin sekretarya, insan kaynakları,  destek, program geliştirme, ölçme ve değerlendirme, sağlık ve güvenlik,  bilgi işlem, istatistik, arşiv ve dokümantasyon, strateji geliştirme,  dış ilişkiler, proje ve enformasyon gibi hizmetleri; bir müdür ve iki  müdür yardımcısının sorumluluğunda görev yapan yeteri kadar şube  müdürlüğü ve idari personel eliyle yürütülür.

Eğitim merkezi müdürü, birinci sınıfa ayrılmış adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları arasından; müdür yardımcıları ise hâkimlik ve  savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı  ile Bakanlık hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar  arasından muvafakatleri alınarak Adalet Bakanınca atanır.

Eğitim merkezleri şube müdürlüklerine; Bakanlık merkez ve taşra  teşkilatında görev yapan şube müdürleri, yazı işleri müdürleri, idari  işler müdürleri, bilgi işlem müdürleri ile bunlarla aynı düzeydeki  görevliler arasından Bakanlıkça atama yapılır.

Eğitim merkezlerinde Eğitim Dairesi Başkanının talebi üzerine yetkili  kurul ve organlarınca uygun görülen yeteri kadar Yargıtay ve Danıştay  üyesi, yükseköğretim kurumları öğretim elemanı, adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları, noterler, meslekte fiilen on yılını tamamlamış  avukatlar ile uzman psikolog, psikiyatr, pedagog, sosyal çalışmacılar ve  ihtiyaç duyulan diğer alanlarda konusunda uzman kişiler, Bakanlık  tarafından ders vermekle görevlendirilebilir. Uygun görme kararı;  Yargıtay üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, Danıştay  üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulu, noterler hakkında Türkiye  Noterler Birliği Yönetim Kurulu, adli ve idari yargı hâkim ve savcıları  hakkında Bakanlık tarafından verilir.

Eğitim merkezlerinde ders vermekle görevlendirilenlere, okuttukları  ders sayısına göre Adalet Bakanlığınca tespit edilen esaslar ve Bütçe  Kanunu hükümleri uyarınca, ders ve ek ders ücreti ödenir.

Eğitim merkezlerinde adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitime  alınacak personel, kapasite ve ihtiyaç durumuna göre Adalet Bakanlığınca  belirlenir.

Eğitim merkezlerinde yürütülecek eğitim ve öğretim faaliyetlerine  ilişkin temel ilkeleri belirlemek amacıyla Adalet Bakanının  başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Personel Genel Müdürü, Eğitim  Dairesi Başkanı, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ile Danıştay  Başkanlık Kurulunun kendi üyeleri arasından seçecekleri birer üye,  Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Başkanı, Yükseköğretim Kurulunun  Türkiye’deki hukuk fakültelerinin öğretim üyeleri arasından seçeceği bir  üye, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun en az on beş yıl fiilen  mesleği icra etmiş avukatlar arasından seçeceği bir üyeden oluşan Eğitim  Kurulu kurulur. Seçimle gelen üyelerin görev süresi dört yıl olup süresi  dolan üyeler tekrar seçilebilir. Kurul yılda en az bir kez toplanır.  Başkan gerekli gördüğü takdirde Kurulu toplantıya çağırabilir. Kurulun  sekretarya hizmetleri Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Adalet  Bakanının bulunmadığı durumlarda Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurula  başkanlık eder. 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu  hükümleri saklı kalmak kaydıyla Eğitim Kurulu üyelerine her toplantı  için (1000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile  çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur ücreti ve huzur hakkı ödenir.

Personel eğitim merkezlerinde hizmet öncesi eğitime alınanların resmî  kıyafet ve harçlıklarına ilişkin bölümü hariç, 29/7/2002 tarihli ve 4769  sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri  Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca işlem ve uygulama yapılır.

Eğitim merkezleri ve Eğitim Kurulunun kuruluş, görev ve yetkileri ile  çalışma usul ve esasları ve maddenin uygulanmasına ilişkin diğer  hususlar Adalet Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 44 – 23/7/2003 tarihli ve 4954 sayılı Türkiye Adalet  Akademisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eğitim”  ibaresinden sonra gelmek üzere “ile adli, idari ve askeri yargı hâkim ve  savcılarına yönelik meslek içi eğitim” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 45 – 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece  Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri  Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiş ve mülga üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden  düzenlenmiştir.

“Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir.”

“Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan  ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda  dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile  dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın  kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin  kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul  kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve  denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların  azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve  tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve  21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre  yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal  davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı  hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak  heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla  ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep  edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından  incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler  dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından  görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma  ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı  tarafından önceden tespit edilir.”

MADDE 46 – 5235 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “sulh ceza,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 47 – 5235 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında  yer alan “Sulh ceza ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 48 – 5235 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Sulh ceza hâkimliği

MADDE 10- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak  üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli  kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları  incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla sulh ceza  hâkimliği kurulabilir. Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri  numaralandırılır. Müstakilen sulh ceza hâkimliğinde görevlendirilen  hâkimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya  işlerde görevlendirilemez.

Sulh ceza hâkimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar  personel bulunur.

Sulh ceza hâkimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları  ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca  kurulur.

Sulh ceza hâkimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.

Sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve  ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde,  büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile  anılan sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına  bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca belirlenir.

Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir sulh ceza  hâkimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine,  Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kurulunca karar verilir.”

MADDE 49 – 5235 sayılı Kanunun 11 inci maddesine “sulh ceza”  ibaresinden sonra gelmek üzere “hâkimliği” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 50 – 5235 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 43- Bölge adliye mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup, birinci sınıfa  ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 51 – 5235 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 44- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  Cumhuriyet savcıları ise hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  sekiz yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile bölge adliye mahkemesinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunan adli yargı hâkim ve savcıları  arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 52 – 5235 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge adliye mahkemesi başkanlığına, daire  başkanlıklarına veya Cumhuriyet başsavcılığına dört yıllığına  atanabilirler. Başka bir bölge adliye mahkemesine yapılacak atamalarda  da aynı usul uygulanır. Bu şekilde atananların; Yargıtay üyeliği sıfatı,  kadrosu, aylık ve ödeneği ile her türlü özlük hakları korunur; aylık ve  ödenekleri ile her türlü mali ve sosyal haklarının Yargıtay bütçesinden  ödenmesine devam olunur; disiplin ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları  Yargıtay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri  süre Yargıtay üyeliğinde geçmiş sayılır. Bu kişiler; Yargıtay üyeleri  tarafından Yargıtayda yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimleri hariç Yargıtaydaki seçimlerde  aday olamaz ve oy kullanamazlar; istekleri üzerine Yargıtaydaki  görevlerine geri dönerler.”

MADDE 53 – 5235 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin üçüncü fıkrasında  yer alan “başkan ve üyeleri ile” ibaresi “başkanı, daire başkanları,  üyeleri,” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiştir.

“Daire kararlarına karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde  temyiz başvurusu yapılabilir.”

MADDE 54 – 5235 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci  fıkrasına “adalet komisyonlarının denetimleri,” ibaresinden sonra gelmek  üzere “ilgisine göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başmüfettişleri  veya” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 55 – 5235 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 5- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 5235 sayılı Kanunun 5  inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç  ay içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yetkilendirme  veya tayin işlemleri yapılır ve bu mahkemelerin heyet hâlinde çalışmaya  başlayacakları tarih belirlenerek Resmî Gazete’de ilan edilir. Bu  mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen ve  ilan edilen tarihe kadar tek hâkimle çalışmaya devam eder.”

MADDE 56 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk  Ceza Kanununun 12 nci  maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(5) Birinci fıkra kapsamına giren hâllerde rüşvet ve nüfuz ticareti  suçlarından dolayı yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlı  değildir.”

MADDE 57 –5237 sayılı Kanunun 18 inci  maddesinin birinci fıkrasına “ceza” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturması ya da”, “talep üzerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturma ya da” ibaresi; üçüncü fıkrasına “nedeniyle” ibaresinden sonra  gelmek üzere “soruşturulacağına ya da” ibaresi eklenmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” ibaresi “Ceza  Muhakemesi Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 58 – 5237 sayılı Kanunun 102 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 102- (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut  dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan  on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis  cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle  gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis  cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma  ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan  kişiye karşı,

b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz  kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat  edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 59 – 5237 sayılı Kanunun 103  üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 103- (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan  on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis  cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması  hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya  vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin  hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara  karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi  etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel  davranışlar,

anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması  suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak  üzere hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya  evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye  kullanılmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara  karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah  kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara  göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 60 – 5237 sayılı Kanunun 104  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki” ibaresi  “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  yeniden düzenlenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından  işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar  hapis cezasına hükmolunur.”

“(3) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını  üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve  gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet  aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.”

MADDE 61 – 5237 sayılı Kanunun 105  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hükmolunur” ibaresi “,  fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis  cezasına hükmolunur” şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“(2) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin  sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak  suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan  faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya  ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az  olamaz.”

MADDE 62 –5237 sayılı Kanunun 142 nci  maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı  fıkrada yer alan “iki yıldan beş” ibaresi “üç yıldan yedi” şeklinde  değiştirilmiş, ikinci fıkrasının (d) bendine “kilit açmak” ibaresinden sonra  gelmek üzere “veya kilitlenmesini engellemek” ibaresi eklenmiş, (g) bendinde  yer alan “Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan” ibaresi  madde metninden çıkarılmış, aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, fıkrada  yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş ve  maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek  suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış  olan eşya hakkında,”

“(5) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da  demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa  aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza  yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 63 – 5237 sayılı Kanunun 143  üncü maddesinde yer alan “üçte birine kadar” ibaresi “yarı oranında”  şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 64 – 5237 sayılı Kanunun 149  uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların  eklentilerinde,”

MADDE 65 – 5237 sayılı Kanunun 152 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört”, ikinci  fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “bir” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye  aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji  ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de  olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek  ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 66 –5237 sayılı Kanunun 188  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on yıldan az olmamak üzere”  ibaresi “yirmi yıldan otuz yıla kadar” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü  fıkrasında yer alan “beş yıldan onbeşyıla kadar” ibaresi “on yıldan az  olmamak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

“Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin  çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on  beş yıldan az olamaz.”

“(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla  kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında,  suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde  işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

MADDE 67 – 5237 sayılı Kanunun 190  ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “iki yıldan beş”  ibareleri “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 68 – 5237 sayılı Kanunun 191  inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul  etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak

MADDE 191- (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın  alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile  cezalandırılır.

(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında  4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci  maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının  açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda  şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere  uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi  bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle  denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının  kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir.  Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi  hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin  gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması,  kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,

hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu  veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da  uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal  nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci  fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan  soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının  ertelenmesi kararı verilemez.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen  yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde,  hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

(8) Bu Kanunun;

a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal  ve ticareti,

b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanılmasını kolaylaştırma,

suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu  madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde  hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı  verilir.

(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi  Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci  maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci  maddesi hükümleri uygulanır.”

MADDE 69 – 5237 sayılı Kanunun 277 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “veya yapılmakta olan bir  soruşturmada,” ve “şüpheli veya” ibareleri madde metninden çıkarılmış ve  fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı  aydan iki yıla kadardır.”

MADDE 70 – 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 141  inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya  kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk  hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının  verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları  ancak Devlet aleyhine açılabilir.

(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı  hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet  savcılarına bir yıl içinde rücu eder.”

MADDE 71 –5271 sayılı Kanunun 173  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en  yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu  yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde;  dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği”  şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesinin” ibaresi  “sulh ceza hâkimliğinin” şeklinde değiştirilmiştir.

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın  genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o  yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının  açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak  reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet  savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye  bildirir.”

MADDE 72 – 5271 sayılı Kanunun 231  inci maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir  daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.”

MADDE 73 – 5271 sayılı Kanunun 260  ıncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza  mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye  mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin  kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.”

MADDE 74 – 5271 sayılı Kanunun 268  inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“a) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi,  o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara  olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir  numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh  ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın  ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

b) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen  tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul  uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği,  tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez.”

MADDE 75 – 5271 sayılı Kanunun 273  üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları,  mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin  hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş  tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.”

MADDE 76 – 5271 sayılı Kanunun 279  uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu kararlar itiraza tabidir.”

MADDE 77 –5271 sayılı Kanunun 280  inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “303 üncü maddenin  birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin  varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan  reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin  kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki  fıkra eklenmiştir.

“(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu  esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden  hüküm kurar.”

MADDE 78 – 5271 sayılı Kanunun 286 ncı  maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini  değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer  alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde  metninden çıkarılmış ve aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri aşağıdaki  şekilde değiştirilmiştir.

“c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı  iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve  bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye  mahkemesi kararları,”

“e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına  ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf  başvurusunun esastan reddine dair kararları,”

“g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik  tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge  adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun  esastan reddine dair kararlar,”

MADDE 79 – 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik  Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncımaddesinin altıncı fıkrasında  yer alan “bakımından” ibaresinden sonra gelmek üzere “ağır ve somut” ibaresi  eklenmiştir.

MADDE 80 – 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin dördüncü fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen  hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.”

MADDE 81 – 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü ve  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve on birinci fıkrasına  “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı  işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir.

“(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli  para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma  karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki  saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte  çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve  en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce  belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli  serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması  hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın  tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.”

“(8) Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı  günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten  çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer.”

MADDE 82 – 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin başlığında yer  alan “Mükerrirlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bazı suç faillerine”  ibaresi ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(7) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi  içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve  yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile  disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az  ve üç aydan fazla olamaz.

(8) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet  hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci  fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.

(9) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli  ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında  tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan  çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve  üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188  inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve  ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da  uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis  cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu  salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya  yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar  verilir:

a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak

b) Tedavi amaçlı programlara katılmak

c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet  etmekten yasaklanmak

d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan  yasaklanmak

f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren  faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(10) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

(11) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve  esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı  tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 83 – 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi  Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde  eklenmiştir.

“EK MADDE 1- (1) Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza  hâkimine yapılan atıflardan,

a) İdari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, yürütülen  soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli karar ve işlemlere ve  kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen  karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hâkimine,

b) Yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine,

yapılmış sayılır.”

MADDE 84 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 6- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza  mahkemeleri kaldırılmıştır.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde  sulh ceza hâkimlikleri kurulur.

(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde  görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza  mahkemelerine devredilir.

(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, kaldırılan sulh ceza  mahkemelerinde görülmekte olan işlerden, sulh ceza hâkimliğince  bakılması gerekenler, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren  on beş gün içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine devredilir.

(5) Kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimler Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından  itibaren on beş gün içinde müktesepleri dikkate alınarak uygun görülecek  bir göreve atanır veya yetkilendirilirler.

(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerince  verilen kararlardan Yargıtay incelemesinde olanlar hakkında sadece görev  nedeniyle bozma kararı verilemez.

(7) Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza  mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan  sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve  kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve  dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek  mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem  ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya  karara bağlanır.”

MADDE 85 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla  Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle  yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya  tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci  maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam  olunur.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan  kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün  açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup  da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.”

MADDE 86 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç  soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya  alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk  mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin  dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası  incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir.  Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci  ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara  bağlanır.”

MADDE 87 – 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin  Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat

MADDE 9/A- (1) Bu Kanun ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin  Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında  yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat  Kanununun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin  usullere bağlı olmaksızın, elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve  tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Bu şekilde  yapılan tebligatlar karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılır.

(2) Başkanlık, elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her  türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya,  tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik  ortamda verilmesi zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ  yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve  esasları belirlemeye yetkilidir.”

MADDE 88 – 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası  yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş,  aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar  eklenmiş ve mevcut beşinci fıkrası yedinci fıkra olarak teselsül  ettirilmiştir.

“(4) Bu Kanunun 9/A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata  ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum  veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için on bin Türk  lirası idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde  uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı iki yüz elli bin Türk  lirasını geçemez.”

“(5) Maddenin ilk üç fıkrası kapsamında uygulanacak idari para  cezasının toplam tutarı; her bir yükümlülük için, ihlalin yapıldığı yıl  itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak  yükümlüler için on milyon Türk lirasını, bunlar dışında kalan yükümlüler  için bir milyon Türk lirasını aşamaz. Üst tutardan ceza uygulanan  yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali  olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanır.

(6) Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten  sonra idari para cezası verilemez.”

İlgili olarak bakınız:

MADDE 89 – 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı  Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü  maddesinin; ikinci fıkrasında yer alan “sahte belge kullanmak suretiyle”  ibaresi “aldatıcı işlem ve davranışlarla” şeklinde; “bir yıldan” ibaresi  “iki yıldan” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla”  ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “sahte belgeyle yurt dışına çıkarmış gibi  işlem yapan kişi, altı aydan üç yıla” ibaresi “hile ile yurt dışına çıkarmış  gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla” şeklinde; beşinci  fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla”  şeklinde; altıncı  fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”  şeklinde; sekizinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan  üç yıla” şeklinde; dokuzuncu fıkrasında yer alan “İhracat gerçekleşmediği halde  gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre  teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız  çıkar sağlayan” ibaresi “İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon  veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği hâlde  gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren” şeklinde; onuncu  fıkrasında yer alan “kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla  kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır”  ibaresi “yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına  kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç  yıldan az olamaz” şeklinde; on  birinci ve on  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, on  dokuzuncu ve yirminci fıkralar yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(11) Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası  Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren  veya hiç içermeyen akaryakıtı;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi  geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(18) Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya  benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket,  hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri,  etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol,  metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(22) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan  eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir  katına kadar artırılır.”

MADDE 90 – 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinin  başına “Teftiş Kurulu Başkanını, Teftiş Kurulu başkan yardımcılarını,”  ibaresi eklenmiştir.

MADDE 91 – 6087 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Genel Kurul, yukarıdaki esaslara göre üyelerin hangi dairede  asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına, seçimle karar verir.

(3) Genel Kurul, her dairenin kendi üyeleri arasından bir üyeyi, o  dairenin başkanı olarak seçer. Adalet Bakanlığı Müsteşarı daire başkanı  seçilemez.”

MADDE 92 – 6087 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Tetkik hâkimliğine, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul hizmetlerinde yararlı  olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak, Genel  Kurul tarafından, geçici veya sürekli çalıştırılmak üzere atama  yapılır.”

MADDE 93 – 6087 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(5) Kurulda görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi personel, Genel  Sekreterin teklifi ve Başkanın uygun görmesi üzerine, mükteseplerine  uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı  kadrolarına atanabilirler.”

MADDE 94 – 6087 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin üçüncü  fıkrasında yer alan “Başkana” ibaresi “Kurula” ve dördüncü fıkrasının (c)  bendinde yer alan “Başkan” ibaresi “Kurul” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 95 – 6087 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcıları, birinci sınıf hâkim  ve savcılar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından,”

“(2) Kurul müfettişleri, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul müfettişliği hizmetinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak  Genel Kurul tarafından atanır.”

MADDE 96 – 6087 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci  fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“e) Kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya ilgili daire  başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak veya yaptırmak.”

MADDE 97 – 6087 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel  kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üye, birinci sınıf adli  ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için  her hâkim ve savcı; kendi aralarından seçilecek asıl ve yedek üyelerin  toplam sayısı kadar aday için oy kullanabilir; daha fazla sayıda aday  için oy verilmesi durumunda oy pusulası geçersiz sayılır. En fazla oy  alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.”

MADDE 98 – 6087 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Başkan, gereken hâllerde Genel Kurulu olağanüstü toplantıya  çağırabilir. Üye tam sayısının salt çoğunluğunun, görüşülecek konuyu da  belirten yazılı talebi üzerine Başkan, Genel Kurulu olağanüstü  toplantıya çağırır.”

MADDE 99 – 6087 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin, disiplin suçu oluşturan  eylemleri sebebiyle, haklarında yürütülecek disiplin soruşturması ve  kovuşturması, bu Kanun hükümleri uyarınca Genel Kurul tarafından  yapılır.”

“(3) Başkan, ihbar veya şikâyeti doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan  sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda; soruşturma  açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilir.  Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler arasından, gizli  oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir. Soruşturma kuruluna, en  yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise yaşça büyük olan başkanlık  eder.”

MADDE 100 – 6087 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci ve  üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin görevleriyle ilgili suçları ile  kişisel suçları hakkındaki soruşturma ve kovuşturma izni işlemleri Genel  Kurul tarafından, kovuşturma açılması kararı ve kovuşturma mercilerinin  belirlenmesi ise gösterilen yetkili merciler tarafından bu Kanun  hükümleri uyarınca yapılır.”

“(3) Başkan suç ihbar veya şikâyetini doğrudan ya da inceleme  yaptırdıktan sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda;  soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar  verilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler  arasından, gizli oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir.  Soruşturma kuruluna, en yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise  yaşça büyük olan başkanlık eder.”

MADDE 101 – (1) Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan  kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne  eklenmiştir.

(2) Birinci fıkrada ihdas edilen kadrolar için yapılacak atamalarda  2014 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan sınırlamalar  uygulanmaz.

(3) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin  Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın  Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi  Hakkında Kanunun 104 üncü maddesiyle değişik 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümü taşra  teşkilatı kadrolarından 12 nci dereceli serbest bulunan 400 adet memur  unvanlı kadronun yardımcı hizmetler (YH) sınıfı, genel idare hizmetleri  (GİH) sınıfı olarak değiştirilmiştir.

MADDE 102 – 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası  Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- Manisa’da taş kömürü madenciliği ve linyit  madenciliği alanında faaliyet gösteren;

a) Eynez maden ocağı işletmesinde 13/5/2014 tarihi itibarıyla,  31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık  Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi  kapsamında sigortalı olanlara veya bunların 5510 sayılı Kanunun 34 üncü  maddesinde sayılan hak sahiplerine aynı maddede belirtilen oranlarda,  son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanınca belirlenen sürede Fondan aylık ödeme yapılır. Bu ödemelerden  herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.

b) Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde l3/5/2014  tarihi itibarıyla, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanlara; işyerinin kapalı  olduğu dönemle sınırlı olmak üzere, 6331 sayılı Kanunun 25 inci  maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtilen ve işveren tarafından ödenmeyen  ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca belirlenen süre ile  aylık olarak Fondan ödenir ve yapılan bu ödemeler yasal faiz uygulanmak  suretiyle işverenden tahsil edilir.”

MADDE 103 – Aşağıdaki hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

a) 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare  Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddeleri.

b) 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 47  nci ve 54 üncü maddeleri.

c) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1) 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası,

2) 188 inci maddesinin ikinci fıkrası,

3) 238 inci maddesinin dördüncü fıkrası.

ç) 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun  Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesi.

MADDE 104 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 105 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

27/6/2014


 

(1) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI      
TEŞKİLATI TAŞRA      
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
SINIFI UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM

GIH

Şube Müdürü

1

8

8

GIH

Şube Müdürü

2

8

8

GIH

Şube Müdürü

3

8

8

GIH

Şube Müdürü

4

10

10

GİH

Şube Müdürü

5

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

3

10

10

GIH

Bilgisayar İşletmeni

5

14

14

GIH

Bilgisayar İşletmeni

7

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

10

10

10

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

3

70

70

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

5

80

80

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

7

30

30

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

10

30

30

GIH

Memur

5

10

10

GIH

Memur

7

14

14

GIH

Memur

9

8

8

GİH

Memur

10

10

10

GİH

Santral Memuru

7

2

2

GİH

Santral Memuru

10

5

5

GİH

Şoför

7

10

10

GİH

Şoför

10

11

11

GİH

Sekreter

7

10

10

GİH

Sekreter

10

11

11

SH

Psikolog

4

11

11

SH

Psikolog

5

10

10

SH

Sosyal Çalışmacı

4

11

11

SH

Sosyal Çalışmacı

5

10

10

SH

Pedagog

4

11

11

SH

Pedagog

5

10

10

TH

Tekniker

3

3

3

TH

Tekniker

5

2

2

TH

Tekniker

7

2

2

TH

Teknisyen

3

7

7

TH

Teknisyen

5

7

7

TH

Teknisyen

7

7

7

YH

Aşçı

7

7

7

YH

Aşçı

10

7

7

YH

Aşçı

12

7

7

YH

Kaloriferci

8

1

1

YH

Kaloriferci

10

2

2

YH

Kaloriferci

12

4

4

YH

Hizmetli

10

21

21

YH

Hizmetli

11

21

21

YH

Hizmetli

12

21

21

TOPLAM

567

567

 

 

 

(2) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI
TEŞKİLATI TAŞRA
İHDAS EDİLEN KADROLARIN (MESLEK  MENSUPLARI)
  UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM
  Personel Eğitim Merkezi Müdürü 1 7 7
  Personel Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı 5 14 14
TOPLAM 21 21

 

GÜMRÜK HABER - UĞURLU GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ
Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun - 6545 (28.06.2014 t. 29044 s. R.G.)

 

Kanun No. 6545 Kabul Tarihi: 18/6/2014

MADDE 1 – 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı  Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin beşinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on  iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

“Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek  amacıyla kenevir ekimi yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası  ile cezalandırılır.”

MADDE 2 – 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun;

a) (1) sayılı Tarifesinin “A- Mahkeme Harçları” bölümünün “IV.  Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının (d) bendinde yer alan  “itirazen yapılacak başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (3) sayılı Tarifesinin “I- Başvurma harcı” kısmının (d) bendinde  yer alan “itirazen yapılan başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu  başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,  İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3- 1. Bölge idare mahkemeleri, başkanlık, başkanlar kurulu,  daireler, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden  oluşur.

2. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en  az iki daire bulunur. Gerekli hâllerde dairelerin sayısı, Adalet  Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca  artırılıp azaltılabilir.

3. Dairelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur.

4. Bölge idare mahkemesi başkan ve üyeliklerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca atama yapılır.”

MADDE 4 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/A maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemelerinin görevleri:

MADDE 3/A- Bölge idare mahkemelerinin görevleri şunlardır:

a) İstinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak.

b) Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev  ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak.

c) Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak.”

MADDE 5 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/B maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri:

MADDE 3/B- Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri şunlardır:

a) Mahkemeyi temsil etmek.

b) Bölge idare mahkemesi başkanlar kuruluna ve adalet komisyonuna  başkanlık etmek, alınan kararları yürütmek.

c) Bölge idare mahkemesi dairelerinden birine başkanlık etmek.

d) Mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlamak ve bu  yolda uygun göreceği önlemleri almak.

e) Bölge idare mahkemesinin genel yönetim işlerini yürütmek.

f) Bölge idare mahkemesi memurlarını denetlemek.

g) Dairelerin benzer olaylarda kesin olarak verdikleri kararlar  arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için başkanlar kuruluna başvurmak.

h) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 6 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/C maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu:

MADDE 3/C- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu, bölge idare  mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşur.

2. Bölge idare mahkemesi başkanının bulunmadığı hâllerde kurula daire  başkanlarından en kıdemli olan başkanlık eder.

3. Daire başkanının mazereti hâlinde, o dairenin en kıdemli üyesi  kurula katılır.

4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:

a) Gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak  ihtisaslaşmayı sağlamak amacıyla, bölge idare mahkemesi daireleri  arasındaki iş bölümünü belirlemek, daireler arasında çıkan iş bölümü  uyuşmazlıklarını karara bağlamak.

b) Hukuki veya fiili nedenlerle bir dairenin kendi üyeleriyle  toplanamadığı hâllerde ilgisine göre diğer dairelerden üye  görevlendirmek.

c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin  nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri  dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya  uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi  dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu  aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri  üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek  Danıştay Başkanlığına iletmek.

d) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

5. Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak talepler hakkında  6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39 uncu ve 40 ıncı  maddeleri uygulanır.

6. Başkanlar Kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.  Oyların eşitliği hâlinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış  sayılır.”

MADDE 7 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/D maddesi eklenmiştir.

“Dairelerin görevleri:

MADDE 3/D- Bölge idare mahkemesi dairelerinin görevleri şunlardır:

a) İlk derece mahkemelerince verilen ve istinaf yolu açık olan nihai  kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek karara  bağlamak.

b) İlk derece mahkemelerince yürütmenin durdurulması istemleri  hakkında verilen kararlara karşı yapılan itirazları inceleyerek karara  bağlamak.

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki  görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözmek.

d) Yargı çevresi içinde bulunan yetkili ilk derece mahkemesinin bir  davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin  yargı çevresi sınırlarında tereddüt edildiği veya iki mahkemenin de aynı  davaya bakmaya yetkili olduklarına karar verdikleri hâllerde; o davanın  bölge idare mahkemesi yargı çevresi içinde bulunan başka bir mahkemeye  nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek.

e) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 8 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/E maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanı, daire başkanları ve üyelerin  nitelikleri ve atanmaları:

MADDE 3/E- 1. Bölge idare mahkemesi başkanı ve daire başkanları  birinci sınıf olup birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri  yitirmemiş; daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup birinci  sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.

2. Danıştay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge idare mahkemesi başkanlığına veya daire  başkanlıklarına dört yıllığına atanabilirler. Başka bir bölge idare  mahkemesine yapılacak atamalarda da aynı usul uygulanır. Bu şekilde  atananların; Danıştay üyeliği sıfatı, kadrosu, aylık ve ödeneği ile her  türlü özlük hakları korunur; aylık ve ödenekleri ile her türlü mali ve  sosyal haklarının Danıştay bütçesinden ödenmesine devam olunur; disiplin  ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları Danıştay üyeleri hakkındaki  hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri süre Danıştay üyeliğinde  geçmiş sayılır. Bu kişiler; Danıştay üyeleri tarafından Danıştayda  yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu  üyeliği seçimleri hariç Danıştaydaki seçimlerde aday olamaz ve oy  kullanamazlar; istekleri üzerine Danıştaydaki görevlerine geri  dönerler.”

MADDE 9 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki 3/F maddesi eklenmiştir.

“Toplantı ve karar:

MADDE 3/F- 1. Her daire, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla  toplanır. Görüşmeler gizli yapılır, kararlar çoğunlukla verilir.

2. Hukuki veya fiili nedenlerle bir daire toplanamazsa, başkanlar  kurulunun kararıyla diğer dairelerden; bu da mümkün olmazsa, Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca diğer bölge idare mahkemelerinden yetkili  olarak görevlendirilen üyelerle eksiklik tamamlanır.

3. Daire başkanının hukuki veya fiili nedenlerle bulunamaması hâlinde  dairenin en kıdemli üyesi daireye başkanlık yapar.”

MADDE 10 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/G maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu:

MADDE 3/G- 1. Her bölge idare mahkemesinde bir bölge idare mahkemesi  adalet komisyonu bulunur.

2. Komisyon, bölge idare mahkemesi başkanının başkanlığında, Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca daire başkanları arasından belirlenen iki  asıl üyeden oluşur. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ayrıca daire  başkan veya üyeleri arasından iki yedek üye belirler. Başkanın  yokluğunda asıl üye olan kıdemli daire başkanı, asıl üyelerin yokluğunda  ise kıdemine göre yedek üyeler komisyona katılır.

3. Komisyon eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.

4. Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu, 24/2/1983 tarihli ve 2802  sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 114 ve 115 inci maddelerinde  belirtilen görevler ile diğer kanunlarla verilen görevleri yerine  getirir.”

MADDE 11 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 3/H maddesi eklenmiştir.

“Müdürlükler:

MADDE 3/H- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlığında, dairelerinde ve  adalet komisyonunda yeterli sayıda yazı işleri müdürlüğü ve idari işler  müdürlüğü ile ihtiyaç duyulan diğer müdürlükler kurulur.

2. Her müdürlükte bir müdür ile yeterli sayıda memur bulunur.”

MADDE 12 – 2576 sayılı Kanunun 12 nci maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Müdürlükler ve mahkeme memurları:

MADDE 12- 1. Her mahkemede bir yazı işleri müdürlüğü kurulur.

2. Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde ayrıca idari, mali ve  teknik işlerle ilgili müdürlükler kurulur.

3. Her müdürlükte bir müdür ile yeteri kadar memur bulunur.”

MADDE 13 – 2576 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “onmilyon lirayı” ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde  değiştirilmiştir.

MADDE 14 – 2576 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 20- 1. Adalet Bakanlığı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği  tarihten itibaren üç ay içinde, Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesinde öngörülen bölge idare mahkemelerini kurar. Bölge idare  mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve  başlayacakları tarih, Resmî Gazete’de ilan edilir. Mevcut bölge idare  mahkemeleri, yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve  başlayacakları tarihe kadar faaliyetlerine devam ederler.

2. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlayacakları  tarih itibarıyla mevcut bölge idare mahkemelerinde bulunan dosyalar;  yargı çevreleri dikkate alınarak yeni kurulan bölge idare mahkemelerine  devredilir ve ilgili dairelere tevzi edilir.

3. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlama tarihinden  önce Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu mahkemelerin başkanları,  daire başkanları ve üyelerinin atamaları yapılır. Bölge idare  mahkemelerinde görev yapacak diğer personelin atamaları da aynı süre  içinde yapılır.

4. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin adalet komisyonları da bu  mahkemelerin göreve başlayacakları tarih itibarıyla oluşturulur.”

MADDE 15 – 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari  Yargılama Usulü Kanununun 15 inci  maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararın düzeltilmesi veya  temyiz yoluna; tek hâkim kararına karşı ise itiraz yoluna” ibaresi “ilgisine  göre istinaf ya da temyiz yoluna” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 16 – 2577 sayılı Kanunun 17 nci  maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “itirazlarda” ibaresi  “istinaflarda” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 17 – 2577 sayılı Kanunun 20 nci  maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri,  bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden  yapar.”

MADDE 18 – 2577 sayılı Kanuna 20 nci maddesinden  sonra gelmek üzere aşağıdaki 20/A  maddesi eklenmiştir.

“İvedi yargılama usulü:

MADDE 20/A- 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden  doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır:

a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri.

b) Acele kamulaştırma işlemleri.

c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.

d) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca  yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri.

e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari  yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan  kararlar.

f) 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların  Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararları.

2. İvedi yargılama usulünde:

a) Dava açma süresi otuz gündür.

b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.

c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri  tebliğe çıkarılır.

d) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün  olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün  uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin  geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır.

e) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek  kararlara itiraz edilemez.

f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde  karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da  duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.

g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş  gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

h) Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır.  Bu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri  kıyasen uygulanır.

ı) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür.

i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar  hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki  noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların  düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde  gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden  karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan  temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri  gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.

j) Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. Karar en geç  bir ay içinde tebliğe çıkarılır.”

MADDE 19 – 2577 sayılı Kanunun 45 inci  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İstinaf:

MADDE 45- 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka  kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı  çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz  gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk  lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere  karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince  verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna  konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında  dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare  mahkemesine gönderilir.

3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece  mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine  karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise  gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun  bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi  işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç  duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da  vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli  işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.

5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara  karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya  yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından  bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece  mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili  mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen  kararları kesindir.

6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncımaddeye göre temyize açık olmayan  kararları kesindir.

7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan  hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince  incelenmesinde bulunamaz.

8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna  başvurulamaz.”

MADDE 20 – 2577 sayılı Kanunun 46 ncı  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 46- Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare  mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar,  başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın  tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.

b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı  davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden  çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.

d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut  daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.

e) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma  işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama,  naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.

f) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.

g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını  Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983  tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

h) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli  sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan  davalar.

ı) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın  icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında  açılan davalar.

i) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım,  akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı  tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından  doğan davalar.

j) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin  Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun  uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile  Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile  Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan  davalar.

k) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun  uygulanmasından doğan davalar.

l) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı  Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

m) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları  piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan  davalar.”

MADDE 21 –2577 sayılı Kanunun  48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “mahkemece” ibareleri  “bölge idare mahkemesince” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “mahkemeye”  ibaresi “bölge idare mahkemesine”, “mahkeme” ibaresi “bölge idare mahkemesi”  şeklinde; dördüncü fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “bölge idare  mahkemesi” şeklinde; beşinci fıkrada yer alan “mahkemece” ibaresi “bölge  idare mahkemesince” şeklinde; altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  “mahkeme veya Danıştay daire başkanı” ibaresi “merci” ve “onbeş” ibaresi  “yedi” şeklinde; ikinci cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi  olarak davaya bakan Danıştay dairesi” ibaresi “ilgili merci” şeklinde;  üçüncü cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya  bakan Danıştay dairesi” ibaresi “merci” şeklinde; dördüncü cümlesinde yer  alan “Mahkemenin veya Danıştay dairesinin” ibaresi “İlgili merciin” şeklinde  değiştirilmiş; altıncı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “yapılması”  ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kesin bir karar hakkında olması”  ibaresi eklenmiş ve 7 numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş  olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin  kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun  anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar,  dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin  olarak verilir.”

MADDE 22 – 2577 sayılı Kanunun 49 uncu  maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar:

MADDE 49- 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun  olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa,  kararı, gerekçesini değiştirerek onar.

b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi  hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı  düzelterek onar.

2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte  hata veya eksikliklerin bulunması,

sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde  kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.

4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen  incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen  uygulanır.

5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı  davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.”

MADDE 23 – 2577 sayılı Kanunun 50 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 50- 1. Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla  birlikte kararı veren mercie gönderilir. Bu karar, dosyanın geldiği  tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır.

2. Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili  merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini  tamamlayarak yeniden karar verir.

3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına  uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.

4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz  incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.

5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse,  ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari  veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır.  Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması  zorunludur.”

MADDE 24 –2577 sayılı Kanunun 51 inci  maddesinin başlığı “Kanun yararına temyiz:” şeklinde; birinci fıkrasında  yer alan “Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince  ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip” ibaresi “İdare ve vergi  mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile  istinaf veya” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “mahkeme veya Danıştay”  ibaresi “merci” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 25 – 2577 sayılı Kanunun 52 nci  maddesinin başlığında yer alan “itiraz” ibaresi “istinaf” şeklinde;  birinci fıkrasında yer alan “itiraz yoluna” ibaresi “istinaf yoluna”  şeklinde; “itirazı” ibaresi “istinaf başvurusunu” şeklinde ve son cümlesinde  yer alan “kararların temyizi” ibaresi “kararlara karşı temyiz ya da istinaf  yoluna başvurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 26 –2577 sayılı Kanunun 55 inci  maddesinin başlığı “Yargılamanın yenilenmesi usulü:” şeklinde, beşinci  fıkrasında yer alan “53, 54 ve bu” ibaresi “Bu madde ile 53 üncü” şeklinde  değiştirilmiş; üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “ve kararın  düzeltilmesi” ibareleri ile beşinci fıkrasında yer alan “ve kararın  düzeltilmesinde” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 27 – 2577 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici  madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- 1. Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin  getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü  maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve  başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu  tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte  yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.

2. Bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçme tarihine kadar idare ve  vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara yapılan itirazlarda bu  Kanunla düzenlenen istinaf kanun yolu için öngörülen harçlar alınır.”

MADDE 28 – 2577 sayılı Kanunun ek 1  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanunun 17 nci  maddesindeki” ibaresi “Kanunda öngörülen” şeklinde ve “onmilyon lirayı”  ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 29 – 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 5  inci maddesinde yer alan “yirmiüç hukuk, onbeş ceza dairesi” ibaresi “otuz  sekiz daire” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 30 – 2797 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan “dördü”  ibareleri “altısı”, “sekiz” ibaresi “on iki”, “ikisi” ibareleri “dördü” ve  “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 31 –2797 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci  fıkrasının başına aşağıdaki cümle eklenmiş; birinci fıkrasında yer alan  “arasındaki” ibaresi “hukuk veya ceza dairesi olarak belirlenmesi ile  aralarındaki” şeklinde ve “üçte” ibaresi “onda” şeklinde değiştirilmiş;  mevcut birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde yer alan  “işbölümü” ibareleri madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasının (a) bendi  ile üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Daireler, hukuk veya ceza dairesi olarak Yargıtay Büyük Genel Kurulu  tarafından belirlenir.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme de gözetilerek, temyizin kapsamı esas alınır.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme  kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise  iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas  alınır.”

MADDE 32 – 2797 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin ikinci  fıkrasında yer alan “lüzumunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yargıtayda  görev yapan birinci sınıfa ayrılmış” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 33 – 2797 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci  fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay Birinci Başkanı seçilebilmek için en az on yıl, Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcısı, Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcıvekili seçilebilmek için en az beş yıl, daire başkanı  seçilebilmek için en az üç yıl süreyle Yargıtay üyeliği yapmış olmak  zorunludur.”

MADDE 34 – 2797 sayılı Kanuna 30 uncu maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 30/A maddesi eklenmiştir.

“Genel Sekreterin nitelikleri, seçimi ve görev süresi:

MADDE 30/A- Genel Sekreter, en az beş yıl Yargıtay üyeliği yapmış  olanlar arasından Birinci Başkan tarafından seçilir.

Genel Sekreterin görev süresi iki yıldır. Ancak bu süre sona ermeden  Birinci Başkanın kararı üzerine veya Birinci Başkanın görevinin sona  ermesi hâlinde Genel Sekreterin görevi sona erer. Görevi sona eren Genel  Sekreter bir kere daha seçilebilir.”

MADDE 35 – 2797 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına  birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Her üye, ancak bir adaya oy verebilir.”

MADDE 36 – 2797 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “iki” ibareleri “üç”, “bir” ibareleri “iki” şeklinde  değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki  cümle eklenmiştir.

“Birinci Başkanlık Kuruluna üye seçilebilmek için üç yıl süreyle  Yargıtay üyeliğinde çalışmış olmak şarttır.”

MADDE 37 – 2797 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 13- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren;

a) Üç gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Genel  Sekreter ve genel sekreter yardımcıları yeniden belirlenir.

b) Yedi gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak  Birinci Başkanlık Kurulu yeniden belirlenir.

Belirlenen Birinci Başkanlık Kurulu on gün içinde, iş durumunu  dikkate alarak, ceza ve hukuk dairelerinin sayısı ile bu daireler  arasındaki iş bölümüne ilişkin karar tasarısını hazırlar ve Yargıtay  Büyük Genel Kurulunun onayına sunar.

Yargıtay Büyük Genel Kurulu, tasarıyı beş gün içinde karara bağlar.  Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin kararı  derhâl Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayım tarihinden itibaren on gün  sonra uygulanmaya başlanır.

Birinci Başkanlık Kurulu, iş bölümüne ilişkin kararın Resmî Gazete’de  yayımlanmasından itibaren on gün içinde, dairelerin iş durumunu ve  ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Yargıtayın daire başkanları,  üyeleri ve tetkik hâkimlerinin hangi dairelerde görev yapacağını yeniden  belirler.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin  kararı uygulanmaya başlayıncaya kadar bu Kanunla yapılan değişiklikten  önceki iş bölümüne ilişkin hükümler uygulanmaya devam olunur.

Daha önce başka dairelerde görülmekte olup da dairesi değiştirilen  dava dosyaları mevcut hâlleriyle ilgili daireye gönderilir.”

MADDE 38 – 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler  Kanununun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve benzeri  işaretleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen veya iltibasa mahal  verecek şekilde” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 39 – 2820 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi  parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve  rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya  kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet  Başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi parti tarafından doğrudan yazı  ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi başvuru tarihinden itibaren en geç  otuz gün içinde isim, amblem ve rumuzlarla ilgili olarak siyasi parti  siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede bu Kanunun 96  ncımaddesinin birinci fıkrasına aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden  isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden  terkinine karar verir.”

MADDE 40 – 2820 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi başlığıyla  birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gerçek dışı üye kaydı yapılması:

MADDE 114- Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya  mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı olarak üye kaydedenler hakkında  bir aydan üç aya kadar hapis ve elli günden iki yüz güne kadar adli para  cezasına hükmolunur.”

MADDE 41 – 2820 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Defter, sicil ve kayıtların tutulma usulü:

EK MADDE 7- Bu Kanuna göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar  elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde  tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına  numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar  kullanıldıktan sonra defter hâline getirilerek muhafaza edilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi parti sicillerine işlenmek  üzere elektronik ortamda veri aktarımı, ancak siyasi parti genel  merkezleri tarafından ve bu işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine  getirilir.”

MADDE 42 – 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının  Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde  yer alan “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “merkez ve taşra”,  “ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “adaylık,” ibareleri eklenmiş; (d)  bendinde yer alan “Eğitim” ibaresi “Personel eğitim merkezleri ile diğer  eğitim” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 43 – 2992 sayılı Kanuna 34 üncü maddesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki 34/A maddesi eklenmiştir.

“Personel eğitim merkezleri:

MADDE 34/A- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri personeli eğitim  merkezlerinde eğitim gören personel hariç olmak üzere Adalet Bakanlığı  merkez ve taşra teşkilatı personelinin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet  içi eğitim programları, Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenir. Eğitim  programlarının uygulanması amacıyla Bakanlıkça uygun görülecek yerlerde  Eğitim Dairesi Başkanlığına bağlı personel eğitim merkezleri kurulur.

Bakanlık, bu programların uygulanması için eğitim ve öğretimle ilgili  her çeşit tedbiri alır ve ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla iş birliği  yapar.

Eğitime alınacak personelin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi  eğitimleri ile eğitim merkezlerinin sekretarya, insan kaynakları,  destek, program geliştirme, ölçme ve değerlendirme, sağlık ve güvenlik,  bilgi işlem, istatistik, arşiv ve dokümantasyon, strateji geliştirme,  dış ilişkiler, proje ve enformasyon gibi hizmetleri; bir müdür ve iki  müdür yardımcısının sorumluluğunda görev yapan yeteri kadar şube  müdürlüğü ve idari personel eliyle yürütülür.

Eğitim merkezi müdürü, birinci sınıfa ayrılmış adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları arasından; müdür yardımcıları ise hâkimlik ve  savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı  ile Bakanlık hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar  arasından muvafakatleri alınarak Adalet Bakanınca atanır.

Eğitim merkezleri şube müdürlüklerine; Bakanlık merkez ve taşra  teşkilatında görev yapan şube müdürleri, yazı işleri müdürleri, idari  işler müdürleri, bilgi işlem müdürleri ile bunlarla aynı düzeydeki  görevliler arasından Bakanlıkça atama yapılır.

Eğitim merkezlerinde Eğitim Dairesi Başkanının talebi üzerine yetkili  kurul ve organlarınca uygun görülen yeteri kadar Yargıtay ve Danıştay  üyesi, yükseköğretim kurumları öğretim elemanı, adli ve idari yargı  hâkim ve savcıları, noterler, meslekte fiilen on yılını tamamlamış  avukatlar ile uzman psikolog, psikiyatr, pedagog, sosyal çalışmacılar ve  ihtiyaç duyulan diğer alanlarda konusunda uzman kişiler, Bakanlık  tarafından ders vermekle görevlendirilebilir. Uygun görme kararı;  Yargıtay üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, Danıştay  üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulu, noterler hakkında Türkiye  Noterler Birliği Yönetim Kurulu, adli ve idari yargı hâkim ve savcıları  hakkında Bakanlık tarafından verilir.

Eğitim merkezlerinde ders vermekle görevlendirilenlere, okuttukları  ders sayısına göre Adalet Bakanlığınca tespit edilen esaslar ve Bütçe  Kanunu hükümleri uyarınca, ders ve ek ders ücreti ödenir.

Eğitim merkezlerinde adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitime  alınacak personel, kapasite ve ihtiyaç durumuna göre Adalet Bakanlığınca  belirlenir.

Eğitim merkezlerinde yürütülecek eğitim ve öğretim faaliyetlerine  ilişkin temel ilkeleri belirlemek amacıyla Adalet Bakanının  başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Personel Genel Müdürü, Eğitim  Dairesi Başkanı, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ile Danıştay  Başkanlık Kurulunun kendi üyeleri arasından seçecekleri birer üye,  Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Başkanı, Yükseköğretim Kurulunun  Türkiye’deki hukuk fakültelerinin öğretim üyeleri arasından seçeceği bir  üye, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun en az on beş yıl fiilen  mesleği icra etmiş avukatlar arasından seçeceği bir üyeden oluşan Eğitim  Kurulu kurulur. Seçimle gelen üyelerin görev süresi dört yıl olup süresi  dolan üyeler tekrar seçilebilir. Kurul yılda en az bir kez toplanır.  Başkan gerekli gördüğü takdirde Kurulu toplantıya çağırabilir. Kurulun  sekretarya hizmetleri Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Adalet  Bakanının bulunmadığı durumlarda Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurula  başkanlık eder. 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu  hükümleri saklı kalmak kaydıyla Eğitim Kurulu üyelerine her toplantı  için (1000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile  çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur ücreti ve huzur hakkı ödenir.

Personel eğitim merkezlerinde hizmet öncesi eğitime alınanların resmî  kıyafet ve harçlıklarına ilişkin bölümü hariç, 29/7/2002 tarihli ve 4769  sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri  Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca işlem ve uygulama yapılır.

Eğitim merkezleri ve Eğitim Kurulunun kuruluş, görev ve yetkileri ile  çalışma usul ve esasları ve maddenin uygulanmasına ilişkin diğer  hususlar Adalet Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 44 – 23/7/2003 tarihli ve 4954 sayılı Türkiye Adalet  Akademisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eğitim”  ibaresinden sonra gelmek üzere “ile adli, idari ve askeri yargı hâkim ve  savcılarına yönelik meslek içi eğitim” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 45 – 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece  Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri  Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiş ve mülga üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden  düzenlenmiştir.

“Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir.”

“Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan  ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda  dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile  dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın  kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin  kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul  kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve  denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların  azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve  tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve  21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre  yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal  davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı  hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak  heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla  ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep  edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından  incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler  dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından  görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma  ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı  tarafından önceden tespit edilir.”

MADDE 46 – 5235 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci  fıkrasında yer alan “sulh ceza,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 47 – 5235 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında  yer alan “Sulh ceza ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 48 – 5235 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığıyla birlikte  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Sulh ceza hâkimliği

MADDE 10- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak  üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli  kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları  incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla sulh ceza  hâkimliği kurulabilir. Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri  numaralandırılır. Müstakilen sulh ceza hâkimliğinde görevlendirilen  hâkimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya  işlerde görevlendirilemez.

Sulh ceza hâkimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar  personel bulunur.

Sulh ceza hâkimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları  ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca  kurulur.

Sulh ceza hâkimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.

Sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve  ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde,  büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile  anılan sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına  bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulunca belirlenir.

Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir sulh ceza  hâkimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine,  Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kurulunca karar verilir.”

MADDE 49 – 5235 sayılı Kanunun 11 inci maddesine “sulh ceza”  ibaresinden sonra gelmek üzere “hâkimliği” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 50 – 5235 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 43- Bölge adliye mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup, birinci sınıfa  ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve  savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 51 – 5235 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“MADDE 44- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıları birinci  sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  Cumhuriyet savcıları ise hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  sekiz yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile bölge adliye mahkemesinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunan adli yargı hâkim ve savcıları  arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 52 – 5235 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca bölge adliye mahkemesi başkanlığına, daire  başkanlıklarına veya Cumhuriyet başsavcılığına dört yıllığına  atanabilirler. Başka bir bölge adliye mahkemesine yapılacak atamalarda  da aynı usul uygulanır. Bu şekilde atananların; Yargıtay üyeliği sıfatı,  kadrosu, aylık ve ödeneği ile her türlü özlük hakları korunur; aylık ve  ödenekleri ile her türlü mali ve sosyal haklarının Yargıtay bütçesinden  ödenmesine devam olunur; disiplin ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları  Yargıtay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri  süre Yargıtay üyeliğinde geçmiş sayılır. Bu kişiler; Yargıtay üyeleri  tarafından Yargıtayda yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve  Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimleri hariç Yargıtaydaki seçimlerde  aday olamaz ve oy kullanamazlar; istekleri üzerine Yargıtaydaki  görevlerine geri dönerler.”

MADDE 53 – 5235 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin üçüncü fıkrasında  yer alan “başkan ve üyeleri ile” ibaresi “başkanı, daire başkanları,  üyeleri,” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiştir.

“Daire kararlarına karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde  temyiz başvurusu yapılabilir.”

MADDE 54 – 5235 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci  fıkrasına “adalet komisyonlarının denetimleri,” ibaresinden sonra gelmek  üzere “ilgisine göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başmüfettişleri  veya” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 55 – 5235 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 5- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 5235 sayılı Kanunun 5  inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç  ay içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yetkilendirme  veya tayin işlemleri yapılır ve bu mahkemelerin heyet hâlinde çalışmaya  başlayacakları tarih belirlenerek Resmî Gazete’de ilan edilir. Bu  mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen ve  ilan edilen tarihe kadar tek hâkimle çalışmaya devam eder.”

MADDE 56 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk  Ceza Kanununun 12 nci  maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(5) Birinci fıkra kapsamına giren hâllerde rüşvet ve nüfuz ticareti  suçlarından dolayı yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlı  değildir.”

MADDE 57 –5237 sayılı Kanunun 18 inci  maddesinin birinci fıkrasına “ceza” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturması ya da”, “talep üzerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere  “soruşturma ya da” ibaresi; üçüncü fıkrasına “nedeniyle” ibaresinden sonra  gelmek üzere “soruşturulacağına ya da” ibaresi eklenmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” ibaresi “Ceza  Muhakemesi Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 58 – 5237 sayılı Kanunun 102 nci  maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 102- (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut  dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan  on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis  cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle  gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis  cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma  ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan  kişiye karşı,

b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz  kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat  edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 59 – 5237 sayılı Kanunun 103  üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 103- (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan  on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın  sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis  cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması  hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya  vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin  hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara  karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi  etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel  davranışlar,

anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması  suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak  üzere hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu  ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde  bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya  evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye  kullanılmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara  karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah  kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara  göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama  suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama  suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 60 – 5237 sayılı Kanunun 104  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki” ibaresi  “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  yeniden düzenlenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından  işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar  hapis cezasına hükmolunur.”

“(3) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını  üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve  gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet  aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.”

MADDE 61 – 5237 sayılı Kanunun 105  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hükmolunur” ibaresi “,  fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis  cezasına hükmolunur” şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“(2) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin  sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti  veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler  tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak  suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan  faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı  oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya  ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az  olamaz.”

MADDE 62 –5237 sayılı Kanunun 142 nci  maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı  fıkrada yer alan “iki yıldan beş” ibaresi “üç yıldan yedi” şeklinde  değiştirilmiş, ikinci fıkrasının (d) bendine “kilit açmak” ibaresinden sonra  gelmek üzere “veya kilitlenmesini engellemek” ibaresi eklenmiş, (g) bendinde  yer alan “Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan” ibaresi  madde metninden çıkarılmış, aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, fıkrada  yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş ve  maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek  suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış  olan eşya hakkında,”

“(5) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da  demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa  aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza  yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 63 – 5237 sayılı Kanunun 143  üncü maddesinde yer alan “üçte birine kadar” ibaresi “yarı oranında”  şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 64 – 5237 sayılı Kanunun 149  uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların  eklentilerinde,”

MADDE 65 – 5237 sayılı Kanunun 152 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört”, ikinci  fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “bir” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye  aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji  ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de  olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek  ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 66 –5237 sayılı Kanunun 188  inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on yıldan az olmamak üzere”  ibaresi “yirmi yıldan otuz yıla kadar” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü  fıkrasında yer alan “beş yıldan onbeşyıla kadar” ibaresi “on yıldan az  olmamak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle  eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci  fıkrasında yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

“Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin  çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on  beş yıldan az olamaz.”

“(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla  kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında,  suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde  işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

MADDE 67 – 5237 sayılı Kanunun 190  ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “iki yıldan beş”  ibareleri “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 68 – 5237 sayılı Kanunun 191  inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul  etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak

MADDE 191- (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın  alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile  cezalandırılır.

(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında  4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci  maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının  açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda  şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere  uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi  bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle  denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının  kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir.  Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi  hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin  gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması,  kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,

hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu  veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da  uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal  nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci  fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan  soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının  ertelenmesi kararı verilemez.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen  yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde,  hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

(8) Bu Kanunun;

a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal  ve ticareti,

b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde  kullanılmasını kolaylaştırma,

suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu  madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde  hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı  verilir.

(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi  Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci  maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci  maddesi hükümleri uygulanır.”

MADDE 69 – 5237 sayılı Kanunun 277 nci  maddesinin birinci fıkrasında yer alan “veya yapılmakta olan bir  soruşturmada,” ve “şüpheli veya” ibareleri madde metninden çıkarılmış ve  fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı  aydan iki yıla kadardır.”

MADDE 70 – 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 141  inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya  kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk  hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının  verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları  ancak Devlet aleyhine açılabilir.

(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı  hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet  savcılarına bir yıl içinde rücu eder.”

MADDE 71 –5271 sayılı Kanunun 173  üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en  yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu  yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde;  dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği”  şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesinin” ibaresi  “sulh ceza hâkimliğinin” şeklinde değiştirilmiştir.

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın  genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o  yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının  açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak  reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet  savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye  bildirir.”

MADDE 72 – 5271 sayılı Kanunun 231  inci maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir  daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.”

MADDE 73 – 5271 sayılı Kanunun 260  ıncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza  mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye  mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin  kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.”

MADDE 74 – 5271 sayılı Kanunun 268  inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.

“a) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi,  o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara  olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir  numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh  ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza  mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın  ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

b) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen  tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul  uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği,  tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez.”

MADDE 75 – 5271 sayılı Kanunun 273  üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları,  mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin  hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş  tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.”

MADDE 76 – 5271 sayılı Kanunun 279  uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu kararlar itiraza tabidir.”

MADDE 77 –5271 sayılı Kanunun 280  inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “303 üncü maddenin  birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin  varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan  reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin  kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki  fıkra eklenmiştir.

“(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu  esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden  hüküm kurar.”

MADDE 78 – 5271 sayılı Kanunun 286 ncı  maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini  değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer  alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde  metninden çıkarılmış ve aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri aşağıdaki  şekilde değiştirilmiştir.

“c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı  iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve  bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye  mahkemesi kararları,”

“e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına  ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf  başvurusunun esastan reddine dair kararları,”

“g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik  tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge  adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun  esastan reddine dair kararlar,”

MADDE 79 – 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik  Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncımaddesinin altıncı fıkrasında  yer alan “bakımından” ibaresinden sonra gelmek üzere “ağır ve somut” ibaresi  eklenmiştir.

MADDE 80 – 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin dördüncü fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen  hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.”

MADDE 81 – 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü ve  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve on birinci fıkrasına  “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı  işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir.

“(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli  para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma  karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki  saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte  çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve  en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce  belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli  serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması  hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın  tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.”

“(8) Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı  günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten  çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer.”

MADDE 82 – 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin başlığında yer  alan “Mükerrirlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bazı suç faillerine”  ibaresi ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(7) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi  içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve  yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile  disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az  ve üç aydan fazla olamaz.

(8) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet  hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci  fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.

(9) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli  ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında  tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan  çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve  üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188  inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve  ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da  uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis  cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu  salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya  yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar  verilir:

a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak

b) Tedavi amaçlı programlara katılmak

c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet  etmekten yasaklanmak

d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan  yasaklanmak

f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren  faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(10) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

(11) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve  esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı  tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 83 – 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi  Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde  eklenmiştir.

“EK MADDE 1- (1) Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza  hâkimine yapılan atıflardan,

a) İdari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, yürütülen  soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli karar ve işlemlere ve  kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen  karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hâkimine,

b) Yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine,

yapılmış sayılır.”

MADDE 84 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 6- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza  mahkemeleri kaldırılmıştır.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde  sulh ceza hâkimlikleri kurulur.

(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde  görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza  mahkemelerine devredilir.

(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, kaldırılan sulh ceza  mahkemelerinde görülmekte olan işlerden, sulh ceza hâkimliğince  bakılması gerekenler, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren  on beş gün içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine devredilir.

(5) Kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimler Hâkimler  ve Savcılar Yüksek Kurulunca, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından  itibaren on beş gün içinde müktesepleri dikkate alınarak uygun görülecek  bir göreve atanır veya yetkilendirilirler.

(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerince  verilen kararlardan Yargıtay incelemesinde olanlar hakkında sadece görev  nedeniyle bozma kararı verilemez.

(7) Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza  mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan  sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve  kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve  dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek  mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem  ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya  karara bağlanır.”

MADDE 85 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla  Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle  yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya  tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci  maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam  olunur.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan  kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün  açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun  191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda,  hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup  da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.”

MADDE 86 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç  soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya  alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk  mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin  dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası  incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir.  Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci  ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara  bağlanır.”

MADDE 87 – 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin  Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere  aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat

MADDE 9/A- (1) Bu Kanun ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin  Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında  yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat  Kanununun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin  usullere bağlı olmaksızın, elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve  tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Bu şekilde  yapılan tebligatlar karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılır.

(2) Başkanlık, elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her  türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya,  tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik  ortamda verilmesi zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ  yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve  esasları belirlemeye yetkilidir.”

MADDE 88 – 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası  yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş,  aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar  eklenmiş ve mevcut beşinci fıkrası yedinci fıkra olarak teselsül  ettirilmiştir.

“(4) Bu Kanunun 9/A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata  ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum  veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için on bin Türk  lirası idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde  uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı iki yüz elli bin Türk  lirasını geçemez.”

“(5) Maddenin ilk üç fıkrası kapsamında uygulanacak idari para  cezasının toplam tutarı; her bir yükümlülük için, ihlalin yapıldığı yıl  itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak  yükümlüler için on milyon Türk lirasını, bunlar dışında kalan yükümlüler  için bir milyon Türk lirasını aşamaz. Üst tutardan ceza uygulanan  yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali  olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanır.

(6) Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten  sonra idari para cezası verilemez.”

İlgili olarak bakınız:

MADDE 89 – 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı  Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü  maddesinin; ikinci fıkrasında yer alan “sahte belge kullanmak suretiyle”  ibaresi “aldatıcı işlem ve davranışlarla” şeklinde; “bir yıldan” ibaresi  “iki yıldan” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla”  ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “sahte belgeyle yurt dışına çıkarmış gibi  işlem yapan kişi, altı aydan üç yıla” ibaresi “hile ile yurt dışına çıkarmış  gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla” şeklinde; beşinci  fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla”  şeklinde; altıncı  fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”  şeklinde; sekizinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan  üç yıla” şeklinde; dokuzuncu fıkrasında yer alan “İhracat gerçekleşmediği halde  gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre  teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız  çıkar sağlayan” ibaresi “İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon  veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği hâlde  gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins,  miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren” şeklinde; onuncu  fıkrasında yer alan “kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla  kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır”  ibaresi “yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına  kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç  yıldan az olamaz” şeklinde; on  birinci ve on  sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, on  dokuzuncu ve yirminci fıkralar yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(11) Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası  Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren  veya hiç içermeyen akaryakıtı;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi  geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(18) Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya  benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket,  hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri,  etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli  para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol,  metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması  hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(22) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan  eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir  katına kadar artırılır.”

MADDE 90 – 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinin  başına “Teftiş Kurulu Başkanını, Teftiş Kurulu başkan yardımcılarını,”  ibaresi eklenmiştir.

MADDE 91 – 6087 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Genel Kurul, yukarıdaki esaslara göre üyelerin hangi dairede  asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına, seçimle karar verir.

(3) Genel Kurul, her dairenin kendi üyeleri arasından bir üyeyi, o  dairenin başkanı olarak seçer. Adalet Bakanlığı Müsteşarı daire başkanı  seçilemez.”

MADDE 92 – 6087 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Tetkik hâkimliğine, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul hizmetlerinde yararlı  olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak, Genel  Kurul tarafından, geçici veya sürekli çalıştırılmak üzere atama  yapılır.”

MADDE 93 – 6087 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra  eklenmiştir.

“(5) Kurulda görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi personel, Genel  Sekreterin teklifi ve Başkanın uygun görmesi üzerine, mükteseplerine  uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı  kadrolarına atanabilirler.”

MADDE 94 – 6087 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin üçüncü  fıkrasında yer alan “Başkana” ibaresi “Kurula” ve dördüncü fıkrasının (c)  bendinde yer alan “Başkan” ibaresi “Kurul” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 95 – 6087 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcıları, birinci sınıf hâkim  ve savcılar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından,”

“(2) Kurul müfettişleri, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az  beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul müfettişliği hizmetinde  yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak  Genel Kurul tarafından atanır.”

MADDE 96 – 6087 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci  fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“e) Kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya ilgili daire  başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak veya yaptırmak.”

MADDE 97 – 6087 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel  kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üye, birinci sınıf adli  ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için  her hâkim ve savcı; kendi aralarından seçilecek asıl ve yedek üyelerin  toplam sayısı kadar aday için oy kullanabilir; daha fazla sayıda aday  için oy verilmesi durumunda oy pusulası geçersiz sayılır. En fazla oy  alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.”

MADDE 98 – 6087 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Başkan, gereken hâllerde Genel Kurulu olağanüstü toplantıya  çağırabilir. Üye tam sayısının salt çoğunluğunun, görüşülecek konuyu da  belirten yazılı talebi üzerine Başkan, Genel Kurulu olağanüstü  toplantıya çağırır.”

MADDE 99 – 6087 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci ve üçüncü  fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin, disiplin suçu oluşturan  eylemleri sebebiyle, haklarında yürütülecek disiplin soruşturması ve  kovuşturması, bu Kanun hükümleri uyarınca Genel Kurul tarafından  yapılır.”

“(3) Başkan, ihbar veya şikâyeti doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan  sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda; soruşturma  açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilir.  Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler arasından, gizli  oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir. Soruşturma kuruluna, en  yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise yaşça büyük olan başkanlık  eder.”

MADDE 100 – 6087 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci ve  üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin görevleriyle ilgili suçları ile  kişisel suçları hakkındaki soruşturma ve kovuşturma izni işlemleri Genel  Kurul tarafından, kovuşturma açılması kararı ve kovuşturma mercilerinin  belirlenmesi ise gösterilen yetkili merciler tarafından bu Kanun  hükümleri uyarınca yapılır.”

“(3) Başkan suç ihbar veya şikâyetini doğrudan ya da inceleme  yaptırdıktan sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda;  soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar  verilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler  arasından, gizli oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir.  Soruşturma kuruluna, en yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise  yaşça büyük olan başkanlık eder.”

MADDE 101 – (1) Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan  kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne  eklenmiştir.

(2) Birinci fıkrada ihdas edilen kadrolar için yapılacak atamalarda  2014 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan sınırlamalar  uygulanmaz.

(3) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin  Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın  Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi  Hakkında Kanunun 104 üncü maddesiyle değişik 190 sayılı Kanun Hükmünde  Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümü taşra  teşkilatı kadrolarından 12 nci dereceli serbest bulunan 400 adet memur  unvanlı kadronun yardımcı hizmetler (YH) sınıfı, genel idare hizmetleri  (GİH) sınıfı olarak değiştirilmiştir.

MADDE 102 – 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası  Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- Manisa’da taş kömürü madenciliği ve linyit  madenciliği alanında faaliyet gösteren;

a) Eynez maden ocağı işletmesinde 13/5/2014 tarihi itibarıyla,  31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık  Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi  kapsamında sigortalı olanlara veya bunların 5510 sayılı Kanunun 34 üncü  maddesinde sayılan hak sahiplerine aynı maddede belirtilen oranlarda,  son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanınca belirlenen sürede Fondan aylık ödeme yapılır. Bu ödemelerden  herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.

b) Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde l3/5/2014  tarihi itibarıyla, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanlara; işyerinin kapalı  olduğu dönemle sınırlı olmak üzere, 6331 sayılı Kanunun 25 inci  maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtilen ve işveren tarafından ödenmeyen  ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca belirlenen süre ile  aylık olarak Fondan ödenir ve yapılan bu ödemeler yasal faiz uygulanmak  suretiyle işverenden tahsil edilir.”

MADDE 103 – Aşağıdaki hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

a) 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare  Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında  Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddeleri.

b) 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 47  nci ve 54 üncü maddeleri.

c) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1) 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası,

2) 188 inci maddesinin ikinci fıkrası,

3) 238 inci maddesinin dördüncü fıkrası.

ç) 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun  Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesi.

MADDE 104 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 105 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

27/6/2014


 

(1) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI      
TEŞKİLATI TAŞRA      
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
SINIFI UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM

GIH

Şube Müdürü

1

8

8

GIH

Şube Müdürü

2

8

8

GIH

Şube Müdürü

3

8

8

GIH

Şube Müdürü

4

10

10

GİH

Şube Müdürü

5

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

3

10

10

GIH

Bilgisayar İşletmeni

5

14

14

GIH

Bilgisayar İşletmeni

7

8

8

GIH

Bilgisayar İşletmeni

10

10

10

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

3

70

70

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

5

80

80

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

7

30

30

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

10

30

30

GIH

Memur

5

10

10

GIH

Memur

7

14

14

GIH

Memur

9

8

8

GİH

Memur

10

10

10

GİH

Santral Memuru

7

2

2

GİH

Santral Memuru

10

5

5

GİH

Şoför

7

10

10

GİH

Şoför

10

11

11

GİH

Sekreter

7

10

10

GİH

Sekreter

10

11

11

SH

Psikolog

4

11

11

SH

Psikolog

5

10

10

SH

Sosyal Çalışmacı

4

11

11

SH

Sosyal Çalışmacı

5

10

10

SH

Pedagog

4

11

11

SH

Pedagog

5

10

10

TH

Tekniker

3

3

3

TH

Tekniker

5

2

2

TH

Tekniker

7

2

2

TH

Teknisyen

3

7

7

TH

Teknisyen

5

7

7

TH

Teknisyen

7

7

7

YH

Aşçı

7

7

7

YH

Aşçı

10

7

7

YH

Aşçı

12

7

7

YH

Kaloriferci

8

1

1

YH

Kaloriferci

10

2

2

YH

Kaloriferci

12

4

4

YH

Hizmetli

10

21

21

YH

Hizmetli

11

21

21

YH

Hizmetli

12

21

21

TOPLAM

567

567

 

 

 

(2) SAYILI LİSTE
KURUMU ADALET BAKANLIĞI
TEŞKİLATI TAŞRA
İHDAS EDİLEN KADROLARIN (MESLEK  MENSUPLARI)
  UNVANI DERECESİ SERBEST KADRO ADEDİ TOPLAM
  Personel Eğitim Merkezi Müdürü 1 7 7
  Personel Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı 5 14 14
TOPLAM 21 21