Danıştay Yedinci Dairesi, tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinen şirketlere ait kamu alacaklarının tahsilinde kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin önemli bir karara imza attı. 2025/3505 esas ve 2026/22 karar sayılı dosyada, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin verdiği iptal kararı hukuka uygun bulunarak onandı.
Uyuşmazlık, tasfiyesi tamamlanarak tüzel kişiliği sona eren bir şirket adına düzenlenen ek tahakkuk ve para cezasının tahsili amacıyla, şirket yetkilisi adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesi üzerine açılan davadan kaynaklandı.
İlk derece mahkemesi, kamu alacağının şirket adına kesinleştiği ve süresinde ödenmediği gerekçesiyle davayı reddetti. Ancak istinaf incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesi, şirketin tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edilmiş olması nedeniyle, tüzel kişiliği sona eren bir şirket adına yürütülen tahsil sürecinin usulüne uygun şekilde tamamlanmadığını ve bu nedenle kanuni temsilci adına doğrudan ödeme emri düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu değerlendirdi.
Danıştay Yedinci Dairesi de yaptığı temyiz incelemesinde, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğuna hükmederek idarenin temyiz talebini reddetti. Kararda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında ileri sürülen temyiz nedenlerinin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı açıkça ifade edildi.
Karar ile birlikte, kamu alacağının tahsilinde öncelikle asıl borçlu şirket nezdinde sürecin usulüne uygun şekilde tamamlanması gerektiği, şirketin tüzel kişiliğinin sona ermiş olması halinde ise doğrudan kanuni temsilciye gidilemeyeceği yönünde önemli bir içtihat ortaya konuldu.
Uzmanlar, söz konusu kararın özellikle tasfiye sürecine giren veya sicilden terkin edilen şirketlere ilişkin gümrük ve vergi borçlarında idarenin işlem tesis ederken daha dikkatli olması gerektiğini ortaya koyduğunu ve uygulamada önemli değişikliklere yol açabileceğini belirtiyor.
Bu içerik www.gumrukmusavir.com tarafından hazırlanmıştır.