GDO Tartismalari Ihracatta Büyük Gelir Kaybi Yaratti (11.06.2012)

small_GDO1.bmp


İSTANBUL - Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rint Akyüz, gıda sektörünün en büyük sıkıntıyı haber kirliliğinden gördüğünü savunarak, “GDO konusunda yaşanan sıkıntılar yüzünden Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatı durdu. Kendi haberlerimizle kendimizi vurduk. Yumru domatesleri göstererek domateslerGDO’lu denildi.

Domateste GDO yok ama bunu Rusya’ya anlatamadık. Rusya medyada çıkan haberler yüzünden kapıları kapattı” diye konuştu. GDO söylentilerinin sektöre verdiği zararın büyük olduğunu belirten Akyüz şu açıklamayı yaptı:
“Bugün GDO meselesi öyle bir kilitlenmiş ki herkes GDO’nun müthiş kötü zehir bir şey olduğunu düşünüyor. GDO’nun D’sini bile duymak istemiyor. Bunlar bilimsel açıdan GDO’nun önünü tıkayarak bilimsel araştırmayı ve ihaleyi başkasına ihale etmesine neden oluyor. Onlar yapıyorsa iyidir, patentini alıyor, o patenti de size isterse veriyor, istemezse vermiyor, GDO’lu tohum yapıyorlar, tohum kısır, o yüzden her defasından tohum almak zorundasınız. Çünkü teknolojininde geninde sahibi onlar.”

GDO araştırmalarının Türkiye’de cezası hapis

Türkiye’de GDO araştırmaların hapisle cezalandırıldığını kaydeden Akyüz, “Dünyada araştırmanın
cezalandırıldığı tek ülke konumundayız. Bugün sanayici GDO açısından çok büyük sıkıntı içinde ve
bu sıkıntı GDO’lu ürün kullanmak değil, sıkıntı GDO’suz ürün ithal edememekten kaynaklanıyor. Artık
kendi ana hammaddemizi getiremez durumdayız” dedi. “Biyogüvenlik Kurulu genleri tanımlamadığı
için ve toleranslar belli olmadığı için her gelen ürün bulaşıklığa takılıyor” diyen Akyüz, “Bütün dünyada bulaşma oranları binde birin üzerinde bunu bütün dünya kabul etmiş vaziyette fakat biz kabul etmiyoruz. Kabul etmediği içinde GDO’lu olmadığına adımız gibi emin olduğumuz bir şeyde bulaşıklık çıkabiliyor. Bunu anlattığımızda Biyogüvenlik Kurulu karar verecek deniliyor” dedi. Ancak kurulun da karar vermede önünün tıkanmış olduğunu kaydeden Akyüz, “Çünkü üretimi yasaklı, bu nedenle gen sahibine müracaatı isteniyor. Gen sahibinin ise ticari bir beklentisi yok, bu nedenle gelmiyor, gelmeyince sistemi çalıştıramıyorsunuz. Ayrıca hapis cezası söz konusu, bu durumda neden gelsin ki” dedi.

GDO konusunda korku ve panik yaratılıyor

GDO konusunda yaratılan korku ve paniğin çok fazla olduğunu dile getiren Akyüz, artık bu konunun bir tabu gibi konuşulmaz durumda olduğunu ileterek, “Bu açmazların aşılması için el birliğiyle çalışmak gerekiyor” dedi. Türkiye’de gıda güvenliği konusunun oturtabilmesi için kayıtdışılığın bitirilmesinin gerektiğine dikkat çeken Akyüz, “Peynir ve sucukların gerçek fiyatlarının yarısına satılan ürünlerin nedeni merdiven altı üretimdir” dedi.

Akyüz, bunun Türkiye’ye ciddi maliyeti olduğunu dile getirdi. Sadece işlenmiş gıda ürünlerinde ihracatın 9 milyar dolara geldiğini kaydeden Akyüz, 5 milyar dolara yakın da ithalatın olduğunu ifade ederek, “Bu ürünlerin büyük bölümü ise Gümrük Birliği’nin olduğu AB ülkelerine gidiyor. Böyle bir topluluğa geçen yıl 2 milyar dolara aşkın işlenmiş gıda ihracatı yapmışız. Bu dengeyi asılsız haberlerle bozmak sanayi açısından büyük sıkıntı yaratıyor” dedi. Akyüz, coğrafyamızda 1 milyara
yakın nüfus bulunduğunu ve yılda 600 milyar dolarlık ticaret yaptığına işaret ederek, “Biz bu pazarın
9 milyar dolarını yani yüzde 1.5’ ini alabilmişiz” yorumunu yaptı.

KDV oranları düştü, işletme sayısı 40 bine çıktı

KDV’nin yüzde 18’den 8’e düşürülmesinin sektördeki yüzde 10’luk vergi yükünü azalttığını bununda
işletme sayısını artırdığını aktaran Akyüz, 17 bin işletmeden 40 bin işletmeye çıktıklarını söyledi. Hükümetten gıdada vergilerin yüzde 1’e indirilmesini istediklerini anlatan Akyüz, “Şimdi KDV ile ilgili başka bir sıkıntı yaşıyoruz. KDV’de hammaddeler yüzde 18’lerde. Sattığınızda yüzde 1 ve 8’lerde satılan gıda ürünleri var. Üstünüzde kalan KDV’yi eskiden belirli vergiden mahsup ederek alıyorduk. Şimdi bunu da yapamıyoruz. Halbuki, yüzde 1’e düştüğü zaman piyasadaki cazibesi biraz daha azalacak” dedi. Devletin teşvik sisteminin değişmesi gerektiğine de işaret eden Akyüz, “Sübvansiyonu fiyatla yaparsanız, bir ülkenin tarımını öldürürsünüz. Bir ara doğrudan gelir desteğine başladılar sonradan bundan döndüler, AB’de 100 dönüm araziniz varsa siz burada istediğiniz gibi üretim yapabiliyorsunuz. Ürettiğiniz sürece devlet sizin ektiğinizle ilgilenmiyor. Ancak ektiğiniz belli verimler içinde ispat etmek ve sattığınız kaydı ile ispatladığınızda metrekare başına bir gelir desteği veriyor. Bu tevsik sistemini çözemezsek biz kendi hammaddemizin fiyatını belirleyemeyiz” diye konuştu.

Çiftçi para eden ürünü borsadan öğrenmeli

Çiftçinin en iyi para eden ürünü ekmesini öneren Rint Akyüz, “Bunun da ne olduğunu borsadan öğrenecekler. Devlet söylemeyecek. Bugün ne kadar mısır 500 TL olsa da, enflasyon yüzde 10, çiftçiyi koruma için de yüzde 20 verildiğinde fiyat 600 TL oluyor. Bizim bu aymazlıktan vazgeçmemiz lazım. İhraç edemiyoruz çünkü fiyat çok pahalı. Halbuki çiftçi kayıt sistemi ile doğrudan gelir sistemi işletilse bu işten vazgeçmek mümkün” dedi.

5 yıl sonra en büyük imalatçı olacağız

Gıdanın artık Türkiye’nin ikinci büyük imalat sektörü olduğunu tarımla birlikte ise 62 milyar dolarlık bir hacme sahip olduğunu anlatan Rint Akyüz, “5 yıldır da en büyük sektörü olmaya devam ediyor. 5 yıl sonra ise en büyük sektörü olacağız. Çünkü hammadde açısından bir gücümüz var. Başka ülkelerden farklı olarak kendi hammaddesini deüretebilen bu açıdan rekabet yapma kabiliyeti olan bir ülke“ yorumunu yaptı.
http://dunya.com/gdo-tartismalari-ihracatta-buyuk-gelir-kaybi-yaratti-156697h.htm