Yeni tesvik sistemi faydali olacak (Köse Yazari- Murat Yülek)

small_muratyulek.jpg


Yeni teşvik sistemi faydalı olacak

 

(Köşe Yazarı- Murat Yülek)

Başbakan Tayyip Erdoğan ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan tarafından açıklanan yeni teşvik paketi küçük bir devrimi barındırıyor:

Düzenlemeler, cari açığın düşürülmesi çerçevesinde stratejik olarak belirlenen sektörlerin desteklenmesini amaçlıyor.

2009 yılında yapılan teşvik düzenlemesi üç ana tip desteği kapsıyordu. Bunlardan "genel teşvik uygulamaları", bölgesel ayrım yapmadan belli bir miktarın üzerindeki yatırımları destekliyordu. Destekler KDV istisnası ve makine ithalatında Gümrük Vergisi muafiyetini kapsıyordu. Bazı sektörler teşvik dışında tutuluyordu. Yeni sistemde genel teşvik uygulamalarına tabi yatırımların en az gelişmiş bölgelerde (6. bölgeye ait şehirler) yapılması durumunda istihdamı teşvik etmek için Gelir Vergisi desteği ve sigorta primi (işçi hissesi) destekleri de eklendi.

Bölgesel teşvik uygulamaları eski sistemde Türkiye'yi dört bölgeye ayırarak en az gelişmiş bölgelere en yüksek desteklerin verilmesine dayalıydı. Yeni sistemde bölge sayısı altıya çıktı. Destek miktarları genellikle arttı. Öyle ki, altıncı bölgede (en az gelişmiş bölge) yapılan yatırımlara sağlanan destek, yatırım tutarının yüzde 116'sına ulaşıyor. Altıncı bölgede desteklenecek sektörlerin genişletildiğini de (sektör listesi henüz açıklanmadı) söyleyelim. Yine altıncı bölgede yapılacak yatırımlarda ücret üzerindeki sigorta primlerinin tamamı ve Gelir Vergisi yükü de 10 yıl süreyle ortadan kalkacak. Bu destekler eğer etkili olursa bölgesel kalkınmışlık farklarını, batı kentlerindeki yoğunlaşmayı ve bir de göçü azaltacaktır.

Bölgesel teşvikleri destekleyecek bir unsur da bu bölgelerdeki eğitim yatırımlarının da destek kapsamına alınması. Anlaşılıyor ki bu eğitim yatırımlarının meslekî alanda olması gibi bir öncelik konulmamış ancak yine de iş gücü beceri seviyesinin yatırımcı açısından önemi düşünüldüğünde bu tedbirin faydası ortada.

Büyük ölçekli yatırımlara verilen destekler seçilmiş sektörlerde asgari yatırım tutarı üzerindeki yatırımlara verilen teşvikleri kapsıyordu. Bu sektörler kimya ve rafinasyon, ulaştırma araçları (kara, hava ve demiryolu taşıtları), altyapı (liman, boru hattı gibi), makineler ve tıbbî cihazları kapsıyordu. Yeni düzenlemede asgari yatırım tutarları düşürüldü. Yani, nisbeten daha küçük yatırımlar da teşvik kapsamına girecek. Bu tür yatırımlar KDV istisnası, Gümrük Vergisi muafiyeti, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği ve yatırım yeri tahsisi araçlarıyla desteklenmeye devam edilecek.

"Stratejik" destekler

Yeni düzenlemenin eskisinden en önemli farkı "stratejik" olarak nitelenen sektörlerdeki en az 50 milyon tutarındaki yatırımların bölge ayrımı gözetmeksizin teşvik edilmesi. Öyle ki, yeni düzenlemede bu tür yatırımların, yatırım maliyetlerinin yüzde 70'ine yakın miktarda destekler geldi. Örneğin, sabit yatırım tutarı 50 milyon dolarlık bir yatırıma 33 milyon dolarlık destek verilecek.

Bu destek, cari açığın düşürülmesini hedefliyor. Düzenlemede, stratejik sektörler ithalata bağımlı ara malı üreten sektörler olarak tanımlanmış. Yatırımların "stratejik" olarak nitelenmesi için halihazırda o sektördeki yerli talebin en az yarısının ithalatla karşılanıyor olması ve yatırımdan önceki yıl en az 50 milyon dolarlık ithalat yapılmış olması gerekiyor. Ancak eğer malın halihazırda Türkiye'de üretimi varsa yatırım teşvik kapsamına girmiyor. Bir diğer önemli unsur da, yatırımın teşvik kapsamına girmesi için üretimin en az yüzde 40 oranında yerli katma değere sahip olması gerekiyor.

"Stratejik" başlığı altındaki bu yeni destekler Türkiye'nin son 30 yılı açısından yeni bir deneyim. İthal ikameci politikaların uygulandığı 1980 öncesindeki teşvik düzenlemelerinde adı konulmasa da benzer hedefler vardı.

Çerçeve doğru. Uygulamada ayrıntılar çok önemli olacak. Eğer iyi uygulanırsa, geriye dönük tarafsız değerlendirmelerle sonuca ne kadar ulaşıldığı iyi izlenir ve gerekli değişiklikler yapılırsa yeni teşvik sistemi Türkiye'nin cari açık konusundaki makûs talihini tersine çevirebilir.

Sanayileşmenin gizli tarihi

Cambridge Üniversitesi profesörü Ha-Joon Chang'ın kitabı bu adı taşıyor. Epos tarafından yayımlanan kitabı THK Üni-versitesi'nden Doç. Dr. Emin Akçaoğlu tercüme etmiş. Kitabın savunduğu temel fikir gelişen ülkelerin sanayilerini geliştirmek için önce korumacılıkla işe başladığı, sanayilerinin belli bir seviyeye gelmesinden sonra ise serbest ticaret fikrini diğer ülke pazarlarına hakim olmak için bir silah gibi kullandığı. Chang, işe İngiltere'den başlıyor. İngiltere'nin 15. yüzyıldan itibaren bir taraftan sanayi (tekstil) ürünlerinin ithalatına yüksek tarifeler koyarken diğer taraftan içerideki ham yünün mamul hale gelmesini sağlayacak güçlü bir tekstil sanayii kurmaya çalıştığını anlatıyor. Bu sayede İngiltere koyun yetiştirip yün satan ülke olmaktan çıkıp yünlü tekstilde Hollanda'nın verimlilik seviyelerini geçen bir "sanayi" ülkesi haline geliyor. Chang, kitapta Finlandiya, ABD ve kendi ülkesi olan Kore başta olmak üzere çeşitli ülke tecrübelerinden örnekler veriyor. Tavsiye ederim, okuyun.

Sukuk ihracı artıyor

Vatikan'ın resmî yayın organı Osservatore Romano'nun 3 Mart 2009 tarihli nüshasında İslamî finansman araçlarının finans kuruluşlarıyla borçlanıcıları birbirine yaklaştıran ahlakî prensipler üzerinde kurulduğu söylenmişti. Aynı haberde, konvansiyonel bankaların sukuk gibi araçları kullanabileceği ve Londra Olimpiyatları dahil projeleri bu yolla finanse edebileceği yönünde bankacı görüşleri naklediliyordu.

2011 yılında sukuk ihracı 33 milyar doları aşarak tarihî bir rekor kırdı. Bu yıl mart ortasına kadar ise 10 milyar dolardan fazla yeni ihraç yapıldı. Sukukların maliyetleri de yüzde 4'lerin altına indi. Sukuk çoğunlukla Körfez bölgesi ve Malezya tarafından ihraç ediliyor. Ancak Güney Afrika'dan Almanya'ya hükümranlar, Goldman Sachs'a kadar finans kuruluşları sukuk ihraç ettiler veya etme sürecindeler. Talep ise daha çok Körfez bölgesinden geliyor. Türkiye'de ilk ihracı Kuveyt Türk yapmıştı.

Öte yandan sukuk ihracı konusuna İngiltere büyük ilgi gösteriyor. Bunda bir taraftan Gordon Brown'ın desteklediği Londra'nın İslamî finansın merkezi olması fikri diğer taraftan da tüm dünyada giderek artan miktarda yatırımın İslami finansman ürünlerine akması yatıyor. İngiliz hükümeti planladığı sukuk ihracını şimdilik rafa kaldırmış görünüyor. Buna karşılık İngilizler hukuk şirketi Norton Rose'a bakılırsa 2020 Londra Olimpiyatları için bir sukuk ihracını düşünüyorlar. Basında çıkan haberlere göre, sukuk ihracı Tesco gibi büyük İngiliz firmalarının da gündeminde.

Sukuk hem kamu hem özel kesimimiz açısından cazip bir finansal kaynak. Sermayeye aç ülkemizde bu kaynağın keşfedilmesi gerekiyor