Yeni tesvik sistemi ile rekabet gücü artirilacak. 28.05.2012

small_166683.jpg


İHA) - Ekonomi politikasının bir aracı olarak, gerek sektörler itibari ile gerek bölgesel kalkınmışlık farklarının en aza indirilmesi amacıyla teşvikler kullanıldığını hatırlatan Aksoy, teşvik sisteminin aynı zamanda da ülke sanayinin kurulması, geliştirilmesi, rekabet edebilir konuma gelmesi ve korunması açısından çok önemli bir işleve sahip olduğu yorumunda bulundu. Aksoy, kamu kaynaklarının ülke ekonomisi açısından önemli görülen alanlar ile birlikte uygun tedbirler aracılığıyla aktarılmasının, teşvik sisteminin etkinliği açısından oldukça önemli olduğunu vurguladı.
 
TEŞVİKTEKİ AMAÇ, HALKIN REFAH SEVİYESİNİN ARTIRILMASIDIR
Teşviklerin, teşvik edilen ekonomik faaliyetin yalnızca girişimciye değil, tüm ekonomi için oluşturacağı fayda nedeniyle kullanıldığını kaydeden Aksoy, şöyle konuştu: “Özellikle kalifiye iş gücünün eğitilmesi, Ar-Ge harcamaları yoluyla yeni teknolojilerin ve yeni üretim metotlarının geliştirilmesi, girişimciliğin özendirilmesi bu şekilde tüm ekonomi için oluşturulan faydaya örnektir. Bununla birlikte teşvikler, ekonomik işleyiş oluşabilecek bir takım aksaklıkların giderilmesine yardımcı olmak amacıyla üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması gibi genel konuların dışında bölgesel gelişmenin sağlanması, Ar-Ge kapasitesinin artırılarak, yeni teknolojilerin geliştirilmesi, çevre koruma önlemlerinin artırılması gibi özgün konularda da kullanılmaktadır. İçinde bulunulan ekonomik konjonktüre ve karşılaşılan piyasa aksaklıklarına göre teşviklerin uygulama konuları değişse bile uzun vadedeki temel amacı; iktisadi kalkınmanın sağlanarak halkın refah seviyesinin artırılmasıdır.”

TEŞVİK TEDBİRLERİ YILLAR İÇİNDE DÖNEMSEL OLARAK DEĞİŞTİ
Aksoy, Türkiye’de çeşitli yatırım teşvik tedbirleri, yatırımların artırılması, yeni iş sahalarının açılarak işsizliğin azaltılması, geri kalmış bölgelerde kalkınmanın sağlanması gibi çok çeşitli amaçlarla uygulanan teşvik tedbirlerinin, yıllar içinde dönemsel olarak değişikliklere uğradığını anlattı. Aksoy, 1980’li yıllarda ithal ikameci sanayi politikasından ihracata dayalı sanayi ve büyüme politikasına geçilmesi ile birlikte nakdi devlet yardımı uygulamalarının hız kazandığına dikkat çekti. Serdar Aksoy, 1990’lı yılların başından itibaren kamuda ortaya çıkan kaynak sıkıntısı, yatırımların teşvik edilmesi amacıyla bütçeden tahsis edilen kaynakların azalmasına yol açtığını dile getirdi. Tüm bunların yanında Dünya Ticaret Örgütü kuralları, ‘Serbest Ticaret Anlaşmaları’ ve ‘Avrupa Birliği mevzuatı’ gibi uluslararası yükümlülükler çerçevesinde destek unsurlarının çeşitliliğinin de giderek azaldığını belirten Aksoy, bu dönemde nakdi destek unsurlarının yerini, vergi muafiyeti ve istisnalarından oluşan teşvik tedbirleri aldığının altını çizdi.
YENİ SİSTEM, TÜRKİYE’NİN HIZLI DEĞİŞİMİNE UYUM SAĞLAYACAK
Aksoy, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması, yeni yatırımların özendirilmesi, üretim ve istihdamın artırılması amacıyla yeni bir teşvik sistemi hazırlandığına dikkat çekti. Dünya ekonomisindeki gelişmeler ve ülkemiz ekonomisindeki yaşanılan iyileşme ve değişimlere paralel olarak, Türkiye’nin hızlı değişimine uyum sağlayabilecek yeni bir teşvik sistemi hazırlandığını belirten Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hazırlanan bu sistemle; ülke çapında istihdam seviyesinin yükseltilmesi, bölgelerarası dengesizliklerin giderilmesi, uluslararası alanda rekabet gücü oluşturulması, teknolojik ve stratejik dönüşüm ve gelişimin sağlanması, tasarrufları katma değeri yüksek ve en uygun yatırımlara yönlendirilmesinin yanında imalatımızın ithalata bağımlılığının azaltılması gibi ülke ekonomimizin gelişmesine hız ve yön verecek amaç ve hedefler ortaya konuldu”

KDV İSTİSNASI VE GÜMRÜK MUAFİYETİ DESTEKLERİ DEVAM EDECEK
Yeni teşvik sisteminin; genel teşvik uygulamaları, bölgesel teşvik uygulamaları, büyük ölçekli yatırımların teşviki ve stratejik yatırımların teşviki olarak sınıflandırılmış temel bileşenlerden oluştuğu bilgisini veren Aksoy, genel teşvik uygulamasında bölge ayrımı yapılmaksızın; teşvik edilmeyecek yatırım konuları ile diğer teşvik uygulamaları kapsamında yer almayan ve belirlenen asgari sabit yatırım tutarı şartını sağlayan yatırımların, KDV istisnası ve gümrük muafiyeti destekleri ile desteklenmesine devam edileceği bilgisini de verdi. Uygulanması planlanan yeni sistemle 4 olan bölge sayısının da 6’ya yükseltildiğini hatırlatan Aksoy, il bazlı bölgesel teşvik sistemi tasarlanırken, bölgelere verilen desteklerin süreleri uzatılarak, en uzun süreli desteğin de altıncı bölgede yapılacak yatırımlar için öngörüldüğünü belirtti.
6. BÖLGE, İŞ GÜCÜ MALİYETİ AÇISINDAN EN AVANTAJLI BÖLGESİ OLDU
Altıncı bölge için genişleyen sektörel kapsamın, iş gücü maliyetlerini azaltmaya yönelik destekler ve finansman imkanlarının genişletilmesi gibi bölgesel kalkınmayı hızlandırıcı yaklaşımların benimsendiğini vurgulayan Aksoy, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Gelir vergisi stopajı ve sigorta pirimi işçi hissesi desteği ile altıncı bölge, iş gücü maliyeti açısından ülkemizin en avantajlı bölgesi haline geliyor. Bölgesel teşvik uygulamalarında yeni bir bölgesel harita-il bazlı bölgesel teşvik sistemine geçilmiş, destek unsurlarında değişen süre ve oranlar desteklenecek sektörlerin güncellenmiş, sosyo-ekonomik açıdan görece az gelişmiş bölgeye (6. bölge) cazip destekler sağlandı. Yeni sistemde üzerinde hassasiyetle durulan vergi indirimi desteği, münhasıran teşvik belgesine konu yatırımdan elde edilecek kazançlara uygulanmakla birlikte ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölgelerde yatırım yapan firmalar için yatırıma katkı tutarının bir kısmı yatırım döneminde tüm faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar üzerinden uygulanacak.”


CARİ AÇIĞIN AZALTILMASI ADINA ÖNEMLİ TEŞVİKLER VERİLECEK
Aksoy, Girdi Tedarik Stratejisi (GİTES) ve ithalat haritası çerçevesinde cari açığın azaltılması amacıyla ithalat bağımlılığı yüksek ara malları ve ürünlerin üretimine yönelik, uluslararası rekabet gücünü artırma potansiyeline sahip, yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli yatırımların teşvik edilmesi amacıyla yüzde 50’den fazlası ithalatla karşılanan ara malları veya ürünlerinin üretiminin, stratejik yatırımların teşviki kapsamında değerlendirileceğine dikkat çekti. Yeni sistem kapsamında yer alan hususlardan birinin de öncelikli yatırımlarla ilgili teşvikler olduğunu dile getiren Aksoy, bu yatırımların birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölgelerde yer alması durumunda; beşinci bölge desteklerinden yararlanacağını anlattı.
İSTİHDAMLA ARA VE YATIRIM MALLARININ ÜRETİMİ ARTACAK
Aksoy, madencilik yatırımları, demir ve deniz yolu ile yük veya yolcu taşımacılığına yönelik yatırımlar, test merkezleri, rüzgar tüneli niteliğindeki yatırımlar, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri’nde yapılacak turizm yatırımları, özel sektör tarafından gerçekleştirilecek ilk, orta ve lise eğitim yatırımları, yatırım tutarı 20 milyon üzerinde olan; belirli ilaç ve savunma sanayi yatırımlarının da öncelikli yatırımlar kapsamında değerlendirileceğine işaret etti. Yeni teşvik sistemi ile bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesine yönelik daha önce de var olan çalışmaların, bundan sonra daha etkin ve kararlılıkla sürdürüleceğinin ortaya konulduğunu savunan Aksoy, bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesine yönelik çalışmaların yanı sıra Türkiye’nin toplam üretim miktarı ve üretim potansiyelini artırıcı nitelikteki stratejik yatırımlar ve büyük ölçekli yatırımlar da teşvik kapsamında değerlendirildiğini söyledi.
Aksoy, çok yönlü planlanan ve uygulanacak olan bu sistemle bir yandan ülke düzeyinde istihdam seviyesi yükselirken, diğer yandan ara mallar ve yatırım mallarının, yurt içinde üretimine ağırlık verilerek, en önemli iktisadi sorunlarımızdan olan cari açığın kapatılması ve bununla birlikte uluslararası piyasada rekabet gücümüzün artırılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.