Iran’da Haksizlik Sona Ermek Zorunda... -Fatih Sener-Und icara kurulu Baskani

images/ki%C5%9Filer_bakanlar_vs/fatih-sener1-und.jpg


Uğurlu Gümrük Müşavirliği




Devlet eliyle pahalılaştırılan Türk araçları artık İran’a gidemez ve İran’dan geçemez hale getiriliyor. İki ülke arasındaki taşıma yüzde 70 oranla İran araçlarının eline geçmiş durumda. Bu, İran devleti ve taşımacısının organize işbirliğinin bir sonucu… Bugüne kadar alınan yakıt fiyat farkında indirim isteyen Türkiye, ilk kez yüksek sesle bu haksızlığa dur diyerek “Benden bu yakıt fiyat farkı denen geçiş parasını alamazsın” diyerek sesini yükselmiş durumda… İran’ın “Yakıt Fiyat Farkı” olarak adlandırdığı geçiş ücretine ilave olarak, Türk araçlarına yük verenden alınan yüzde 10 navlun vergisi gibi ilave maliyetler haksızlığın bir başka boyutu. Gümrük geçişlerinde her türlü önceliği olan İran araçları yanında vicdansızca günlerce bekletilerek oyunun dışında tutulan Türk araçları bu haksız rekabetin diğer sebepleri. Bir hafta önce İran Türkmenistan sınırının İran tarafında sürücülerimizden gelen şikayetler üzerine gidip yerinde gördüğümüz Lütfabad Kapısı gerçekten içler acısı bir haksızlığa sahne oluyor. Parka çekilip “sözde sıra” bekletilen Türk araçları gayrı insani, gayrı sıhhi şartlarda 12 gün parkta tutulurken İran araçları 2-3 kez Türkmen tarafına taşıma yapıp dönüyor. ‘İran ihracatı önceliklidir’ diyerek İran araçlarını bekletmeden geçiren doğu komşumuz uluslararası hukuk bir yana vicdanları sızlatan bir ayrımcılık uyguluyor. Gürbulak’tan ülkemize giriş yapan araç sayılarına bakıldığında durum benzerlik arz ediyor. Gümrüklerimiz de maalesef, iyi niyetle, nasıl oluyor da İran araçları hep çoğunlukta oluyor, Türk araçları parkta neyi bekliyor demeden onun gönderdiği kadar araca işlem yapıyor. Geçtiğimiz yıl 13 bin 700 araç, İran’ı transit geçmek yerine yükünü Bazergan’da İran araçlarına devrederek Türkiye’ye döndü… Yani, Türki Cumhuriyetler’e olan taşımalar da İranlılar tarafından yapılıyor artık…

Transit geçişlerde yakıt limitine bakmaksızın depoyu mühürleyerek geçişe izin veren Türkiye’ye karşılık, daha ucuz olan Türkmenistan’dan yakıt almış olsa bile mühür uygulaması yapmayıp, yakıt alandan da almayandan da yakıt fiyat farkı alan taşımalarımızı pahalı hale getiren İran… Bu vesileyle, bir konuya dikkat çekmek isterim. İran’da yapılan KUKK toplantısı sırasında bir ara İran resmi heyetinin “Türkmenistan’dan boş dönen Türk araçlara mühür uygulaması yaparız ancak İran’dan yük almalarına izin vermeyiz” şeklinde bir ifadesi olduğunda, toplantıya katılan İran taşımacılarından gelen itiraz üzerine konuştuğum İranlı katılımcı “Türkiye’ye gidecek yüklerde biz parayı Türk taşımacılardan kazanıyoruz” demişti. İranlı forwarder çok haklıydı… Çünkü İranlı taşımacının 2 bin 500 dolara taşıdığı İstanbul yükünü yarı fiyatına Türk aracına taşıtabiliyordu… O pazarda İran taşımacılar fiyatı belirlerken, ülkesine dönmek zorunda olan Türkler forwarderin rantını belirliyordu. Bu sebeple de dönüş yolunda olan Türk araçları onlar için bulunmaz nimet oluyor doğal olarak.

İki ülke arasında yapılan KUKK toplantılarında İran heyetinde taşımacılar yerine bu ranta odaklanmış sektör temsilcilerinin olması çözümsüzlüğün bir başka sebebi… Doğal olarak, Türk araçlar üzerinde haksızlıktan kaynaklanan maliyetin kaldırılmasını hiçbiri istemiyor… Bu haksız maliyet kalkarsa iki fiyat arasındaki fark, doğal olarak da rant azalmış olacak… Meseleyi Türkiye’ye taşırsak İstanbul-Tahran yükünü bin bir türlü dezavantaj sebebiyle ancak 4 bin 500 dolara taşıyabilen Türk aracına karşılık bu yükü bin bir türlü avantajla 2 bin dolara taşımaya hazır İran aracı var. … Aradaki fiyat makası ve rant çok daha büyük bizim topraklarda… Bu rantın cazibesi, birçok yetkili, yetkisiz kişiyi kuruluşu cezbediyor. Bu rant sebebiyle sektörün İran pazarında sadece yüksek fiyatı belirleyen figüran konumunda kullanılması ve pazarın dışına itilmesine izin vermeyeceğiz. Bugün, İran araçlarının bu avantajlarını da kullanarak yaptıkları usulsüz taşımalara özellikle dikkat etmek zorundayız. Bazergan’da yapılan binlerce aktarmanın büyük çoğunluğu usulsüz taşımadır ve göz yumulması mümkün değildir. İran devleti tarafından yürütülen haksızlıklara karşı mücadelemiz zaten başlamış durumda. Türkiye, ilk kez kısasa kısas kararı aldı. 1 Ekim’de başlatılması kararlaştırılan uygulama 10 Ekim tarihine ertelenmiş olsa da başladığında sonuç alacaktır. Ancak, mücadele bununla sınırlı değil. Hep birlikte usulsüz taşıma yapan, yetki belgesiz işlem yapan kesimlere karşı mücadele etmek zorundayız. İhracatçımıza çağrımız, İran ile olan ticaretinde Türk taşımacısı kullanmasıdır. En azından, “Yükleme yapıldıktan sonra pencereden uzanıp yola çıkan araca bakın, eğer İran plakalı ise size faturayı kesenden 2 bin dolarınızı geri isteyin. Feda ettiğiniz Türk taşımacının ekmeğini başkalarının yemesine izin vermeyin” diyeceğiz.

Saygılarımla.